29

7.1K 490 35
                                        

Sandalyemde biraz daha yayıldım ve masaya göz attım. Bizimkiler, Sergen ve Alihan'la oturuyorduk ve masamızı gören herkes şaşkın bakışlarla geçiyordu. Yıllardır kavgalı olduğumuz için aynı masada oturmamız herkesi şaşırtıyordu.

Bizimkiler benden özür diledikten sonra Alihan'dan da dilemişti ve Alihan, bir daha beni üzmemeleri karşılığında kabul etmişti.

Alihan'ın masaya bıraktığı kahve bardağına gülerek baktım:

"Teşekkürler, sevgilim."

32 diş sırıttı:

"Afiyet olsun, gülüm."

Ona gülümsedim ve kahvemden bir yudum aldım.

"Alihan, sevgilim, bana..."

Sergen, 32 diş sırıtarak araya girdi:

"Sana nah!"

Alihan sert sesiyle Sergen'e trip atar gibi kafasını çevirdi.

"Geri zekâlı."

Sergen gülerek Alihan'a döndü:

"Tamam, affettim."

Güneş kıkırdadı. Alihan, sabır dilercesine yukarıya baktı ve tam ona atılacaktı ki kolundan tuttum:

"Alihan, sakin ol."

Sinirli yüzü, koluma dokunmamla eski haline döndü:

"Tamam, sevgilim."

Üstünü düzeltti ve önüme döndü. Ben de önüme döndüm ve tam kahvemi alacaktım ki şaşkın bir şekilde bana bakan iki arkadaşımı görünce gözlerimi devirdim. Ulan, sanırsın ilk kez ilişkiye başladık.

1 haftadan fazladır biliyorlardı ama hâlâ şaşkındılar. Çapkın halime alışmışlardı; normal bir ilişkiye başlamamıza şaşırmışlardı. Zamanla alışacaklardı, inşallah.

Sergen koluma dokundu ve ona döndüm:

"Ne zaman konuşacaksın?"

Kısık sesiyle bana doğru eğildi:

"Konuşmayacağına emin misin?"

"Sen konuyu aç, ben sonra gelirim. Konuyu açmaya gönlüm yatmıyor açıkçası."

Ona "Allah belanı versin" bakışı attım ve kaşlarımı çatarak sevgilime baktım. Sergen, Verda ablayla sevgiliydi, ve başta şaka sandığım canım balım, peteğim tarzı sözler aslında ciddiydi. Alihan'dan biraz çekiniyordu; hem ablası hem de aralarındaki yaş farkı yüzünden. Bu yüzden konuyu ben açacaktım, sonra Sergen gelerek konuşacaktı.

"Alihan, hadi biz seninle konuşalım bir."

Kaşları havaya kalktı, ona bir şey demedim ve ayağa kalktım. O da benimle beraber ayağa kalktı ve her zamanki yerimize geçtik.

Kapıyı kapattım ve ona döndüm. Her zamanki gibi duvara yaslanmış bana bakıyordu.

"Seni dinliyorum, sevgilim."

Omuz silktim ve yanına yürüdüm. Ellerimi omzuna doladım, boynuna minik bir öpücük kondurdum ve derin bir nefes aldım:

"Seni özledim, koca prens."

Gülümsedi ve ellerini belime doladı, beni biraz kendine çekti:

"Hmm, ne kadar özledin?"

Mayışmış sesiyle kıkırdadım. Alihan'ın üzerimdeki etkisi çok hoşuma gidiyordu.

"Tahmin bile edemezsin."

Kaşları hayretle kalktı, belimdeki elleri kalçalarıma indi ve beni ani bir hareketle kucağına aldı, yerlerimizi değiştirdi.

"Şimdi Alihan ve duvar arkasındaydım..."

"Fazla cesuruz."

Dudağıma doğru fısıldayarak konuşmasıyla omzundaki ellerimi sıkılaştırdım.

Dudaklarıma kapanmasıyla anında karşılık verdim. Resmen dudaklarımı sömürmeye başladı; alt dudağımı ısırması öpüşmemizi daha da alevlendirdi.

Ayrılmamızla sarhoş gözlerle bana bakıyordu. Bu kıvama gelmiş bir Alihan'a her şeyi söyleyebilirsiniz.

Omzundaki ellerimi ensesine götürdüm ve saçını yavaşça okşadım:

"Alihan..."

Fısıldayarak söyledim, bana biraz daha yaklaştı:

"Hmm."

"Sana bir şey söyleyeceğim."

"Hmm."

Ona yaklaştım ve omzuna bir öpücük kondurdum:

"Kokunu çok seviyorum."

Gülümsedi:

"Bunu mu diyecektin?"

Başımı hayır anlamında salladım:

"Sergen var ya..."

"Hıhı."

"Şeyy..."

"Neyy?"

"Verda ablayla sevgili."

"Hıhı."

Hala mayışmış bakışlarıyla bana baktı, kaşlarım havalandı. Fazla mı sarhoş ettik adamı?

"Diyorum ki sevgililer."

"Ne güzel işte, Allah mesu- Nee!"

Birden bağırmasıyla beni yavaşça yere bıraktı. Evet, gerçek hayata hoş geldin Alihan.

"Ne demek sevgililer?"

"Baya, sevgililer işte. Benim ve senin gibi."

"Ne demek benimle senin gibi? O zaman o, şimdi benim seni öptüğüm gibi ablamı da öpüyordur. Allah'ım, düşüncesi bile berbat!"

Sonra kapıya doğru yürüdü:

"Geberticem o iti."

Hızla kapıya doğru gittim ve sırtımı kapıya dayadım:

"Alihan, saçmalama istersen. Tamam, ablan ama bu onun hayatı, kendi kararını vermiş. Hem sana hiç yakıştıramadım."

Yoo, tam beklediğim tepkiyi vermişti.

"Ablanı seviyor diye ona kızamazsın. Yağız ve Yiğit'e dönme lütfen."

Dediklerimle yüzüme baktı, sonra kafasını omzuma koydu:

"Saçmalıyorum değil mi?"

Görmese de başımı evet anlamında salladım. Kafasını kaldırdı:

"Nerede o şerefsiz?"

Ona göz devirdim. Allah'tan bana hak vermişti demin.

"Sen sakinleşince gelecek."

"O salağa söyle gelsin o zaman. Kendisi gelmiyor, bir de elçi göndermiş."

Tam telefonla onu arayacaktım ki beni durdurdu:

"Ben ona enişte falan demem haa!"

Bir çocuk gibi mızmızlanarak konuşmasıyla güldüm ve dudağına bir öpücük kondurdum:

"Seni koca ayıcık seni."

Kimsin | GayHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin