Hızla lavabodan çıkıp masaya doğru gittim. Çantamı alıp tam gidiyordum ki Yiğit beni durdurdu.
"Nereye..."
"Hava almaya."
Bakışları tuttuğu elime gitti.
"Eline ne oldu?"
Elimi elinden kurtardım.
"Önemli bir şey değil."
Cevap vermesine izin vermeden çıkışa doğru gittim. Arabaya binip deniz kenarına sürmeye başladım. Şu an bana iyi gelecek en iyi şey deniz havasıydı.
Bilinmeyen Alihan'dı, en son düşüneceğim kişi hatta hiç düşünmeyeceğim kişi Alihan'dı. Bir erkeğin beni sevmiş olmasını bile zor kabullenmişken, bu kişinin Alihan olmasını kabullenmek çok zor. Biz yıllarca düşmandık, asla birbirimizi sevmezdik.
Ama o, içinde koca bir sevda taşımıştı. Yıllarca uzaktan sevmişti. Bana dediği her şey daha anlam kazanmıştı. Doğru demişti, biz imkansızdık. Ben onu hiçbir zaman, onun beni sevdiği gibi sevmeyeceğim.
Ben şimdi ne yapacağım? Alihan'dan...
Sercan'ın yanağıma bastırdığı buzla ağzımdan acı bir inilti kaçtı.
"Yavaş olsana, zaten acıyor. Zalımın oğlu gavura vurur gibi vurdu."
Bıkınca bir nefes verdi ve koltuğa yayıldı.
"Sana dedim, öküz gibi bakma, anlat diye ama sen maşallah gözünü bile ayırmadın çocuktan."
Sercan'a göz devirdim ve ben de koltukta yayıldım.
"Her şekilde öğrenecekti, sadece biraz acele oldu."
Hakan'ı kendime alıştırınca ona kim olduğumu söyleyecektim. Bekle, o zaman şansım daha çok artardı. O, bir erkeğim sevmesine bile tam alışamamışken, o kişinin düşmanı olmasına alışması çok uzun sürerdi.
Yani diyeceğim, yine imkansızız. Yine gülün dikenleri göründü.
"Ya herkese söylerse?"
Sercan'a göz ucuyla baktım.
"Söylesin, çok da sikimde. O öğrenmiş, bütün dünya öğrense ne yazar?"
Hafif doğrulup bana döndü.
"Hakan, sana okulu dar ederler. Hayat toz pembe değil, her yer homofobik."
Güldüm.
"Kimin götü yiyecekte bana okulu dar edecek? Buyur, hodri meydan."
O da güldü.
"Hem benim gülüm kimseye demez."
"Yaa, o gülünü gördük bugün, zavallı prens."
Gülerek dediği şeyle elimdeki buz torbasını ona attım.
"Hay sana, mesajları okutan aklımı sikiyim."
Eliyle vücudunu kapattı.
"Aaa, Alihan, namusuma mı göz diktin?"
Bana biraz yaklaştı.
"Annem göster ama eletme dedi."
"Anneni siki—"
"Ohha Alihan, ohaa!"
Odaya giren ablamla konuşmam yarıda kesildi. Sercan güldü ve koltuğa yayıldı.
"Yaa, Verdacım, merak etme, annem kim belli olmadığı için bana giren çıkan yok."
Ablam, Sercan'a "senden adam olmaz" bakışları atıp yanıma yaklaştı. Elini yüzüme koydu ve yanağımı incelemeye başladı.
"Ne oldu sana?"
"Gülün dikenleri battı, ablası."
Bu sefer yanımdaki yastığı ona attım. O da tekrar bana attı. Tam tekrar ona atacaktım ki ablam bizi durdurdu.
"Kesin kavgayı."
"Sen yeter ki iste, aşkım."
Ablam konuşan Sercan'a döndü bu sefer:
"Sen de yavşamayı kes."
"Sen yeter ki iste, balım."
Ablam sabır dilercesine yukarıya baktı.
"Odamda krem var, onu sana getiriyim."
Kapıya doğru yürümeye başlamasıyla Sercan da peşinden gitti.
"Balım, sen şimdi bulamazsın, ben sana yardım edeyim."
"Kendi odamda nasıl bulmayayım acaba, velet?"
Onların laf dalaşlarından bakışlarımı çekip elimdeki yüzüğe baktım.
Benim bu çocuğun kalbini fethetmem lazım. Bu çocuğun en kısa zamanda bana aşık olması lazım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kimsin | Gay
Novela Juvenil[TAMAMLANDI] Bilinmeyen: O kızlarla bir daha buluşma Hakan: Kimsin Bilinmeyen: O herkesin merak etiği seni dize getirecek kişiyim ;) _______________________ BxB konuludur Güneşim kitabındaki Hakan'ın Çapkın Hakanın hikayesidir. Bağımsız okunabilir
