17; if he say something, i lose

1K 98 38
                                        


"artık bizimkilere eskisi kadar test vermiyorsun. buna alışmışlar." gülerek konuştuğumda sırtım göğsüne yaslıyken oynadığı parmaklarıma bakıyordum. "onlar bahanemdi. seni yanıma çağırmak için ve konuşmak için başka yolum yoktu. tüm sınıf da bu yüzden ödev kurbanı oluyordu."

gülerek konuştuğunda şaşırarak ona döndüm. "cidden mi? şu an kendimi kötü hissettim."

bir eliyle saçlarımı karıştırdı. normalde bundan nefret ederdim çünkü saçlarım zor şekil alırdı. ama o yaptığı sürece sorun değildi. "kötü hissetme. yine olsa, yine yapardım."

güldüğümde yaklaşıp beni öpmeye başlamıştı. okulda, onun odasında olduğumuz için kapı çalınmadan açılmıştı. içeri giren minho hyungu ve kapının kenarında onun arkasında duran jeongin'i görünce hızla ayrılmıştık. jeongin kocaman açtığı gözlerle bize bakarken minho hyung boğazını temizledi. "jeongin, sen sonraki teneffüste beni bul."

minho hyung kibarca onu kovup kapıyı kapattığında elini beline koyup kapıyı kapatmıştı. "siz cidden bela arıyorsunuz. okulda şu şekilde yakınlaşmayın. ya da yapıyorsanız da şu lanet kapıyı kilitleyin."

"hyung, sen sanki jisung ile okulda sevişmiyormuşsun gibi konuşma." hyunjin konuşurken ben suçlu çocuk gibi başımı eğmiş, onları dinliyordum. "aynı şey değil, her neyse bana bakın. hareketlerinize dikkat edin. cidden böyle devam ederseniz, sen işinden olacaksın, sende son seneye kadar gelmişken okuldan atılacaksın."

hafifçe başımı salladım. zil çalınca onların yanından ayrılıp sınıfa ilerledim. changbin sinirli bir şekilde bana bakıyordu. "küçük it, yarım saat beklettin lan beni terasta. ne bok yiyordun?"

"işim vardı changbin. sonraki teneffüs çıkarız." yerime geçerken jeongin gülerek yerinden kalkıp yanımıza gelmişti. "işi, sevgilisi olan felsefe hocası bay hwang ile öpüşüp sıcak dakikalar geçirmekti."

bir anda ayağa kalkıp elimi yakalarına sardım. dalga geçer gibi bana bakıp gülerken daha çok sinir olmuş ve onu duvara itmiştim. "ağzını açıp bu konuda tek bir kelime edecek olursan, çok kötü canını yakarım."

"niye? sevgilini tüm okulun bilmesi gerekmez mi? kızlar ve erkekler ondan uzak durur ve yakasını bırakır işte." yüzüne bir yumruk geçirdiğimde sinirimi alamamış bir şekilde yana eğilen bedenini sertçe duvara vurdum.

"seungmin, ne yapıyorsun? dur." hyunjin dersi olduğu için sınıfa gelip beni geri çekmeye çalışmıştı. sınıftakiler şaşkınlıkla bizi izliyordu. kolumu hyunjin'den kurtarıp boğazına sardım. "eğer birinden dahi bir kelime duyarsam, hayatını bitiririm yang jeongin. ve istediğimde yapamayacağım şey olmadığını çok iyi biliyorsun. o sikik çeneni kapat ve huzurla seneni bitir."

"onca senelik arkadaşlığımızı aşkın için çöpe mi atıyorsun seungmin? ortaokuldan beri yanındaydım ama şimdi bir adam için bana yaptıklarına bak." duygu sömürüsü ve dramatize etme yönü. beni güldürmüştü.

"onca senelik arkadaşlığımızın içine eden sendin. ortaya iddia atıp da beni kışkırtmaya çalışan ve kıskandığın için haksız çıkarmaya çalışan sendin. ama ben kazandım yang jeongin. hayatım boyunca bu hep böyle oldu ve böyle olacak. kaybetmekten nefret ederim ve bunun olmaması için önüme çıkan her engeli umursamadan kenara fırlatırım."

sinirle konuşup yakasını bıraktım ve onu geri duvara fırlattım. "kesin artık, herkes yerlerine geçsin!"

herkes tek tek yerine otururken bende kendi yerime geçmiştim. jeongin ağzını açarsa kaybederdim. tek açığım oydu ve o ağzını kapalı tutmak için de her şeyi yapacaktım.

jeongin rahat durur musun annem adam edicem seni de bekle

bugun okula gitmedim ama nasil mutluyum.. sabah derslerim bos dedim ve sicacik yatagimda yatiyom oh

skz ile kalin staa💘

philosophy teacherHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin