imam nikahı

57.6K 1K 453
                                        

Gözlerimi yavaşça açtığımda bir arabanın tavanı ile karşılaştım başım ağrıyordu gözlerimi tekrardan kapattım sonra aklıma hersey birden gelince hızla doğruldum arabada sadece mirza bey vardi "başın biraz ağrıyacak merak etme" dedi ne dediğini ve suan neden bu arabada olduğumu anlamiyordum.

"Ne yaptığınızı zannediyorsunuz siz" başını yaldan 3 sn çevirip bana baktı tekrar yola döndü korku dolu gözlerle bende yola baktım tabelada Ankaraya kalan kilometreyi görünce tekrardan ona döndüm "nereye götürüyorsunuz beni" diye sordum "sessiz ol" dedi ne yapmaya çalışıyordu bu adam hizla telefonumu cebimden çıkartıp babamı aradım bana suan babamdan başkası yardımcı olamazdı.

1. Çalışta telefon açıldı şaşırdığım konu ise mirza elimden telefonu almamıştı "alo baba" dedim endişeli bir sesle "kızım hicbir şey sormadan gel herseyi anlaticam" diyip telefonu kapatti hicbir sey anlamiyordum ama babamın bu işten haberi olması içimi rahatlatmıştı.

Tüm yol boyunca hiç konuşmamıştım taki Ankara hava limanını görene kadar ne yani Ankaraya gitmiyormuyduk anlamazca etrafa bakıyordum araba yavaslayarak durdu önce mirza bey arabadan indi sonra benim kapimi açtı elimde kapşonlu hırkamla indim elini belime atıp yürütmeye başladı.

Elimdeki hırkayı sertçe alıp omzuma bıraktı "bu nasıl hirka ya çocuk hırkası gibi" diye homurdandi ona cevap dahi veremiyordum suan olayları anlamlandirmaya çalışıyordum uçağa binip 1. Sınıf koltuklara oturduk.

Etrafa mal gibi bakiyordum olayları hiçbir şekilde anlam yukleyemiyordum tek bildiğim babam bu işte olduğu için içim rahat oluşuydu telefonlarımızı uçak moduna alıp beklemeye başladık.
Uçak havalanmasiyla camdan Ankarayı izlemeye başladım. Once İnsanlar sonra ise koca koca binalar bile karınca gibi görünmeye başladı.

......

Birinin kucağında yürüyorduk ama kimin kucağındaydım bilmiyorum gözlerimi zorla araladim mirza bey beni kucağına almış uçağın merdivenlerinden iniyorduk gözlerimi hizla açtım ne demek mirza bey beni kucağında taşıyordu yaa "ne yapıyorsunuz indirin lütfen" dedim o beni hiç takmadan yürüyordu bıkkınlık dolu bir nefes bıraktım.

Kafamı göğüsünden kaldırıp etrafa baktim hava limanının üzerinde mardin hava limanı yazıyordu ne yani mardinemi gelmiştik ofladım ne oluyor yaa ne oluyor siyah bir arabanın yanına doğru ilerliyordu kapıyı birtane takım elbiseli bir adam açtı "hosgeldiniz efendim" dedi mirza hiçbir şey demeden arabaya bindi hala kucağındaydım kakmaya çalıştığımda sertçe belimi tuttu "bırakırmısınız artık," dedim hafif yüksek bir sesle sertçe bana bakıp belimden tutup yan tarafa oturttu.

Yine yol boyunca hiçbir sey konuşmamıştık Mardinde ne yaptığımızı sorguluyordum ama hicbir sonuca varamiyirdum mardinle olan tek bağımız babamın Karadenizde çıkarmış oldugu kumu mardinde bir şirkete satmasıydı.

30 dakikalık bir yolculuktan sonra araba kocaman bir evin önünde durmuştu bu evleri sadece dizilerde ve sosyal medyada görmüştüm şimdi ise canlı canlı görüyordum ve cidden çok büyükmüş.

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
TÖRE KURBANIBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin