"Buldum seni yıkık küçük prens"
Alihan hızla Hakan'dan ayrıldı.
"N-ne saçmalıyorsun?"
Kekelemesine engel olamamıştı. Hızla çantasına doğru gitti.
"Bence neyden bahsettiğimi çok iyi biliyorsun Alihan."
Alihan çantasını eline aldı.
"Saçmalık."
Çantasını alıp tam gidecekken Hakan önüne geçti ve onu durdurdu.
"Bence de saçmalık... Senin bu aklından geçen düşünceler saçmalık."
Alihan duyduğu şeylerle dona kaldı. Hakan hızla Alihan'ın yakasına yapıştı ve kendine çekti.
"Bu saçmalığa son vereceksin. Ne ben gülüm, ne de sen küçük prensin."
Alihan gözlerinin dolmasına engel olamadı.
"Ama sen benim gülümsün."
Kabul etmişti Alihan. Zaten inkar edemezdi; karşısındaki adam çözmüştü her şeyi, öğrenmişti onu. Hep bir bellisi vardı; belki sever, belki anlar onu ama şuan her şey çok açıktı: onu hiç sevmeyecekti.
"Senin gülün falan değilim. Bu aklındaki şey..."
Hakan derin bir nefes aldı.
"Aklındaki şey saçmalıktan başka bir şey değil."
Alihan hızla ellerinden kurtuldu.
"Aşkıma saçmalık demekten vazgeç."
Hakan güldü, hatta kahkaha atmaya başladı.
"Aşk mı? Güldürme beni Alihan. Bu düşüncelerin sadece... saçmalıktan ibaret."
"Hiç mi sevemezsin beni?"
Alihan'ın çaresiz sesini duyan Hakan'ın içini bir üzüntü kapladı. Hakan bu duyguya anlam veremedi. Ama karşısındaki adamın bu duygularına bir dur demeliydi. Alihan'ı sevemezdi ve Alihan'ın bu belki sever duygusuna bir son vermesi lazımdı.
Yüzüne bir tebessüm takındı.
"Sana deminde dediğim gibi..."
Baştan aşağıya onu bir süzdü.
"Tipim değilsin. Ben daha çok memeli seviyorum, zavallı prens."
Alihan, bildiği şeyleri sevdiği adamdan duymasıyla boğazında kocaman bir yumrunun oluşmasına engel olamadı. Bu şeyleri yıllarca kendisine söylemişti ama Hakan'dan duymak çok acıtmıştı.
Ama yine de bir umutla sevdiğine baktı.
"Belki se-..."
Hakan hızla onu itti.
"Belkisi yok... Seni sevmiyorum ve sevmeyeceğim de, bunu o aklına sok Alihan ve bu saçma düşüncenden vazgeç."
Alihan hızlıca Hakan'ı itti.
"Aşkıma saçmalık demekten vazgeç. Benim sana olan sevgim saçmalık falan değil."
Yakasından tutup Hakan'ı kendine çekti.
"Sen de bunu o aklına sok, gülüm."
Hakan yavaşça yutkundu. İlk kez ondan duymuştu. Konuşurken hep "gülüm" diyordu ama ilk kez sesli duymak onu heyecanlandırmıştı.
"B-ben gülün falan değilim."
Heyecanını gizleyememişti ve kekelemişti. Alihan, karşısındaki heyecanını gizleyemeyen çocukla gülümsedi. Yakasındaki ellerini indirdi.
Hakan'ın kırışmış üstünü düzeltti. Siyahlarını kahveleriyle buluşturdu.
"Sen benim gülümsün. O tohumu kalbime sen ektin, güzelim. Sen benim güzel, paha biçilemez gülümsün."
Hakan'ın duydukları karşısında nefesi kesildi. Alihan'ı hiç böyle düşünmemişti. Bu karşısındaki adam, yıllardır kavga ettiği, düşman olduğu adam değildi. O Alihan'la bu Alihan arasında kocaman bir uçurum vardı.
Derin bir nefes aldı; bu düşüncelerden kurtulması lazımdı. Karşısında ona gülümseyen adama bir yumruk attı, sonra bir tane daha ve bir tane daha. Bir tane daha vuracakken, dudağı patlamış, yaralı kaşı açılmış çocuğa kıyamadı. Yakasından tutup kendine doğru çekti.
"Bu saçmalığa bir son veriyorum. Bundan sonra karşıma çıkarsan bu kadarla kalmam, haberin olsun Alihan."
Alihan'ı itti; yere düşen Alihan'a aldırış etmeden dışarı çıktı. Duyduğu tek şey, arkasından bağıran kara gözlü çocuktu:
"Gülüm, senden vazgeçmiyorum!"
Sonra bir kahkaha:
"Duydun mu beni? Senin küçük prensin olacağım!"
"Sen de benim paha biçilemez gülüm olacaksın!"
"Duyuyor musun?"
"Bütün okul duysun. Okulu bırak, bütün dünya duysun, ben bu oğlana yanığım lan! Ölüyorum aşkından!"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kimsin | Gay
Novela Juvenil[TAMAMLANDI] Bilinmeyen: O kızlarla bir daha buluşma Hakan: Kimsin Bilinmeyen: O herkesin merak etiği seni dize getirecek kişiyim ;) _______________________ BxB konuludur Güneşim kitabındaki Hakan'ın Çapkın Hakanın hikayesidir. Bağımsız okunabilir
