Zar zor açtığım gözlerimle aşağıya indim. Yiğit mutfakta oturmuş kahvaltı yiyordu. Bir eli sargıdaydı. Bunu görmemle kaşlarımı çattım.
"Ne oldu lan sana?"
Elimi başıma koyup kaşıdım.
"Hatırlamıyor musun?"
Normalde çok içsem bile hatırlardım. Ama şu an dün gece yoktu bende.
"Hayır, en son bardaydım, efsane ortamdı ama sonrası yok bende."
"Aynaya da bakmadın hiç?"
Bunu demesiyle salona koştum; aynanın karşısına geçince yüzümü ekşittim. Kaşım yarılmış, göz altımda morluk vardı, dudağım patlamıştı.
"Ne oldu lan dün gece?"
Güldü, sandalyeye yayıldı.
"Ne olacak şerefsiz pezevenkliğin tuttu, sevgilisi olan birine asıldın, dayağı yedin, biz de sana yardıma gelince..."
Sargılı elini havaya kaldırdı.
"Olanlar oldu..."
Yerinden kalktı.
"Elini yüzünü yıka, kahvaltını yap, okula git, ben de Emel'i alıp geleceğim."
Başımı tamam anlamında salladım. Masadaki salatalığa tam dokunuyordum ki bağırdı:
"Elini yüzünü yıka!"
Hızla mutfaktan çıkıp banyoya gittim, elimi yüzümü yıkadım ve kahvaltımı hızla yaptım. Mutfağı toplamadan hazırlandım ve okulun yolunu tuttum.
Okula girecektim ki daha önce görmediğim bir güvenlik beni durdurdu.
"Hakan, içeride park yeri kalmamış. Bu okulun ilerisindeki park yerine park et."
Eliyle gösterdiği yere baktım. Okulun biraz ilerisindeydi. Okulda yer olmayınca insanlar oraya park ederdi. Aslında hep park yeri olurdu ama konferans olduğu zaman yer kalmazdı.
Arabamı gösterdiği yere park ettim. Arabadan inip kitledim; tam gidecektim ki önüme 5-6 kişi çıktı. Bana dik dik bakmaya başladılar.
"Hayırdır birader?"
Bunu dememle ortadaki adamın yüzünde piç bir gülümseme oluştu.
"Bizi tanımadın galiba."
Yüzleri tanıdıktı; biraz hafızamı zorlasam bulurdum. Yüzüne baktım, baktım.
"Sen dünkü çıtırın sevgilisiydin."
Önce gülen yüzü gevşedi, sonra hepsinin birden kaşı çatmaya başladı. Sanırım bunu dememem lazımdı.
"Ben sana göstereceğim çıtırı!"
Konuşmasıyla bana kafa atması bir oldu. Sendeledim, yakamdan tutup bir tane daha geçirdi. Ulan, insanın kafası ağrırdı. Bu yediğim darbeyle yere düştüm; sonra karnıma vurmaya başladılar. O an aklıma Yiğit'e dediğim sözler yankılandı:
"Korkma Yiğit, sadece toprağa gideceksin. Sonra toprak olacaksın, sonra sularla birlikte bir çiçeğin bedenine yürüyeceksin, sonra oradan özene ulaşacaksın, özüne bir arı konacak."
Nedensizce bu aklıma gelmişti. Korkma Hakan, senin gibi bir efsane de böyle son bulacak. Senin çapkınlıkların nesilden nesile aktarılacak.
Tam gözlerim kapanıyordu ki bize doğru gelen bir beden ilişti gözüme. Net değildi, bulanıktı görüntü. Bana tekme atan adamları dövdü. Tek başına 6 kişiyi dövdü. Kimdi bu, Yiğit acaba?
Sonra bana eğildi ve yüzüme baktı. Gözüme takılan şey elindeki gül motifli yüzüktü; işte bunu net görmüştüm. Sonra burnuma kokusu geldi. Bana hem tanıdık hem de uzak gelen kokusuyla gözlerimi kapattım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kimsin | Gay
Teen Fiction[TAMAMLANDI] Bilinmeyen: O kızlarla bir daha buluşma Hakan: Kimsin Bilinmeyen: O herkesin merak etiği seni dize getirecek kişiyim ;) _______________________ BxB konuludur Güneşim kitabındaki Hakan'ın Çapkın Hakanın hikayesidir. Bağımsız okunabilir
