Bölüm 11

2.1K 234 408
                                        


Gece saat 1'i gösterirken Hoseok elindeki kahveyle oturduğu yerden acildeki nöbetine küfürler etmekle meşguldü. Doktorluğunun daha ilk yıllarıydı, bölümünü de daha yeni seçmişti. Pediatri bölümünü seçerken daha rahat edeceğini düşünmüştü, sonuçta çocuklarla arası gayet iyiydi, ilgisini çeken bir daldı, işe keyifle gideceğini zannetmişti ama yanılmıştı. Daha ilk aylarında yoğun bir program oluşturmuşlardı, resmen bu mesleği neden seçtin dermişcesine bütün işleri bir anda üstüne yıkmış, umut dolu adamı bir anda dünyanın en bitik insanına çevirmişlerdi.

Dün, klinikteki işler yeteri kadar yoğunken bugüne nöbet yazmaları, hem de acile yazmaları Hoseok için bardağı taşıran son damla olmuştu. Şimdi acilde nöbet tutmak demek, bütün gece gerilmek demekti. Çocuk acili olsaydı belki korkularını bir kenara itebilirdi ama yetişkin acilinde çalışacaktı, kendi alanı bile değilken gece yarısı çalışan tek doktor olması sinirlerini bozmuştu. Ya bir anda trafik kazası sonucunda bir hasta gelseydi o zaman ne yapacaktı, ilk yıllarında öğrendiği bilgiler çoktan beynini terk etmişti? Tek bir hata yapma şansı bile yoktu, yanında yardım etmek için hemşireler olsa da tüm sorumluluk kendisindeydi.

Henüz hasta gelmediği için sedyelerden birine yayılmış dinlenirken sessiz ortamı bozarak oldukça gürültülü bir giriş yapan çifte kaymıştı bakışları. Otomatik kapıdan giren ikili anında tüm çalışanların dikkatini çekmişti. Sarı saçlı adam acı ifadesiyle topallarayarak yanındaki adama tutunuyordu. Yanındaki adamsa tamamen canından bezmiş gibiydi, bir koluyla topallayan bedene destek olmaya çalışırken diğer koluyla da minik bir bebeği tutuyordu, bebeğin ağlamaya başlaması onu daha çok germiş gibiydi.

Hoseok ne kadar bakarsa baksın bu çiftin başına gelen şeyi anlayamamıştı, siyah saçlı gencin üstünde gayet resmi bir şekilde beyaz gömlek ve siyah kravat varken altında tamamen tezat bir şekilde kırmızı renkte eşofman ve ev terlikleri vardı, yanında destek olduğu adam normal bir şekilde eşofman giyse de onun da ayakkabıları yerine ayağının birinde ev terliği vardı, diğer ayağında terlik bile yoktu, büyük ihtimalle evden aceleyle çıktılar diye düşünmüştü.

Yoongi sonunda acile ulaşmış olmanın sevincini yaşayarak "Geldik işte, sonunda geldik!" Diye bağırmıştı. Buraya ulaşabilmek için o kadar büyük sıkıntılar çekmişti ki, sırtından aşağı doğru inen ter damlalarını bile hissedebiliyordu. Jimin'in sıkışan ayağını kurtarmak tam yarım saatlerini almıştı, ayak bileğini ellediği anda çığlıklar atması da Yoongi'nin işini sanki kolaymış gibi daha da zor hale getirmişti. Bir yandan ağlayan bebeği giydirip peşlerinden sürüklemek, bir yandan da sürekli inleyen ve ayağını asla yere basamayan Jimin'i taşımak bütün enerjisinin çekilmesine sebep olmuştu. Sonunda acil yazısını görüp, buraya ulaştıklarında çölde su bulmuş gibi şükretmeye başlamıştı.

Jimin'in bedenini yavaşça sedyeye yatırırken suratını acı çektiği için şekilden şekile sokması, içinde minik bir sızıya yol açmıştı. Buraya gelene kadar ona söylemediği söz kalmamıştı, zor ve yorucu bir günün sonunda başlarına bu işi açması yüzünden Yoongi ağzına dahi almadığı küfürleri ayağı sıkışan bedene sıralamıştı. Bu yüzden sedyedeki bedene bakarken aklına söylediği sözler gelmiş ve utançla kafasını eğmesine sebep olmuştu.

Yoongi bu şekilde hissetse de Jimin için olay daha farklıydı, garip bir şekilde duyduğu küfürler onu sinirlendirmemiş ya da üzmemişti. Yoongi kızaran suratıyla bir yandan ayağını yataktan kurtarmaya çalışırken bir yandan küfürler edince Jimin acısını bir kenara bırakıp kahkaha patlatmamak için kendini zor tutmuştu. Hatta Yoongi elini ağzıyla kapatmasının sebebini acı çekmesi zannetse de, o gülmemek için büyük bir çaba sarf etmişti. Şimdi suçluluk duygusuyla kafasını eğerek yeri izleyen beden gözünde fazlasıyla tatlıydı.

IDYLLIC // yoonminBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin