4.Bölüm : ALTI ÜSTÜ BİR ŞANS

55 2 0
                                    

Bahçede oturuyordum ,Hatice yanıma geldi.
"Evet bi açıklama bekliyom." dedi tek kaşını kaldırarak.
"Ne açıklaması kanka?" dedim.
"Amine! Otobüs durağında ne işin vardı senin?!" diye kızdı bana.
"Of tamam neticede senden bir şey saklayamam." dedim ve tüm olanları anlattım.
"O zaman ben annemi arıyom."
"Neden ki ,yani neden Mualla teyzeyi arıyon?" dedim.
"E bizde kalacağını haber vericem." dedi telefonunu eline alırken. Hızlıca telefonu elinden aldım.
"Saçmalama kanka hem Mualla teyzenin haberi yok benim durumumdan hemde benim kalacak yerim var."
"Allah Allah senin benden başka kimin var?" dedi üzüldüm valla haklı.
"Haklısın kanka benim kimsem yok." dedim.
"Yok kanka ben öyle demek istemedimdi." istemedimdi ne lan bunun kafa bayağı karışık şuan çok belli kafası karışınca tüm kelimeleri yanlış söylüyo sanki konuşmayı yeni öğrenmiş gibi. Ay neyse üzüldüm vallaha.
"Şaka lan şaka gül diye ,sıkıntı yok sen yalan söylemedinki benim bizim bizden başka kimimiz var?" dedim.
"Tamam da nerede kalacaksın sen?"
"Amine hadi hazırsan çıkalım." diyerek geldi Yusuf hoca.
"Tamam hocam 1 dakika hemen geliyorum." dedim.
"Oha kızım saçmalama. Gitme Yusuf hocaya." dedi Hatice.
"Ya kanka gitmem lazım hem daha iyi araştırma yapabilirim." dedim.
"Pardon kanka ne araştırması?" dedi Hatice.
"O adam benim babam mı?" dedim.
"Of iyi tamam git ama bana dersin keşke seni dinleseydim diye." dedi.
"Yok yok demem hadi baağy ben gidiyom." dedim ve Yusuf hocanın yanına gittim. Arabaya bindik ,eve vardığımızda hoca zile bastı.
"Hocam ev müsait değilse ben gideyim belliki bir misafiriniz var." dedim.
"Yok Amine hiçbir yere gitmek yok zaten yabancı değil." dedi hoca. Kapı açıldı.
"Oha ya şuan rüya mı görüyorum? Vallaha böyle şans olmaz olsun. Hadi selametle!"

3 gün sonra

Çalan kapının sesi ile uyandım ,terliklerimi ve hırkamı giyindim ,merdivenlerden aşağı inip kapıyı açtım. Karşımda elinde zarf olan bir adam duruyordu.
"Buyurun ,kime baktınız?" diye sordum zarflı adama.
"Ben Yusuf abiye bakmıştım." dedi adam içeriye göz gezdirirken.
"Siz verin ben kendisine iletirim." dedim adam hemen zarfı bana verdi. Belki ben yalan söylüyom hayır nerden biliyo benim ona vereceğini belki vermeyeceğim.
Arkama döndüğümde Emre karşımda belirdi.
"Aaağ! Oğlum mal mısın? Cin gibi ikidir karşıma çıkıyon birden." diye bağırdım. Zaten bu konuyu her bölüm konuşuyoz AAAAdan başka bir şekilde ba-ğı-ra-mam demi? Artık bu konuyu kapatalım.
"Bilmem belkide ben bir cinim." dedi zarfı elimden almaya çalışırken.
"Oğlum senden cin değil olsa olsa şeytan olur." dedim onu iteleyip yukarıya odama çıkarken.
"Ya dur bir dakika bekle." dedi.
"Of ne var çabuk söyle ,üç harfli." dedim.
"Ben üç harfli değilim dört harfliyim bu bir ,o zarfı çabuk bana veriyosun buda iki." dedi kibirli bir tavır ile ÜÇ HARFLİ.
"Sen üç harflisin bu bir zarf sana gelmedi Yusuf hocaya geldi buda iki hatırlatayım ÜÇ HARFLİ!" dedim onun inadına gitmek için.
"Kızım benden uzak dur tamam mı? Uzak!" dedi bağırarak. Allahım ya sanki ben uzatıyom bu mevzuyu sonrada uzak dur diyo sen konuşursan bende cevap veririm sanki yakınındayım.
"Ne bağırıyon be!" dedim ve odama gittim.

Ertesi gün

Okul bahçesinde Damla ile geziyorduk.
"Amine bi baksana." dedi Emre Güneş Ali ile yanıma gelirken ,Ali onu engellemeye çalışıyordu.
"Efendim." dedim yanına giderken Damla'da benimle beraber geldi.
"Sen beni hala seviyo musun?" dedi. Evet şuanda doğru duydunuz ben bu okula geldiğimden beri onu seviyorum. O an mutlu oldum onunda beni sevdiğini düşündüm ama emin olmak istedim.
"Ya sen bana bunu neden soruyosun ki?" dedim çekinerek.
"Sen bana bi söyle seviyon mu , sevmiyon mu?" dedi ayy sanırım oda beni seviyo.
"Yani ne bilim evet seviyom." dedim dizlerimin bağı çözüldü.
"O zaman benden vazgeç ,bak kızım ne ben seni mutlu ederim nede sen beni mutlu edebilirsin ,bu iş böyle devam etmez bundan sonra sen yoluna ben yoluma ,eğer bu şekilde devam ederse ikimizde üzülürüz ,unut beni ya ne kadar zor olabilir benden vazgeç!" dedi bağırarak. Onun bu sözleri gerçekten canımı çok yakmıştı.
"T-tamam o zaman." dedim boğazım düğümlendi kalbim cız etti.
"Hah sağol ya." dedi Güneş Ali'nin koluna girip giderken hiç bir şey olamamış gibi. Rahatlamış gibiydi üstünden büyük bir yük kalkmış gibi.
Yine duygularım darmadağın yine ,neden herkes benim duygularımla oynuyo? Neden hep üzmek için beni seçiyorlar? Neden beni umutlandırıp yüz üstü bırakıyorlar? Birkez daha ,birkez daha hatta birkez daha üzülen yine ben oldum. Kendime hep NEDEN? sorusunu sordum. Neden ben? Neden o? Neden bunlar yaşandı? Neden herşey üst üste geldi? Neden bu olanları ben yaşadım? Artık bu sorulardan bıktım.
Ben ondan canını ,malını ,mülkünü istemedim ki. Ondan fazla bir şey istemedim. O benim aklıma geldikçe benim içim huzur doluyorken ben onun aklına geldikçe o huzursuz oluyomuş ben bunu anladım. Ben ondan çok mu bir şey istedim? Yanlızca bir şans altı üstü bir şans...

Birkaç saat sonra

Gözlerimi açtığımda okulun revirindeydim.
"Kanka iyisin demi?" dedi Damla.
"Sence ,sence ben iyi olabilir miyim? Şu durumda iyi olabilir miyim?!" diye bağırdım.
Bahçede biraz gezdikten sonra bayılmışım.

Bir kaç saat önce

"Hah sağol." dedi ve Güneş Ali'nin koluna girip gitti.
Öylece dona kalmıştım hiçbir şey söylemek istemiyordum çünkü biliyordum ki tek kelime dahi etsem göz yaşlarıma engel olamazdım.
"Kanka ben biraz yanlız gezsem kafamı toparlasam olmaz mı?" dedim. Damla olumlu anlamda başını salladı.
Sweetimin şapkasını kafama çektim ve yürümeye başladım göz yaşlarıma daha fazla engel olamıyodum ve artık yavaş yavaş dökülmelerine izin verdim.
"Deniz Emre çabuk buraya gel." diye bağırdı Yusuf hoca. Emre hocanın yanına gitti. Merak ettim ne konuşacaklarını bende gittim ve kapıdan onları dinlemeye başladım.
"Bak Emre o kıza bulaşma az önce her ne konuştuysanız kızın moralini bozdun." diye kızdı hoca.
"Ben onu yanlızca uyardım hocam ayrıca ondan size ne? O yanlızca sizin öğrenciniz." diye bağırdı Emre. Zaten o bağırdıktan sonra ikisinin seside alçalmadı.
"Bana ne öyle mi?!" dedi hoca yine bağırarak.
"Evet ,neden onu bu kadar önemsiyorsunuz?!"
"O kız hasta Emre!" dedi hoca bağırarak.
"Evet hocam o kız ruh hastası ,anlama özürlü!" dedi Emre bağırarak.
"Hayır Amine kanser!" diye bağırdı hoca. O an dona kalmıştım ,bağırmak istiyor ancak sesimi duyuramıyordum ,sesim çıkmıyordu. Hani bazen rüyalarda olurya en korktuğun anda veya da üzüldüğün anda sesin çıkmaz aynı öyle hissediyordum. İşte benim rüyamda yeni başlıyordu sanırım.
"Ne?! Hocam hiç komik değilsiniz." dedi Emre sesi titreyerek.
"Ben şaka yapmıyorum ,o kız kanser!" dedi hoca. Hocanın her kanser deyişinde sanki rüyaya daha çabuk dalıyordum ve rüyadan uyanmak istesemde uyanamayacak gibi hissediyordum.
"Hayır ya yalan söylüyorsunuz. Şuan size inanamam ,neden bunu daha önce söylemediniz? Ben onun kalbini kırdım hemde çok kırdım. Ya neden söylemediniz?!" diye bağırdı Emre hocaya.
"O kızın kalbinin kırılmaması için hasta olması mı gerekli? Oda insan onunda duyguları var ,kalbi var ,onuru var ,gururu var!" Hoca resmen şuanda içimi okuyordu.
Gözümden akan yaşlar ve sessiz çığlıklarım rüyadan uyanmama engel oluyordu ,rüyamı kâbusa çeviriyordu.
"Ben- benim ondan özür dilemem lazım." dedi Emre ,kapıya yaklaştı. Hareket dahi edemiyordum ,etmek istemiyordum. Kapı açıldı.
"Amine!" dedi Emre.
"Sen ne zamandan beri oradasın?" dedi hoca.
"Ben gerçekten mi?" dedim ve Emre'nin kucağına bayıldım. Sanırım rüyaya dalma vaktim gelmişti...

                                  ***

Kitabımı okuduğun için teşekkür ederim güzel insan...❤❤❤

(Yazardan not= Lütfen oy vermeyi unutmayın. Kitabım için görüşlerinizi yorumlarda belirtebilirsiniz.🤗)

RÜYAHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin