Dating Offer

519 66 123
                                        

Bu olayı bir örnekle açıklamamız gerekirse...

Birkaç saattir ekrana boş boş bakıyordum. Yazdığım kitap üzerinde çalışırken tam da bu noktada tıkanmıştım, tanımını yaptığım duruma örnek bulamıyordum. Çünkü kafam fazlasıyla doluydu.

Bir anda neden yaptığımı anlamadan telefonu elime alıp Dean'in numarasını tuşladım. Arama tuşu ile aramda sadece santimetreler varken bundan hemen vazgeçtim. Yani, onu arayıp ne diyebilirdim ki?

Merhaba Dean. Şey... ben yazdığım kitaba odaklanamıyorum çünkü seni düşünüyorum. Bana yardımcı olur musun?

Kendime karşı gözlerimi devirdim ve telefonu elimden bıraktım.

O an aklıma gelen fikirle gülümsedim

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

O an aklıma gelen fikirle gülümsedim. İşini şansa bırakmak bana göre bir durum değildi, ama şuanda böyle bir şeye ihtiyacım vardı. Gözlerimi kapatarak telefonumu masada çevirdim. Bir süre dönme sesi geldi. Ses durduğu anda gözlerim kapalı şekilde ekrana bastım ve arkama yaslandım.

Bunu yaptığıma inanamıyordum. Kalbim hızla çarpmaya başladığı zaman beklemeye koyuldum. Onu arayıp aramadığımı bilmiyordum bile. Beklediğim süre zarfı yıllarla yarışabilirdi.

"Alo?"

Sesi duyduğumda kalbimi yokladım. Gözlerimi hemen açıp ekrana baktım. Gerçekten açmıştı.

"Hey stalker. Orada mısın?"

Nefesim kesilmişti ve cevap veremiyordum. Telefonu kulağıma yasladım.

"Bebeğim, cevap verecek misin? Çünkü bilirsin, erken kapatma sorunum var."

Arsızca güldüğü zaman ben de sessizce gülmüştüm

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Arsızca güldüğü zaman ben de sessizce gülmüştüm. Bu adamın bel altı esprileri rahatsız edici bir şekilde komikti.

"Merhaba Dean."

"Ah, doktor. Sen miydin?"

Arsızca çıkan sesi ciddileşmişti.

"Şaşkınım, yani seninle görüşebilmek için genelde zorla girerim."

Dünyanın en normal şeyiymiş gibi söylemesi ile görmediğini bilsem de gözlerimi kocaman açmıştım.

"Yani evine! Ya da odana."

Düzelttiği zaman yine güldüm. Şimdiden keyfim yerine gelmişti.

"Neden güldün? Yoksa tercihin farklı mı olurd..."

"Tamam dur! Sarhoşsun, değil mi?"

Onu durdurduğum zaman boğazını temizledi.

"Bugün içtiğim tek şey sodaydı. Alkol oranı yoksa tamamen temizim."

Şaşırmıştım. Sessiz kaldığım için iç çekti.

"Seni aradığım için numaranı değiştirmiştin. Şimdi o numarayı bana kendin veriyorsun."

Bunu neden yaptığımı bilmiyordum. Bir haftadır onu görmemiştim ve bana ulaşmaya çalışmaması da nedensizce canımı sıkmıştı. Geçen hafta evime geldiğinde beni rahatsız etmeyeceğini söylemişti ve o an bu fikir hoşuma gitmişti. Ama sözünde durması işime gelmemişti.

Şuanda ona verecek bir cevabım yoktu.

"Neyse, bunların bir önemi yok. Bir sorun var. Ne oldu Novak?"

Boğazımı temizledim ve oturuşumu dikleştirdim.

"Seni aramam için bir sorun olması mı gerekmeliydi?"

"Aksini umsam da, evet."

Aslında haklıydı. Ama ona 'seni amansızca özledim ve bu özlem arsızlaştığı için sesini duymak istedim.' diyemezdim.

"Şey... Dean..."

"Seni dinliyorum Cass."

Gözlerimi odada çevirdim. Demek ki hastalarım onlara sorunlarını sorduğum zaman böyle hissediyorlardı.

"Bir kitap üzerinde çalışıyorum. Ama bloklandım. Lanet parmaklarımdan anlamlı tek bir harf çıkmıyor."

Telefonun arkasından hmm'ladığı zaman gözlerimi devirdim. Şimdi o da benmişim gibi davranıyordu.

"En son ne zaman kendine vakit ayırdın?"

Güzel bir soruydu. Ama yanıtını bulmak epey zor olacaktı.

"Arkadaşlarımla çıktım."

Bu doğruydu. Kolej arkadaşlarımla buluşup yemek yemiştim.

"Ne zaman?"

Düşündüm.

"Sanırım... 2 ay önce."

Beklemediğim şekilde püskürtme sesi geldi.

"Ne! Sen ciddi misin? 2 aydır o lanet odada insanların sorunlarını dinleyip eve gidince de kitap mı yazıyorsun?"

"Hayatımın hikayesi."

Özetle durum böyleydi.

"Ah Cass... Eminim şuanda gri eşofman takımınla oturmuş gözlüklerin de hâlâ kafandayken şaşkın şaşkın etrafı süzüyorsun. Ve bahse varım kanında bir damla bile alkol yok."

"Aslında... Sadece iç çamaşırımlayım."

Sessizlik oluştuğu zaman bu gereksiz bilgiyi durduk yerde ona verdiğim için kafama bir tane vurdum.

"Bunu bildiğim iyi oldu. Yoksa sen... Bilirsin. Şey mi yapıyordun?"

"Şey yapıyor olsam seni neden arayayım!"

Kendimi savunmak için tek solukta söylediğim cümleye karşılık kısaca güldü.

"Bilmem, yardımcı olmamı istemiş olabilirsin. Telefon sekslerinde harikayımdır."

Yanaklarım ısınmıştı. Görmediği için şanslıydım.

"Dean..."

"Sadece şaka yapıyorum doktor! O güzel kıçına bir pantolon geçir ve kapıya çık."

Güzel kıçım olduğunu mu düşünüyordu? Bu adam laf arasında bile beni heyecandan öldürüyordu.

"Nereye gideceğim?"

"Kafanı toplamak istemiyor musun?"

Şuan istediğim buydu. Çünkü kitaba hiçbir şekilde yoğunlaşamıyordum ve bu artık canımı sıkıyordu. Söz verdiğim güne yetiştirememekten korkuyordum.

"Bunun için önce kafanı dağıtman gerekiyor. Ve bu gece seninle bunu yapacağız."

"Dean, buna hiç gere..."

"Uyumlu mu giyinsek? Bilirsin, ilk randevumuz falan..."

Şaşkınlıktan terler dökmeye başlamıştım.

"Sen aklını mı kaçırdın?"

"Sadece takılıyorum Novak. Seni birazdan alırım."

Cevap vermeme fırsat bırakmadan telefonu yüzüme kapattı, ama ben telefonu kulağımdan uzaklaştıramamıştım. Şaşkınlıktan açılan ağzımı yeni fark etmiştim ve geri kapatamıyordum.

Yanlış mı düşünüyordum yoksa bu, hetero adamın birinden aldığım bir çıkma teklifi miydi?

Unprofessional Love | DestielHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin