Metin ÖzerArkamdan gelen adım sesleriyle elimdeki sigarayı yere attım. Bakışlarımı omzumun üstünden arkama, bana doğru koşan bedene çevirdim. Kısa kızıl saçları rüzgarla küçük bir savaş içerisindeydi. Yüzünde tarif edilemez bir mutluluk vardı, bu öyle bir mutluluktu ki yüzünde, ellerinde ve üstünde ki kanlar bile onu etkilemiyor hatta daha fazla mutlu ediyordu.
Ben onu izlerken yanımda durdu, ellerini dizlerine koyarak nefeslerini düzene sokmaya çalıştı. Bilmediği bir şey vardı, nefesleri düzene girmeyecekti. Kalbi yorulmuştu ve nefes alma düzeni bozuldukça kalbi daha çok yoruluyordu. Bunu bilmiyordu, belki hiç bilemeyecekti de.
Ayağa kalkarak karşısında durdum, önüne eğik olan başını hızlıca kaldırıp bana baktı ve ben ona bakarken bana sarıldı.
Ellerimi ne yapacağımı bilemedim. Bende ona sarılırsam rahatsız olacağını düşündüm, en iyisi ona dokunmamamdı.
Kısa bir süre sarıldıktan sonra geri çekildi ve kocaman gülümsemesiyle gözlerime baktı. "Teşekkür ederim amca, sözünü tuttun, beni kurtardın." Gülümsedim. "Kurtuldun kızım. Bu sefer gerçekten kurtuldun. Gel otur şöyle, sormam gereken birkaç şey var." Elimle az önce oturduğum bankı göstererek oturmasını bekledim.
"Sor amca hepsini cevaplarım. Sen beni kurtardın ya istediğini sor." Gülümsemesini bozmadan konuşmuştu. Başardığımızı hissettim. Onu kurtarmıştım, hayatının en zor zamanı geri de kalmıştı. Bundan sonra ki yaşamı da kolay olmayacaktı ama bir odaya kapalı değildi artık.
"Bıçağı tam olarak gösterdiğim yere sapladın değil mi?" Başını onaylar şekilde salladı. "Yaklaşık kaç dakika önce sapladın bıçağı?" Kaşlarını çatarak kısa bir süre düşündü. "Bu parka inmemi de hesaplarsak, sanırım 20-25 dakika falan oldu." Yirmi dakika önce bıçakladıysa şu an kan kaybından dolayı vücudu felç kalmış haldeydi. Biraz daha oyalanırsam ölecekti, ben ölmesini istemiyordum. Yaşaması ve yaşattıkları için pişman olması lazımdı.
Hızla ayağa kalkarak arkamı döndüm ve cehennemi andıran o evin yoluna baktım. "Az sonra arkadaşım buraya gelecek ve seni alacak benim şu an gitmem lazım." Son kez Lefu'ya baktım. "Arkadaşını nerden tanıyacağım ki amca?" Gülümsedim. "O seni tanır kızım." Derin bir nefes aldım, nefes ciğerlerimi doldururken kalbimi de acı doldurdu. Önüme dönerek yola baktım. Hayatının mahvolması kalbimde ki acının nedeniydi. Arkamı dönmeden hızlıca yürümeye başladım. O adam yaşayacaktı, ölmek onun için basit bir yol olurdu.
🔗🔗
Lefu...
Stresle bacaklarımı sallamaya devam ettim. Etrafıma bakınıyor Metin amcanın gelecek arkadaşını bekliyordum. Parkın sol tarafından yaklaşan kadına baktım. Uzun siyah kabanı onu gerçekten çok güzel gösteriyordu, acaba bu kadın mıydı Metin amcanın arkadaşı? Kadın hafif gülümsemesiyle bana yaklaştı, evet bu kadındı. "Merhaba Lefu, nasılsın?" Nasıl olabilirdim ki? Az önce beni yıllardır bir odaya kapatıp tecavüz eden, şiddet uygulayan üvey babamı öldürmüştüm. Katil olmuştum ama buna rağmen fazlaca mutluydum. "Mutlu." Kahve gözlerinin içinde şefkati hissettim. Gülümsedi, gülümsedim. "Öyleyse bu gece birlikte gezebiliriz? Hadi kalkda eve gidelim üstünde ki kanlardan kurtulalım sonra da dışarı çıkıp gezelim ne dersin?" Yavaşça ayağa kalktım. Üstümde ki kanlardan kurtulmalı ve Berge'nin yanına gitmeliydim. Onu özlemiştim. "Birinin yanına gitmem lazım ama önce üstümde ki kanlardan kurtulmalıyım bence de." Kadının geldiği yöne yürümeye başladım. "İsmin ne?" Kadın arkamdan gelmeye başlarken sorumu yanıtladı: "Elif." Güzel isimdi. "Kaç yaşındasın peki?"
"48." Kaşlarımı çatarak ona garip garip baktım. "Yaşımı göstermiyor olmak benim suçum değil küçük hanım."
"Çok güzelsin." Koyu kahve uzun saçından küçük bir tutamı geriye atarak omuzlarını kabarttı. "Biliyorum bebeğim." Dudaklarını büzerek öpücük attı. Onun bu haline kahkaha atarak başımı önüme eğdim. Çok tatlı bir kadındı, ona kanım fazlasıyla ısınmıştı.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
VEDA
Teen Fictionİstenmeyen, Azrail'in bile unuttuğu bir kadın. Bu kadına aşık bir adam. "Oyun oynuyoruz Lefu. Sen oyun oynamayı çok seversin."