Play with fire

3.3K 210 737
                                        








    Baekhyun

Gizli yerimde oturmuş, elimdeki çikolatalı sütle yağan karı izlerken gündüz vakti bile manzaranın nasıl bu kadar güzel olabildiğini sorguluyordum. Yağan kar, sanki biri küre sallıyormuşçasına gökyüzünden süzülüyor ve ağaçları beyaza boyamaya devam ediyordu. Topraklar, tarlalar hatta evler bile karlar altında kalmıştı fakat bu manzarada yine de bir şeyler eksik gibiydi.

Gözlerim sürekli ayçiçeklerini arıyordu sanki. Onların dans edişini izlerken hayallere dalmayı ve çocukluk günlerime geri dönmeyi çok özlemiştim. Ama bu, benim için çok büyük bir sorun değildi çünkü yakında kavuşacağımızı biliyordum. Bahar geldiğinde tekrar açacaklar ve bana görsel bir şölen yaşatacaklardı.

Açıkçası eğer bir şansım olsaydı hayatım boyunca ayçiçeklerinin arasında yaşamak isterdim. Her sabah kalktığımda güne onlarla başlamak ve gece yıldızların onları süslediği vakitte iyi geceler dilemek... Ama yaşadığım yer, Seoul'ün merkezi olduğu için bu hayal biraz fazla uçuk gibiydi. Asfaltın arasına mı dikecektim ayçiçeklerini?

Sıkıntılı bir nefes verdiğimde gözlerim, tarlaların biraz ilerisinde duran ve küçük bir kulübeyi andıran serayı bulmuştu. Aklıma Chanyeol'la o serada yaşadığım anılar doluştuğunda yüzümü yine bir tebessüm kapladı. Küçük uzaylının bizi yakınlaştırmasına bile minnettardım aslında. Onun sayesinde kabullenebilmiştim bazı şeyleri. Sehun'dan daha çok kârı dokunmuştu bana ehehehe.

Bu düşüncelerle kıkırdadığımda aklıma düşen Chanyeol'la yine iç çektim. Üç gün önce yaşadığımız o tuhaf durumdan sonra ondan kaçmış olduğum için hasret giderememiştik birbirimizle.

Kaçmamın nedeni de o gece yaşananlardı maalesef. Göstermiş olduğum cesur davranış, o an çok hoşuma gitmiş olsa da koğuşa geri dönüp başımı yastığıma koyduğum an, sorgulatmıştı bana kendini. Gerçekten utanç verici olmuştu benim açımdan.

O da sanki ne hissettiğimi anlamış gibi bana alışmam için biraz zaman vermiş gibiydi. Ve bu denli düşünceli olması açıkçası etkilemişti beni. Bana gerçekten değer verdiğini sadece bakışlarından bile hissedebiliyordum.

Bu düşüncelerle çikolatalı sütümden bir fırt daha çektiğimde ağzıma bir şey gelmemesiyle sinirlenerek kutuyu salladım. Lan, niye bittin! Ne güzel hayallere dalmıştım!

"Hayvan gibi içersen biter kanka. Bitmemesi için küçük yudumlar alman lazım."

Gelen sesle birden irkilerek arkama döndüğümde ayıcığın kiremitlerden atlayıp yanıma oturmasıyla şaşkınca bakmıştım ona. "Sen nereden çıktın?"

Söylediğimle göz deviren Jongin, "Sehun gibi ebenin amından esprisini yaptırma bana, kanki. 12'li çikolatalı süt paketimi sayıp içinde tam 11 tane kaldığını görmemle araştırmalara başladım ve ayaklarım beni buraya getirdi. Görüyorum ki tahminlerimde yanılmamışım." dediğinde sevimlice gülerek başımı omzuna yaslamıştım. Yakalanmıştım ehehehe.

"Canım çekmişti Jonginniee! Kızma bana!" diye mırladığımda Jongin de kıkırdayarak saçlarımı karıştırdı. "Tam bir köpek yavrususun. Biliyorsun, değil mi?"

Köpek yavrusu mu...

Birden kaşlarımı çatarak dik pozisyona geldiğimde Jongin'e "Sen öyle söyleme." diye celallendim. O lakap, bir tek Chanyeol'un ağzından duyduğumda hoşuma gidiyordu çünkü.

Hey, Soldier! (Chanbaek)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin