Baekhyun
"Baekhyun, hâlâ nasıl bu kadar sakin kalabiliyorsun? Senin yerinde ben olsam ölü köpek numarası yaparak bu işten sıyrılmaya çalışırdım. En azından hayvanseverler sahip çıkardı cesedime."
Diğerleri Chen'in sözleriyle kıkırdarken ben ise bakışlarımı patatesten ayırıp kendi çapında espri yapan zil sesine göz devirmiştim. Zaten kederliydim bir de bunlar üstüme oynuyordu.
Geçen gün yaşadığım o talihsiz olay yüzünden kendimi, çıkacak olan fırtınadan kaçamayacak zavallı bir bitki gibi hissediyordum. Kara bulutlar etrafımı sarmıştı ve benimle dalga geçmeye devam ediyordu, tıpkı şerefsiz arkadaşlarım gibi.
İki sıra uzağımdaki masada oturan adam ise beni yutan o kasırga olacaktı. Bakışlarımı ona odakladığımda yaşadığım stresten dolayı boğazımda oluşan kuruluğu gidermek amacıyla birkaç kez yutkunmam gerekmişti.
Yeni gelen binbaşı Kris'in anlattığı şeyleri ciddiyetle dinleyip yorum yaparken yüzünde mimik oynamaması gerçekten korkutucuydu. Bu adam, sadece bakışlarıyla bile sizi dondurabilecek güce sahipti ve onu ilk görüşümden beri de bu düşüncem değişmemişti.
Aslında ön yargılı bir insan olduğumu kesinlikle düşünmüyordum fakat bir hafta önce olan olaylardan sonra böyle hissetmem de oldukça normaldi. Sonuçta, hangi komutan ona hakaret eden askeri sadece uyarıp yoluna devam ederdi ki? Komutan Soo, beni duymuş olsa büyük ihtimalle şu an ailem, cesedimin başında ağlıyor olurdu. Acaba bu, komutan Chanyeol'un lügatında seni sikime bile takmıyorum demek mi oluyordu?
Peki ya tüm sessizliği doğru anı beklemesinden kaynaklanıyorsa? İlk fırsatta bu durumu bana karşı kullanırsa ne bok yiyecektim? Sonra Chen'in dediği gibi gerçekten de ölü köpek olabilirdim.
Aklıma gelen felaket senaryolarıyla tedirgince dudağımı ısırdığımda bakışlarımı yemeğime geri döndürmüştüm. Şu hayatta patates bile benden daha mutluydu. En azından seviliyordu diye düşünürken bu düşüncem, gerizekalı Sehun'un ağzındaki patatesi dişlerinin arasından geçirip püre haline getirmesiyle son bulmuştu. Midesiz orospu çocuğu...
"Kanka bak sana doğal patates püresi yaptım. Zebani Soo'nun akrabalarının yanına aç aç gitme." diyip gülmeye başladığında ağzındaki parçalardan biri Yoongi'nin suratına fırlamış ve Yoongi de dişlerini sıkıp az önce burnunu sildiği peçeteyi açarak Sehun'un suratına şlap diye yapıştırmıştı.
Sehun yerinden fırlayıp "AMINA KOYAYIM, SÜMÜK AĞZIMA GİRDİ! YOONGİ! ŞEREFSİZ YOONGİ! SENİN BEN AĞZINA SIÇAYIM!" diye panikle bağırmaya başladığında biz gülmemek için kendimizi sıkıyorduk ama Sehun'un birden duraksayıp "Sümüğü yuttum." demesiyle kahkahalarımızı salmıştık.
Masadan yükselen seslerle komutanların dikkati üzerimize çekilirken Mark ceza almamamız için panikle ayağa kalkıp "Çok özür dileriz, arkadaşımız sümük yedi de önemli bir şey yok!" diyerek açıklama yapmaya çalıştığında ben, onlar yerine de utanmıştım.
Gerizekalılar yine ortamdaki IQ seviyesini eksilere düşürüyordu.
Mark'ın açıklamasıyla hiçbirinin yüzünde mimik oynamazken sadece komutan Lay kıkırdayarak başını sallamıştı. Sonra bu adamı neden seviyorsun? Diğerleri gibi ruhsuz değildi bir kere.
"İşte benim erkeğim be!"
Jackson'ın hayranlık dolu sesiyle yanında oturan Bambam göz devirdiğinde Chen elindeki tuzlukla kafasına vurmuştu. "Gerizekalı! Adamın kocası duyacak şimdi seni! Ölmek mi istiyorsun?"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Hey, Soldier! (Chanbaek)
Fanfiction"Desenize yeni gelen komutan sizden de şerefsiz olacak." diye birden kendime engel olamayarak konuştuğumda hâlâ Lucas'a bakmakta olan komutan Soo sözlerimi duymamış gibiydi fakat sıranın başından gelen ses, çok daha farklı bir kişinin duyduğunun hab...
