Fark ediş

46 3 9
                                        

Elif abla banyonun kapısında durarak bana bakmaya devam etti. O evden kurtulalı bir hafta geçmişti ve bu bir hafta boyunca sürekli midem bulanıyordu, kendimi banyoda klozetin önüne diz çökmüş şekilde buluyordum her defasında. Elif abla kapıya yaslanmayı bırakarak yanıma diz çöktü ve saçlarımı terleyen yüzümden çekerek arkada topladı. "Lefu artık hastaneye gitmemiz gerek biliyorsun değil mi?" Kafamı iki yana salladım. Elif abla yanaklarımdan tutarak yüzümü kendine çevirdi. "Lefu, lütfen." Kafamı tekrar iki yana salladım.

"Abla, korkuyorum." Dolan gözlerimi kırpıştırarak başımı ellerinden kurtardım ve diğer tarafa baktım. "Lefu, belki sadece üşütmüşsündür. Gidip ne olduğunu öğrenelim lütfen. Hem Berge de merak ediyor seni, merakta bırakma bizi lütfen." Gözlerimi kapatarak akan yaşı sağ elimle sildim ve ayağa kalktım.

"Abla, ya hamileysem?" Bu seferde Elif abla kafasını iki yana salladı ve güven vermek istercesine gözlerini kapatıp açtı. "Gidip öğrenmeden bir şey diyemeyiz. Hadi hazırlan gidelim hastaneye." Sanırım bende daha fazla dayanamazdım. Başımla onaylayarak arkamı döndüm ve banyodan çıkmadan son kez Elif abalaya baktım. "Berge gelmese?" Gözleriyle beni onayladı ve ikimizde üstümüzü değiştirmek için odalarımıza gittik.

🔗🔗

Kan ve idrar tahlili vermiş sonuçların çıkması için hastane koltuklarından birinde oturmuş bekliyorduk. Yerdeki bakışlarımı kaldırarak isimlerin sırayla yazılı olduğu ekrana baktım. Çalan ismimle Elif ablaya baktım, gülümseyerek ayağa kalktı ve ardından beni de kaldırdı. Karşımızda ki beyaz kapıyı açtım ve duyacaklarımdan korkarak içeri girdim.

Ellilerinin ortalarında olan kadın doktor elindeki kağıtları masaya bırakarak bana baktı ve gülümsedi. Eliyle sandalyeleri işaret ederek konuştu. "Otursanıza hanımlar." Dediğini yaparak karşılıklı yerleştirilen sandalyelere oturduk ve doktora çevirdik bakışlarımızı.

"Dinliyoruz."

Elif ablanın konuşmasıyla doktorun bakışları ona döndü. "Konuyu uzatmadan direkt söyleyeceğim, mutlu haber vermek sevindiriyor çünkü." Elif abladaki bakışlarını bana çevirerek gülümsedi. "Tebrikler, dört haftalık hamilesiniz." Dediği şeyle kafamı iki yana salladım. Korktuğum şeydi, doktorun mutlu haber dediği şey, benim başıma gelebilecek en kötü şeydi.

Gözlerimi Elif ablaya çevirdim, o da bana bakıyordu. Dolan gözlerimi kırpıştırarak ayağa kalktım, bir iki adım atmışken sendeleyip biraz duraksadım. Her yer sağlamdı ama benim dünyam yıkılmıştı, ben yıkılmıştım, artık bir enkazdan fazlası değildim.

"Aldırabiliyor muyuz?" Elif ablanın sorusuyla ona doğru döndüm. Küçücük bir canın ne suçu vardı ki? Neden kendi karanlığımda onu da öldürüyordum? "İstemiyorum, küçücük bir canın ne suçu var?" Odadan çıkmak için bir iki adım atmışken Elif ablanın sesiyle yıkılan dünyamın altında ezildim "Senin ne suçun vardı Lefu?"

🔗🔗

"Gittiniz dimi hastaneye, ne dedi doktorlar?" Su almak için ayağa kalkıp mutfağa adımlıyordum ama Berge'nin sesiyle duraksadım. "Berge, bunu benim söylemem pek doğru olmaz." Bebekten bahsediyordu. O adamdan olan bebekten, bebeğimden. Daha fazla dinleyemeyeceğimi hissettiğimde su içmeyi de es geçerek salona geri döndüm.

Kalktığım koltuğa geri oturarak televizyon kanallarını kurcalamaya başladım. Berge gelip bana sormaya karar vermiş olacak ki yavaş adımlarla yaklaşıp yanıma oturdu. "Hastaneye gitmişsiniz?" Bu soruyu korkarak bi o kadar da utanarak sormuştu. Bakışlarımı televizyondan çekmeden kafamı onaylar şekilde salladım. "Ne dedi doktorlar, neyin varmış Lefu?" Dolan gözlerimi kırpıştırırken başarısız olacağımı anlayarak başımı önüme eğdim. Nasıl söyleyecektim bunu? O adamın çocuğuna hamile olduğumu nasıl söyleyebilirdim ki? Derin bi nefes aldım, yutkundum. Dudaklarım aralandı, konuşmak istedim, söylemek istedim ama yapamadım. Bi süre sessizliği dinledik. Bakışlarım Berge'ye döndü, tekrar derin bi nefes aldım ve söyledim.

VEDAHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin