7. Yaş

246 22 15
                                    

Tırnaklarımla duvara bir çizik daha attım. Odada ki küçük camdan dışarıya baktım. Bugün günlerden neydi acaba? Her gün duvara tırnaklarımla çizik atıyordum ama onları sayamamıştım. Sayı saymayı henüz 20'ye kadar biliyordum.

Uzun bir süre önce babam beni bu odaya kapatmıştı ve ben hala bu odadan çıkamamıştım. Her gece geliyor bana dokunmaya çalışıyordu, karşı geldiğimde ise dövüp "Ne zaman ihtiyaçlarımı karşılamaya razı gelirsen o zaman bu odadan çıkacaksın!" diye bağırıyor ağlamamı umursamadan kapıyı tekrar kilitliyordu.

Oda da bir tane yatak-yatağın demirlerine bağlı zincirler var-, bir dolap vardı. Odanın kendine ait banyosu da vardı orayı kullanıyordum.

Çizikleri izlerken ayak sesleri odanın kapısına yaklaştı. Babam geliyor olmalıydı. Yerimden kalkarak hızlıca dolabın içine girdim.

Kapı yavaş ve sesli bir şekilde açıldı. "Kızım," dedi babam. Sesini bile duymak midemin bulanmasına yetiyordu.

Odaya girdi ve arkasından kapıyı kapattı. "Neredeymiş benim güzelim?" ayak sesleri odanın içinde duyuldu.
Çok fazla korkuyordum. Korkudan kalbim duracaktı.

Gözlerimden yaşlar akmaya başladı. Sesimi duymaması için elimle ağzımı sıkıca kapattım.

"Buldum seni güzel kızım." Ayak sesleri dolabın önünde durdu.

Elimle ağzımı daha sıkı kapattım. Korkudan titriyordum.

Dolabın kapağı yavaşça açıldı ve yüzünde ki iğrenç gülümsemeyle bana bakan babamı gördüm.

"İşte buradasın." dedi harfleri uzatarak. Elleri kapının kulpunu bırakıp bana yaklaştı. Ondan kaçmak için geriye gittim ama dolap o kadar küçüktü ki beni kolumdan yakaladı ve dışarı çıkardı. "Bırak beni!" Bağırdım ama bırakmadı.

"Bugün," dedi beni yatağa itip. "Benim olacaksın."

Kafamı iki yana sallayarak ona karşı çıktım. "Hayır!" diye bağırdım tekrar. "Ben hiçbir zaman senin olmayacağım. Cesedim bile senin olmayacak."

Yatakda geriye giderek ondan uzaklaştım. "Bu kadar emin olma güzel kızım."

Kafamı tekrar iki yana salladım. Babam beni bacağımdan tutarak kendine çekti. Ellerimle bacağımı kurtarmaya çalıştım. Bir yandan da diğer ayağımla ona vurmaya çalışıyordum. "Bırak beni!"
Sağ ayağıma, yatağın demirine bağlanmış olan zinciri doladı ve zincirlerin halasına da orta boyutlarda bir kilit geçirdi. Ayağımda birbirine kilitlenmiś zinciri çözmeye çalıştım.
Babam sol ayağıma da sol tarafta ki zinciri sıkıca sardı ve oraya da kilit geçirdi.

"Ne yapıyorsun? Bırak beni!" Bağırmam umrunda bile olmadı. Bu sefer de sol elime uzandı. Sol elimi yatağın üst demirine bağlanmış zincirle bağladı. Sağ elimin tırnaklarıyla yüzünü çizdim.

Tırnağımı gözüne geçirdim ama pek bir işe yaramadı. Sağ elimi de zincirle bağladı.

"Sen, artık benimsin." Elleri kıyafetlerime uzandı. Üstümde ki tişörtü yukarı sıyırdı. Çırpınıyordum ama hiçbir işe yaramıyordu. "Ben hiçbir zaman senin olmayacağım." Diye bağırdım. Beni tiye aldı ya da duymadı. Elleri vücuduma sürtünerek eşofmanıma indi ve onuda çıkarttı.

Karşı gelmeye çalıştım ama başarılı olamadım. O gece ellerim bağlı şekilde saatlerce bana dokundu. Çırpındım, ağladım, bağırdım ama durmadı. O geceden son hatırladığım şey "Senden nefret ediyorum." diye fısıldamamdı. Sonrası karanlık...

O gece Lefu, bir senedir kilitli kaldığı odada üvey babası tarafından vücudu bağlanarak tecavüz edildi.

🔗

Kapının açılmasıyla gözlerimi araladım. Babam odaya kahvaltı tabağını koydu. Gülümseyerek "Günaydın kızım." dedi ve odadan çıkarak geri kapıyı kilitledi.

Vücudumda ki ağrıyla kahvaltı tabağına bakarak gözlerimi yumdum. Midem çok bulanıyordu, yemek yersem kusardım.

Bacaklarımı karnıma çekip gözlerimi daha sıkı yumdum. Zincirleri açmıştı.

Dün gece aklıma geldiğinde tekrar ağlamaya başladım. Bana iznim olmadan dokunmuştu. Bu kötü bir şeydi.

Annemi özlemiştim. O olsaydı böyle bir şey yaşamayacağımı düşünüyordum.

Yerdeki ayıcığımı alarak ona sarıldım ve hıçkırarak ağlamaya devam ettim.

Ben ağladıkça vücudumda ki ağrı daha fazla artıyordu.

Gözlerim yanmaya başlamıştı. Gözlerimi sıkıca kapattım, belki uyusam geçerdi.

Kapının önünden sesler gelmeye başladı ve kapı sesli bir şekilde açıldı. "Öksürme artık yeter!" Diye bağırarak babam odaya girdi.

Uyumaya çalışmıştım ama o kadar çok başım ağrıyordu ve öksürüyordum ki uyuyamamıştım.

"Hasta mısın?" Diye sordu. Geriye gitmek istedim ama ağrıdan bunu yapamadım. "Bir de hasta mı oldun?" Kafamı zorla iki yana salladım.

"Ne yapmam gerek iyileşmen için?" Diye sordu endişeyle. Utanmadan benim için endişelenebiliyordu. Yüzüne ondan iğrenerek baktım. "İyileşmem için ölebilirsin, baba."

"Bak bugün sana bir şey yapmak istemiyorum, beni sinirlendirme." Dedi dişlerini sıkarak.

"Bana bir şey yapmak istemiyor musun? Bana yeterince kötülük yaptın zaten." Tekrar öksürdüm.

Babam bana yaklaşarak beni kucağına almaya çalıştı. "Bana dokunma." Diyerek zorla geriye gittim. Çenemi tutarak yüzümü kendine yaklaştırdı. "Sana iyilik yapıyorum. Beni sinirlendirme."

"Bana iyilik yapmana ihtiyacım yok." Ona meydan okumam lazımdı. Onu korkutup kendimden kaçırmalıydım.

"Sana iyi davranmaya çalışıyorum!" Yüzüme sert bir tokat attı. Yüzüm sola döndü. "Seni hastaneye götürecektim!" Tekrar tokat attı. "Neden bana böyle davranıyorsun güzel kızım?" Diye sordu sesini alçaltarak. Tekrar tokat atacağını sandım ama o vurduğu yerleri okşadı ve öptü.

Öptüğü yeri elimle sildim. Bu onu tekrar öfkelendirdi ve tekrar tokat atmaya başladı. Gözlerim kapanırken son kez ona baktım. Bana korkuyla baktı. Ölüyorum sandım ve bu beni mutlu etti. Gözlerim büyük bir karanlığa kapandı.

"Tek çizgi." Dedi genç kadın derin bir nefes alarak. Genç adam gözyaşlarını silerek karısına baktı. Uzun zamandır çocukları olsun istiyorlardı ama her seferinde başarısız oluyorlardı. Genç kadın oturduğu yerden kalkarak eşine sarıldı.
"Üzülme, elbet bir gün çocuğumuz olacak." Dedi genç kadın sessizce ağlayarak. Adam gözyaşlarımı silerek kafasını kaldırdı.

Tam o anda zil çaldı. Genç çift birbirlerine baktılar. 'Gece yarısında evimize kim geldi?' diye düşündüler. İkisi birlikte kapıyı açmaya gittiler.

Kapıyı açtıklarında yerde küçük bir battaniyeye sarılmış kızıl saçlı bir bebek görmeyi beklemiyorlardı.

Birbirlerine baktılar sonra yerde ki bebeğe ve sonra tekrar birbirlerine... İlk tepki genç kadından geldi.

Eğilerek yerde ki bebeği aldı ve o zaman battaniyesine sıkıştırılmış küçük notu gördü. Notu alarak yazan "İsmi, Lefu." cümlesine uzun bir süre baktı.

Bakışları eşine döndü. Gülümseyerek "İsmi, Lefuymuş." dedi. İkisininde içine umut tohumları ekilmişti. Genç kadın küçük Lefu kucağındayken içeri girdi.

"Bu bize Allah'ın bir işareti olabilir mi?" İkisi de küçük Lefu'yu izliyorlardı. Lefu hareketlenmeye başladı ve gözleri yavaşça açıldı. Genç çift Lefu'nun gözlerini görünce daha çok umutlandılar. Lefu'nun gözleri genç kadının gözleri gibi sonsuz mavi bir denize benziyordu. Bu genç kadını daha çok gülümsetti.

"Ailesi kim acaba? Neden bizim kapımıza bırakmışlar?" Diye sordu. Büyülenmiş gibi küçük Lefu'yu izliyordu. "Bilmiyorum." Dedi genç adam karısına bakıp.

"Bizim çocuğumuz olmuyor. O bizim çocuğumuz olabilir?" Diye sordu.

"Ailesini bulana kadar bizim yanımızda durabilir bence de." Dedi genç adam.

VEDAHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin