Final

9.7K 597 97
                                        

4 ay sonra

Hızla etrafa bir göz attım; her şey yerli yerindeydi. Süsler, pastalar... her şey çok güzel duruyordu.

"Bir eksik yok değil mi?"

Heyecanla Yağız'a döndüm, o da göz devirdi:

"Yok lan yok! Sabahtan beri aynı terane aq. Allahtan sevgilinin doğum günü."

Odanın bozulacağını bilmesem, şu an yastığı kafasına geçirmiştim.

"Sus lan şerefsiz kardeşim! Seni de Güneş'in doğum gününde gördük. Kanka, beğenir mi? Kanka, beğenir mi?"

Onu taklit ederek söylediğim şeyle bana doğru geliyordu, ben de geriye doğru kaçtım. Tam bana yaklaşırken, bize doğru gelen Güneş'le durduk.

Güneş bardakları masaya bıraktı ve bana döndü:

"Başka eksik bir şey var mı?"

Yağız, sevgilimin elinden tuttu ve kendine doğru çekti:

"Gamzelim, sen yorulma, bırak bu pezevenk kendisi yapsın."

Güneş'in itirazlarını dinlemedi ve onunla beraber salondan ayrıldı. Aman sanki yardımına ihtiyacım vardı. Zaten her şey bitmişti.

Telefonum çaldı; arayana baktım ve "Koca Prens" yazısını görünce yüzüme bir gülümseme yayıldı.

"Sevgilim!"

"Gülüm, ne yapıyorsun?"

"Ne yapayım işte, evdeyim."

"Geldin mi? Bende birazdan orda olurum. Gelirken bir şey lazım mı?"

"Cips al, birkaç tane."

"Tamam gülüm... öpüyorum dudaklarından çok çok."

"Bende. Gelince öpersin, çok çok."

Kıkırdadım ve telefonu kapattım.

Bugün Alihan'ın doğum günüydü. O bir şeyler yapmak yerine evde film izleyelim demişti, ama ben yine de ona küçük bir parti hazırlamıştım.

Herkes salona gelince Alihan'ı bekledik.

Kapının çalmasıyla hızla kapıyı açtım. Ellerinde poşetlerle bana gülümseyen sevgilime ben de gülümsedim. Elindekileri yere bıraktı ve dudağıma küçük bir öpücük kondurdu.

Kafasını boynuma gömdü ve derin bir nefes aldı:

"Çok özlemişim bee."

Kıkırdadım:

"Yiyişmeyi kesin de buraya gelin!"

Yağız'ın sert sesiyle Alihan güldü ve elimi tutarak içeriye doğru yürüdük.

Sonrasında mumları üfledik ve herkes tek tek doğum gününü kutladı. Şimdi herkes kendi alemindeydi.

Sergen elinde kutuyla Alihan'a doğru gülümseyerek geldi:

"İyi ki doğdun, eniştesinin gülü!"

Alihan küfür ederek hediyeyi aldı. Bu hallerine gülümseyerek elini tuttum.

"Hadi, sana bir sürprizim daha var."

Hızla onu salondan çıkardım ve terasa doğru yürüdük. Baş başa küçük, romantik bir an yaşamak istiyordum.

Terasa çıktığımızda etrafa hayran gözlerle bakan sevgilime gülümsedim. Manzaradan gözlerini ayırıp bana döndü:

"Çok güzel olmuş, sevgilim."

Beni kendine doğru çekti ve saçlarıma bir öpücük kondurdu. Ona döndüm ve ellerinden tuttum:

"Aslında senle bir şey konuşmak için buraya çıktık."

Saçlarımı karıştırdı:

"Konuşalım, sevgilim."

"Seninle iyi bir başlangıcımız olmadı. Pek seni sevdiğim söylenemezdi..."

Başını bilmez miyim dercesine salladı.

"Ama sonra bana mesaj attın. Başta aşkına imrenmiştim. Aşka inanmıyordum, yaa. Aşkın bana çok güzel geliyordu. Sanırım bana olan aşkını kıskandım."

Dediklerimle kıkırdadım:

"Sonra kim olduğunu öğrenince az şerefsizlik yapmadım. Ama sen yine de bırakmadın beni Alihan. İyi ki de bırakmadın, sevgilim. Hani bana 'Ben kendimi senin küçük prensin sanan bir zavallıyım' demiştin ya."

Derin bir nefes aldım:

"Hiçbir zaman öyle olmadı Alihan, sen hep benim prensimdin. Sana o takıcıda o yüzüğü verince sen zaten benim prensim olmuşsun, ama ben anlamamışım."

Derin bir nefes daha aldım ve ona biraz daha yaklaştım:

"Seni seviyorum Alihan. Seni o kadar seviyorum ki tahmin edemezsin. İyi ki bana aşkı öğrettin, sevgilim."

Alihan'ın gözlerinin yavaş yavaş dolmasıyla kaşlarım havalandı.

Alnını alnıma yasladı:

"Beni ne kadar mutlu ettiğini sana anlatamam, sevgilim."

Gözünden düşen damla yanağımda süzüldü.

"Hayatımdaki en iyi hediyeydi. Bu iki kelimeyi senden duymak beni çok mutlu etti."

Alnını alnımdan ayırdım ve yanağındaki yaşları sildim.

"Ağlama."

Omuz silkti:

"Seni seviyorum, gülüm."

"Ben de seni seviyorum, koca prensim benim."

Cümlememi bitirmemle dudaklarımız birleşti.

Kimsin | GayHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin