Bilmek anlamaya yetmiyordu. Sen beni anlamak için kaderin ördüğü ağı paramparça ettin bize başka kader çizdin.
Sonu yine aynı olsa da sen bizi hayatın kırbaçlarından korumak için çok yollar denedin. Çaresizce bağlanan bileklerimiz birbirinden ayrıl...
İyi okumalar hepinize! Lütfen oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın. Desteğiniz beni hep mutlu ediyor. Bölüm sonundaki soruları da cevaplayalım:) Sevgilerler! Twitter'da #ZifiriSiyah tagi ile attiginiz alıntılara bakıyorumm. 🖤
İnstagram/ aysnasgunes
Twitter/ aysekaryeli
İnstagram/ zifirisiyah
8.CAM KALPLER
Pera, Uyu Bebeğim
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Bir insanın ailesi olması güzel bir şeydi ama kişiye verdiği yükler o kadar da güzel değildi sanırım. Ailem olmadığı için bilemiyordum, ailenin içinde bir annenin görevi neydi veya bir babanın? Adam evden geldiğinde hazır bir sofraya mı otururdu yoksa hazırladığı sofraya mı?Çocukların görevi mesela? Hiçbir zaman öğrenemeyecektim. Bu yaşımdan sonra bir ailem olamayacağı için bu duygunun ne olduğunu bilemiyordum. Özlem çekiyor muydum? Tabii ki, bir çocuğun aileye olan ihtiyacı bende de mevcuttu.
Şu saatten sonra ailemi bulabilir miydim bilmiyordum. Bulduğumda ne yapardım bilmiyordum. Ben hiçbir şey bilmiyordum. Bu gidişle bilmemeye de devam edecektim.
Bakışlarını kendi tabiriyle yoncalarıma çevirdi. Yüzündeki ifadeden bir an olsun tırsmıştım. Bir süre karşı tarafı dinledi. Karşı taraf her ne diyorsa, kurduğu her cümleden sonra Uras daha da sinirleniyordu. Ela gözleri sinirle parladığında masaya ritim tutmuş parmaklarını yumruk yapmıştı.
''Babam...'' dedi buz gibi bir sesle. Masada yumruk yaptığı elinin parmakları bembeyaz kesilmişti artık ne kadar güç uyguluyorsa birazdan oturduğumuz masayı yerle bir edecek bakışlara sahipti.
Neler olduğunu sorabilecek cesareti şimdilik kendimde bulamadım. ''Ben gelene kadar halletmeye çalışın. Bir yere uğramadan geleceğim sakın saçma salak şeyler yapmayın. Durumdan haberdar olacağım,'' dedi ve telefonu kapatarak sinirle masaya fırlattı.
Bir süre Uras'ı izledim. Başını iki elinin arasında sıkıştırmış şakaklarını ovuyordu. Dudağımı ısırdım ve ayağa kalktım, sandalyemi de arkamdan alıp Uras'ın yanına koyup oturdum. Başını ovan elleri bir anlığına duraksamıştı ama kaldığı yerden masajına devam etti. Ellerimi tereddütle şakaklarındaki ellerinin üstüne koydum. Başını yavaşça kaldırıp harelerini bana çevirdi. Yavaş hareketlerle şakaklarına masaj yapmaya başladığımda afalladığını fark ettim. Hafifçe gülümsedim.
''Kahve söyleyeyim mi?'' diye sordum kaşlarımı kaldırarak.
''Olur,'' dedi. Sakinleşmişe benziyordu, biraz önceki buz gibi olan sesi akıp gitmişti. Bir elimi şakaklarından alıp garsonlara el ettim.