Bölüm 6

1.4K 94 4
                                    

Tahmin ettiğim istikamette koşmaya başladım. şu anlık sokaklar boştu. ayaklarım acımaya başlamıştı. ama koşmaya devam ettim. ileride hala silah sesleri vardı. oraya doğru koştum. bir kadın sesi var. "Acele et, hadi geliyorlar"..
köşeyi 3 kişi döndü. arkalarına bakarak koşuyorlardı. bir anda durdular. karşılarında ellerinde silah ve sırtında çantalı bir adam gördüler. yaşayan birini. hırıltılar yaklaşıyor. 3 kişi birbirine bakıyor. beni süzüyorlar. kadın sordu. "Isırıldın mı?". anlamadım ama sanırım böyle bulaşıyor. Hayır manasında kafamı salladım. adam kızı uyardı. "Gidelim hadi geliyorlar".

Yanlarına giderken nereye kaçabileceğimizi düşündüm. tek mantıklı yer aklıma geliyordu. geceyi geçirdiğim ev. "Takip edin hızlı koşun" dedim ve arkama bakmadan koşmaya başladım..

Koştuk.. arkamıza bakmadan koştuk. hiç birisi nereye koştuğunu bilmiyor, sadece bir yabancıya güveniyorlardı. ama koştuk.. anayola çıktık. evin arka kapısına kadar nerdeyse emekleyerek gittik. çünkü hala etrafta tek tek dolaşan zombiler vardı. eve girince arka kapıyı sürgüleme ihtiyacı duydum. kapıyı kapattım.. arkamı döndüğümde hepsi bana bakıyordu. hepsine sarılmamak için zor duruyordum. gözlerim dolu.. canlı bir insan görmek...

"Bu şehirde canlı birisi kaldığını sanmıyordum" dedi adam. ismini bilmiyordum, kim olduğunu yaşını burcunu hiç birinin hiç bir özelliğini bilmiyordum. ama şu an dünyada bana en yakın insanlar onlardı. "Uyandığımda herşey böyleydi. bilemiyorum" dedim. Hala beni süzüyorlardı. Güvenmedikleri belliydi fakat hayatlarını kurtarmıştım. "Dinlenin.. askeri üsse ulaşmamız lazım... "

Ciddiyetle söylemiştim bu sözleri. ama adam gülmeye başladı. kahkahalarla güldü. manasız ve boş gözlerle izliyordum gülmesini. "Askeri üs mü?.. en son gördüğümde binlerce insan birbirini parçalıyordu, kaçabilenler kaçtık. ama orda kimse yok dostum.."

Tüm ümitlerin bittiğinde bir boşlukta kalırsın. bu boşluk o kadar derindir ki asla bitmez düşüşün. ben o düşüşü her saniye yaşadım. içimdeki tek umudun birbirini parçaladığını idrak etmek zorunda kaldım. ancak asker olduğunu anladığım adamın sözleri bitmemişti. "Ordu yeni bir yerleşkede.. şehrin dışında. ama oraya ulaşmamız imkansız. Aracın var mı ?"

Su toplamış ayaklarımın yeterli cevap olmasını umuyordum...

Yediler, dinlendiler.. kadın sivildi ancak 2 adam askerdi. 20 kişilik bir ekipten 3 kişi hayatta kalmıştı. şehirde kalan ve kaçmaya çalışan belediye başkanını kurtarmaya gelen bir ekip. yanlarına kurtarabildikleri sivilleri de almışlar. ancak sonu malum. zombiler.. yüzlercesini öldürdüklerini anlattılar. şehirdeki güvenli evlerin nasıl istilaya uğradığını anlattılar. bana şanslı olduğumu söylediler..

hayatımı verdiğim kızı zombi olduğu icin ellerimle öldürmüştüm ne şansı.. işte şanslı olmak deyimini bunun için israf etmişlerdi.

Geceyi evde geçirdik. bana bir silah verdiler. adı uziymiş. ağırdı. istemedim. ama almanın en mantıklısı olacağını düşündüm. sabah olunca ne yapmamız gerektiğini düşündük. nereye gitmeli.. ne yapmalı.. sonsuza kadar burada bekleyemezdik. zaten burada kalırsak sonsuzluk çok yakında başlayabilirdi. çünkü pencereden bakınca evin önünden geçen yaratıklar sanki her geçen sakika daha da artıyordu. sanki bizi bekliyorlardı. bizimle oynuyorlardı.

" Gitmemiz gerek. " En çok duyduğum söz buydu. çıktık. 4 kişi elimizden geldiğince sessiz bir şekilde ilerliyorduk. alt geçitte gördüğüm telsiz numarasını askerin telsizinden deniyorduk. ama boş bir hışırtıdan başka bir şey bulamıyorduk. sanki bize pes etmemizi söyleyen boş bir hışırtı.

SALGINHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin