1 Hafta sonra
Alihan: "Gülüm."
Telefonuma gelen mesajla güldüm. Bana ne zaman "gülüm" dese, kalbim yerinden çıkacak gibi çarpmaya başlıyordu. Normalde bu kelime bana göre fazla klişeydi ama Alihan söyleyince dünyadaki en güzel kelimeymiş gibi oluyordu.
Hakan: "Efendim?"
Alihan: "Neredesin?"
Hakan: "Kafeteryadayım."
Alihan: "Bekle, geliyorum."
Hakan: "Niye?"
Alihan: "Ne demek niye, özledim seni. Günlerdir göremiyorum. O güzel yüzüne hasret kaldım be, gülüm."
Hakan: "Şeyy, tamam, bekliyorum."
Alihan: ":) Hemen geliyorum, gülüm."
Okuduğum şeyle gülümsedim ve telefonu masaya bıraktım. Ne zaman gelirdi acaba?
Heyecanım geçsin diye biraz telefonla oynamaya başladım. Birinin omzuma dokunmasıyla heyecanla o tarafa döndüm. Gelmişti.
Gördüğüm yüzle yüzümdeki gülümseme soldu.
"Hakan..."
Kısık çıkan sesimle konuştum.
"Hakancım, uzun zaman oldu görüşmeyeli. Beni barda öyle bıraktın gittin. Alınmadım değil ama seni görünce hemen yanına geleyim, o geceyi telafi ederiz dedim."
İyi halt ettin Sinem, bir sen eksiktin zaten.
Konuşmasıyla masaya oturması bir oldu. Elini omzuma koydu.
"Eee, ne diyorsun Hakancım? Ev boş, bize gidelim istersen."
Omzumu geriye çektim, omzumdaki eli boşluğa düştü ama bozuntuya vermedi ve gülmeye devam etti.
"Yok Sinem, ben almayayım. Hem zaten işim var benim."
Dudaklarını büzdü, eli tekrar omzuma gitti.
"Benden önemli mi Hakancım?"
"Evet."
Dediğim şeyle yüzümde gülümseme oluştu.
Tam o sırada masamıza bir gölge düştü. Kafamı o tarafa çevirmemle Alihan'ı gördüm. İşte şimdi tam olduk.
"Alihan, selam."
Sinem'in neşeli sesiyle göz devirmemek için kendimi zor tuttum. Alihan, Sinem'e değil, Sinem'in omzumdaki eline bakıyordu. Sanki ateşe değmiş gibi kendimi geri çektim. Alihan ise bana bakmadan Sinem'e döndü.
"Selam."
Güldüm.
"Hoş geldin Alihan."
Dediğim şeyle bana baktı, ona şirin olduğunu düşündüğüm bir gülümseme sundum.
"Otursana Alihan."
Elimle gösterdiğim sandalyeye baktı.
"Ama Hakan, hani bana gidecektik..."
Ne! Ne! NE!
Ne saçmalıyorum acaba sen?
Alihan bana baktı, geldiğinden beri ilk kez gözlerime bakmıştı. Gözleri yine kırgındı. O kırgın gözleri görmemle kalbime bir acı saplandı.
"Ali..."
"Önemli değil Hakan, sonra da konuşuruz. Size iyi eğlenceler."
Konuştuktan sonra kafeden çıktı. Sandalyedeki çantamı aldım ve arkamdan bağıran kızı umursamadan Alihan'ın peşinden koşmaya başladım.
"Alihan!"
"Alihan, dursana!"
Arkasından bağırmama rağmen bir kere bile dönüp bakmadı. Ona yetişmemle kolundan tutuğum gibi yandaki boş sınıfa girdim.
"Ne koşturdun arkandan be!"
Sitemli sesimle sadece düz bir şekilde yüzüme baktı.
"Sen her şeyi oyun falan mı sanıyorsun, Hakan?"
"Ali..."
Eliyle beni durdurdu.
"Ben sana kalbimi açtım lan! Yıllarca seni uzaktan sevdim. Sonra dedim ki belki o da sever ama sen kalbimi paramparça etmekten başka hiçbir şey yapmıyorsun."
Dediği şeyle ona doğru yaklaştım ama o da geriye doğru gitti.
"Alihan, yanlış anladın."
Alayla güldü.
"Yanlış anladım. Evet Hakan, ben çoğu şeyi yanlış anladım. Gerizekalı gibi beni sevdiceğime sandım. Beraber uyuduktan sonra bazı şeylerin değiştiğini sandım."
Sonra eliyle beni gösterdi.
"Ama sen aynısın, Hakan. Belki de biz gerçekten imkansızız. Senin beni sevmeni beklemek büyük aptallıktır belki de. Belki de vazgeçmenin zamanı gelmiştir."
Tam gidecekti ki elinden tuttum.
"Alihan, beni bi dinle."
Önce tutuğum eline, sonra da yüzüme baktı. Gözlerini kapattı, birkaç saniye durdu, sonra da elimi kolundan kurtardı.
"Hakan, ben saçma bir umudun peşinden gidiyorum. Sen belki de benim gülüm değildin, başkasının gülüydün."
Derin bir nefes aldı.
"Ben seni gülüm sanan zavallı bir prensim sadece."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kimsin | Gay
Genç Kurgu[TAMAMLANDI] Bilinmeyen: O kızlarla bir daha buluşma Hakan: Kimsin Bilinmeyen: O herkesin merak etiği seni dize getirecek kişiyim ;) _______________________ BxB konuludur Güneşim kitabındaki Hakan'ın Çapkın Hakanın hikayesidir. Bağımsız okunabilir
