Sabah altımda bir şeyin kıpırdamasıyla gözlerimi açtım yüz üstü yatıyordum, çok rahat uyumuştum ve uykumu almıştım.
Gülümseyerek kafamı kaldırdım gözlerimin ela gözlerle buluşmasıyla ağzım ve gözlerim aynı anda açıldı. Yerim o kadar rahattı ki sabah uyanamamıştım ve Savaş görmeden kendi barınağıma gidememiştim, şuan ki durumum ise kafam ve vücudumun yarısı Savaş’ın üstünde.
Hemen ayağa kalktım bu ani hareketim yüzünden bir an gözümün önü karardı fakat hemen toparlandım. Savaş’ta ayağa kalkıp önümde durdu.
Pişkin pişkin sırıtarak ‘’Demek dayanamadın’’ dedi.
Hemen savunmaya geçtim ‘’ Ya hayır akşam şey oldu, ben çıktım, sonra işte, şey oldu ya burası çok mu sıcak oldu’’ diye kekeledim ve barınaktan dışarı çıktım.
Lütfen gelme lütfen diye sessizce yalvardım. Barınağa sırtım dönüktü.
‘’Ee ne olmuş akşam’’ diye sordu. Yavaşça arkamı döndüm Savaş’a bakamıyordum.
Gözüm barınağın arkasındaki şeye takıldı yani ormanın başlangıcında duran şeye. Gözlerim irileşti,
Bu, bu bir ayımı yoksa ben mi yanlış görüyorum.
‘’Ayı’’ dedim. Dilim tutulmuştu.
Savaş ‘’ şimdide ayı mı olduk’’ dedi. Gözlerimi ayıdan ayıramıyordum.
‘’Ayı, ayı’’ diye yeniledim.
Sonunda benim gözlerimi takip edip arkaya baktı ve ‘’ Siktir! ’’ diye fısıldadı.
Ayı hareket etmeye başlamıştı.
‘’Sumru yanıma gel!’’ diye sertçe konuştu, ama ben yerimden kıpırdayamıyordum.
Hayatımda ilk defa canlı ayı görüyordum, hâlbuki bunların oyuncakları ne kadar tatlı olur.
‘’Sumru!’’ diye tekrar bağırdı. Aklıma gelen şeyle yere yattım ve nefesimi tuttum. Savaş kesin bu kız salak diyordur ama bilmiyor ki ayılar ölülere karışmaz. İçimden sinsi sinsi gülümsedim, sanırım psikolojim bozuluyor hangi kız bu durumdayken sinsi sinsi güler? .
Savaş elimi tuttu ve yerden hiç kibar olmayan bir şekilde kaldırdı.
‘’ sen cidden salaksın’’ diyerek ormana doğru koşmaya başladı. Bende arkasından tökezleye tökezleye koşuyordum.
‘’Ya kör müsün bu bir ayı ölü olduğumuzu anlarsa bizi öldürmez’’ diye söylendim, biliyorum çok saçma bir cümle fakat şuan ki durumumuza bakılırsa bunu kafaya takamam.
‘’Ayı olduğunu nerden çıkardın ben sana hiç benzetemedim’’ arkasına baktı ve önüne dönüp tekrar koşmaya başladı’’ aslında biraz daha kıllı olsan belki’’ dedi. O kadar hızlı koşuyordu ki elimi tuttuğu için bende hızlı koşmak zorunda kalıyordum.
‘’ Savaş!’’ diye bağırdım.’’ Benim nerem ayıya benziyor ya!’’ diye tekrar bağırdım.
Güldüğünü hissettim’’ seni kucağıma aldığımda kollarım aynı şeyi söylemiyordu’’ dedi nefes nefese.
Cevap verecek gücü kendimde bulamıyordum, peşimiz de bir ayı var ve bu dağ hayvanı olimpiyatlarda gibi son hızda koşuyor.
‘’Savaş’’ nefes aldım.’’ Dayanamıyorum’’ tekrar nefes aldım.’’ Lütfen dur’’.
Savaş bir anda durunca hızımı ayarlayamayıp sırtına çok sert çarptım ve yere düştüm.
‘’bir ara şu gözlerini nasıl kullanman gerektiğini konuşmamız gerek’’ dedi.
Kollarımı iki yana açtım ve derin derin nefesler aldım.
‘’ sen cidden psikopatsın kocaman ayı nasıl koşsun o bedenle, zaten burada yeterli beslenemiyorum sayende 10 dakikada 2 kilo verdim’’ dedim.
O sırada kükremeyle böğürme karışımı bir ses duyuldu, hemen gözlerimi açtım ve doğruldum.
Savaş beni beklemeden koşmaya başladı.
‘’ Ya bekle beni!’’ diye söylenip hızla arkasından koştum.
Biraz koştuktan sonra ilerdeki ağacın dibinde Koray’ın yattığını gördüm, onun üstünde de Öykü yatıyordu. Hemen yanlarına çöktüm ve dürtmeye başladım ikisini de ‘’ ya Öykü Koray uyanın!’’
Öykü hemen kalktı ‘’ Ne, ne oldu, kim öldü?’’ diye saçmalamaya başladı. O sırada Koray’da uyandı.
‘’ Of ne oluyor, ne bu gürültü biraz sessiz olun yatıyoruz şurada’’ dedi.
Onu uyandıramayacağımı anlayınca Savaş’a baktım.
Koray’ın yanına çöktü ve kulağının dibine yaklaştı’’ Olum uyansana!’’ diye bağırdı. Ben bile ürkmüştüm. Koray hızla gözlerini açtı ve kulağını tuttu. ‘’ tamam, uyandım’’ dedi.
Heyecanla’’ peşimizde bir ayı var ve burada böyle durmaya devam edersek akşam yemeği biz olucaz’’ dedim Öykü’nün gözleri büyüdü ‘’ne!’’ diye tiz bir çığlık attı.
Arkadan yine o kükremeyle böğürme arası bir ses geldi.
Hemen hepimiz ayağa kalktık ve nereye gideceğimizi bilmeden koşmaya başladık.
Neredeyse on, on beş dakikadır koşuyoruz ama bu ayının peşimizi bırakacağı filan yok Savaş’ın sesiyle durduk ve ona baktık.
‘’Şurada mağara gibi bir yer var gördünüz mü?’’ dedi.
Gösterdiği yer bakınca küçük bir mağaraya benzer bir şey olduğunu gördük.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ISSIZ ADA
Ficção AdolescenteIssız Ada'ya düşen dört genç. Çaresiz. Yapayalnız. Ve Kurtulmayı bekliyorlar. Çektikleri zorluklara rağmen ayakta durabileceklermi? Ya Sumru aşık olursa? Aşık olmak için bir kalbi olmayan Savaş'a.
