~M A T T H I A S~
Sabahın ilk ışıklarıyla gözümü açmıştım, her ne kadar yatak yumuşacık ve kocaman olsa da daha fazla uyuyamamıştım.
Camı açtım ve ormanın o mükemmel kokusunu içime çektim. Gözlerimi kapatıp anda kalmayı dilerken kapım çaldı, biri içeri girmek için benden emir bekliyordu.
"Buyurun." dedim sakince.
"Günaydın, Bay Johan herkesi arenada bekliyor. Dövüş antrenmanı yapılacak." Kaşlarımı çatmıştım, bundan ne ara haberimiz olmuştu. Başımı ifademe tezat bir şekilde onaylarcasına salladım.
Dolabı açtım ve benim için ayarlanan kıyafetlere göz gezdirdim. Neydi bu? Herkes kendi gücünün rengine göre mi giyiniyordu? Çünkü benim için verilen kıyafetlerin çoğu koyu turuncuydu ve sol üstlerinde ise alev işareti vardı. Gözümle hemen en sade şeyi aradım ve siyah bir eşofman buldum, üstüme ise sol üstü canlı bir turuncuyla alev deseni işlenmiş siyah bir tişört geçirdim. İyice hazırlandıktan sonra odadan çıktım ve arenaya doğru yürüdüm.
Arenanın ortasına büyük bir ring konulmuştu, diğer yanlarında ise kum torbaları ve birçok alet vardı.
Etrafıma bakınırken Jocelyn'i gördüm. Altın sarısı saçlarını tepeden sıkı bir at kuyruğu yapmıştı, üstünde ise siyah şort ve bluz vardı. Benim işaretimin aksine onun kıyafetlerinde dört element de bulunuyordu, hepsi bir çember oluşturmuş ve ortaya çok güzel bir görüntü çıkartmışlardı. Gri gözleri beni bulduğunda başıyla selam verdi, karşılık verdim ve ona doğru ilerlemeye başladım. Tam yanına gelmiştim ki yanımıza hızlıca Johan geldi.
"Konuşmalıyız!" dedi ve hızla odasına doğru ilerlemeye başladı. Jocelyn'le birbirimize bakarak kalakalsak da iki saniye sonra kendimizi toparlamış ve hızlıca Johan'ın arkasından odaya girmiştik.
————————————————
~J O C E L Y N~
Hızlıca odaya girdiğimizde Johan karşımızda ciddi bir ifadeyle duruyordu.
"Uzatmadan konuya girmeliyim." dedi ve ellerini ovuşturdu. "Tekrardan düşman olmalısınız."
"Ne?!" İkimiz aynı anda konuşmuştuk.
"Sebep?!" dedi Matthias benim yüzümdeki şaşkınlık hâlâ tazeyken.
"En iyiler lazım, bu yüzden tekrar iki tarafa ayrılmalısınız." dedi ve devam etti "şu an Kuzey ve Güney'in arası düzelmeye başlıyor ve bu Ata'nın istediği en son şey."
Alayla bir kahkaha patlattım ve ona doğru bir adım attım, benden uzun olması ve gözüne bakmak için kafamı dikine kaldırma ihtiyacım bile umurumda değildi. "Burada o iki tarafı sadece isim üzerinde kurabilir senin Ata'n." dedim ve baş parmağımı kaldırıp göğsüne doğrulttum. "Burada kimseyi aç bırakamazsın ya da eşitsizlik sağlayamazsın!"
"Aslında olay 'yapabilme' mevzusuna gelirse, evet yapabilirim ama neden yapayım." tebessüm etti ve göz kırptı, sanki bana 'dün konuştuklarımızı hatırla Jocelyn' der gibi bakıyordu. "İstenen bu, bugün tekrardan ikiye ayrılacaksınız ve dövüş antrenmanı yapacaksınız." dedi emir verici bir tonlamayla. Sinirden dişlerimi sıktım ve elimi yumruk yaptım, bu adam benim kurduğum bağları yıkmaya mı çalışıyordu?!
"Üstelik," dedi ve yüzüne pis bir gülümseme yerleşti.
"Siz ikinizi eşleştirdim, birlikte dövüşeceksiniz."
Şaşkınlıkla ona baktım hatta fikrini değiştirsin diye biraz da sertçe baktım ama umurunda bile olmadı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Asiller ve Asiler
FantasyHenüz açıklama yapılmayacaktır... :) Bu güzel dünyayı öğrenmek için okumaya başlamayı unutma. #4 DİSTOPYA 21.05.2021
