Yeni bölüm 1000 okuyucudan sonra gelir, görüşlerinizi belirtirseniz sevinirim, Oy vermeyi unutmayın!
Keyifli okumalar.
Gözlerimi birisinin adımı gürültüyle çağırmasıyla zorlukla açtım, Savaş'ında homurdandığını duydum.
Gözlerimi tamamen açınca gördüğüm şeyle kanımın donması bir oldu.
Tabi ki gözlerimi açar açmaz karşımda kollarında ve bacaklarında kesikler olan Öykü'yü görmeyi beklemiyordum. Hemen ayağa kalktım ve Koray'ın yanına gittim Öykü kucağındaydı ama gözleri açık değildi.
''Ne oldu? Koray, Öykü iyimi?'' diye sordum.
Öykü biraz kıpırdandı.
''Evet, iyi sanırım uyuyor barınağa götürüp yatırıcam dinlenmesi lazım sen merak etme'' dedi.
Kafamı salladım. Bu kesiklerin nasıl oluştuğunu merak ediyordum ama şuan sırası olmadığı için sonra sormayı aklıma not ettim.
Koray arkasını döndü ve barınaktan çıktı, bende arkama baktığımda Savaş'ın hala yatıyor olduğunu gördüm.
Gözlerimi devirdim, bir günde benden erken kalksa dişimi kırardım, şimdi uyandırmaya kalksam eminim bir saat söylenir o yüzden hiç ellememek.
Bende kendimi barınaktan dışarı attım, güneş bu gün bana gülümsüyordu, temiz havayı içime çektim.
Tam bir ilkbahar havasıydı, kulaklarıma kuşların cıvıldaması geliyor aynı zamanda cırcır böceklerinin sesini duyuyordum böceklerden ne kadar nefret etsem de sesleri huzur veriyordu, bu düşünceyle gülümsedim.
Ve kumsalda yürümeye başladım, her zaman olduğu gibi sıcak esen rüzgâr saçlarımı uçuruyordu, beyaz tenim çok olmasa da bronzlaştırmıştı saçlarım uzamıştı ve kendimi özgür hissediyordum.
Ne kadar ailemden uzak olmak beni üzse de bir yandan da annemin baskıcı tavrından bir süre uzak kalmak bana iyi hissettirmişti.
Lise son olmama rağmen hala benim hakkımdaki kararlara karışabiliyordu, kim böyle bir şey ister ki?
Tıpkı son olaylarda olduğu gibi, 'babam yeni bir iş teklifi aldı ve annem bunun büyük bir fırsat olduğunu düşünüp bana sormadan bütün düzenimi alt üst edip yeni bir şehre taşındı'
Okulum, arkadaşlarım ve annem ne kadar karşı gelse de bir işim vardı evet okuldan sonra bir kütüphanede çalışıyordum ve oldukça zengin olmamıza rağmen bir devlet okulunda okuyordum sırf arkadaşlarım ve benim arama girmesin diye elimden gelen her şeyi yapıyordum ta ki babama o lanet iş teklifi gelene kadar...
Barınaktan çok uzaklaştığımı fark ettim ve arkamı dönerek barınaklara doğru yürümeye başladım.
Barınağın yanına gelince Savaş'a bu kadar uyku yeter diyerek onu uyandırmak için içeri girdim.
Hala yatıyordu bıraksam akşama kadar yatar Uykucu!
''Savaş!''
''Ne var!''
''Savaş!''
''Kızım manyak mısın ne var dedim ya ne bağırıyorsun!''
''Sav-'' gözlerim büyüdü ''Uyandın mı?''
''Hayır, ben uykumda konuşabiliyorum''
Gözlerimi devirdim.
''Normalde En az üç kere adını bağırmama rağmen uyanmıyordun, şimdi böyle ilk söyleyişte uyanınca şaşırdım''
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ISSIZ ADA
Teen FictionIssız Ada'ya düşen dört genç. Çaresiz. Yapayalnız. Ve Kurtulmayı bekliyorlar. Çektikleri zorluklara rağmen ayakta durabileceklermi? Ya Sumru aşık olursa? Aşık olmak için bir kalbi olmayan Savaş'a.
