20 {I. Kitap Finali}

34 10 45
                                        

     ~M  A  T  T  H  I  A  S~

Gerçekler... hep can yakmak zorunda mıydı? Hep sonradan öğrenilmek ve hep yıkıp geçmek zorunda mıydı?

Tüm hayatımın aslında bir oyundan, bir plandan ibaret olduğunu sadece birkaç dakika önce öğrenmiştim.

Bariyer çöküp Jocelyn'le Johan yere yığıldıkları sırada etrafı helikopter sesleri doldurmuştu. Johan ölmüştü, peki ya Jocelyn?

Onu son kez gözleri mutlulukla kapanırken görmüştüm. Hemen sonrasında benim de bilincim kapanmış ve Arethlone'un sarayında uyanmıştım.
Sonunda dünyadaydık ama şimdi ortada ne doğa vardı ne de insan.

Her şey yok olmuş, her yer yıkılmıştı. Dünya bir enkaza dönüşmüştü ve tek kalan bizlerdik, kalan birkaç kişinin ise peşine düşecektik.

"Matthias iyi misin?" Melanie yanıma gelmişti, alev rengi uzun, kabarık elbisesi yıpranmıştı.

Kollarımı ihtişamlı balkonun korkuluklarına dayadım ve bıkkınlıkla nefes alıp verdim.
"Jocelyn iyi olana kadar iyi olmayacağım Melanie. Bana bunu sorup durma." Arkamı dönüp yanından ayrılmak istediğimde ise Melanie donup kalmıştı.

"Seviyorsun onu, değil mi?" sesi titremişti.

Kafamı çevirdim ve sırtım hâla ona dönükken yandan baktım; gözleri dolmuştu.

Dişlerimi sıktım ve başımı önüme çevirip içeri girdim.

Burada Kuzey ve Güney diye bir şey kalmamıştı, herkes tam da Jocelyn'in istediği gibi birlikteydi. Kimse kavga çıkarmıyor, kimse birbirine sataşmıyordu. Hepimiz sonunda bir olmuştuk.

Yandan geçen şifacılara gözüm ilişti ve hızla yanlarına gittim.

"Jocelyn nasıl?" sustular.
Zorlukla yutkundum ve diğerine sordum "Jocelyn'in durumu nasıl?!"
Hepsi sadece bana bakmakla yetinirken bağırmaya ve etraftaki bir şeyleri tekmelemeye çalışmıştım.
"Söylesenize Jocelyn nasıl!?"
Bir şifacının yakasına yapıştığımda adamın şaşkın ve ürkmüş bakışları üstüme ilişmişti.
"Yaşıyor mu?" fısıldamıştım çünkü bu cümleye gelecek olumsuz yanıt beni yerle bir edebilirdi.

"Bir cevap ver! Yaşıyor mu!?" Adamı boğazından tuttum ve kaldırdım. "Konuş!"

"O-o"

"O ne!?" Diye bağırdım

"O ö-öldü." Gözlerim şaşkınlıkla açılırken kalbime derin bir acı saplanmıştı. Gözlerim dolarken başımı iki yana salladım. "Yalan söylüyorsun!" bağırdım, hatta öyle bir bağırdım ki boğazıma acılar girmiş ve saray sesimle yankılanmıştı.

"Yalan söylüyorsun! Doğru değil!" Geriye doğru sendelediğimde göğsüme oturan tarifsiz ağrının farkına varmıştım. Ellerim titriyor ve istem dışı yanmaya başlıyordu. Göğsüm hızla kalkıp iniyordu.

Etraftakilerin gözleri beni korkuyla süzüyordu, dışarıdan nasıl gözüktüğüm bile umrumda değildi.

Hızla sarayın kapısına yöneldim ve muhafızları umursamadan kapıyı açıp çıktım.

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: May 28, 2021 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

Asiller ve AsilerHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin