19:20
Yine bayılmıştım.
Buna artık alışmıştım çünkü sürekli bayılıyordum. Önce başım dönüyor ve bu baş dönmesini mide bulantısı takip ediyordu, sonuç bacaklarım bedenimi taşıyamıyordu ve ben bir uçurumdan atlayıp kayalıklara çakılırmışım gibi soğuk betona çakılıyordum. Uyandığımda da hep aynı şeyler oluyordu, şiddetli bir baş ağrısıyla uyanıyordum ve kollarım yatağa zincirlenmiş, sol kolumda da bir serum takılı oluyordu.
Bakışlarımı rutubetlenmiş duvarda gezdirdim. Yer yer kararıklar ve yer yer çatlaklarla doluydu, duvar. Yoksa o da mı yorulmuştu içinde cehennemi yaşatmaktan? Ya da her gece usanmadan çığlıklar atan 'belki birisi sesimi duyar ve bu yerden kurtulurum' umudu besleyen benden mi bıkmıştı?
Kapı yavaşça tıklatıldı. Sanırım yine Metin amca gelmiş olmalıydı.
Yanılmamıştım, kapıyı yavaşça açıp gülümseyerek içeriye girdi. "Nasıl hissediyorsun?" Cevap vermemi beklemeden kapıya bakıp geri bana baktı ve üstüme eğildi; kafamın arkasında bir noktaya bastırarak kısa süreliğine acı çekmeme neden oldu ve fısıldar şekilde konuşmaya devam etti. "Odaya dikkatlice bak, özellikle yatağının altına. Sana hediye bıraktım." Cümlesi bitince elini çekti, geri doğruldu ve gülümsemeye devam etti. "Midenin bulanması normal, sana bir ilaç yazayım da mide bulantın geçsin." Ne dediğini anlamayarak bakmaya devam ettim.
Saniyeler sonra odaya giren Azmi Payidar'la neler döndüğünü az çok anladım. Yatağın altına ne saklamıştı? Bir silah? Belki de keskin bir bıçak? Bunu Azmi Payidar kolumda ki zincirleri açınca öğrenecektim.
"Ne ilacı yazıyorsun? Yazma boşuna, onun için uğraşıp alamam." Göz devirip kurmuştu bu cümleyi. Alınmadım hiçbir şey de hissetmedim ama altıncı yaşımın 'Babam bizi artık sevmiyor mu?' dediğini duydum. Ona seslenmek istedim, baban bizi hiç sevmedi, sen onun sadece ihtiyaçlarını gidermek için kullandığı bir eşyasın, demek istedim ama bu ona fazla ağır bir cümle olabilirdi.
Yirmi birinci yaşım Azmi Payidar'dan nefret ediyordu ama altıncı yaşım ona hâlâ baba diyor ve doğum gününü hatırlaması için Tanrı'ya yalvarıyordu.
"Alsan da içmem zaten, ilaç diye zehir falan getirirsin hiç gerek yok." Azmi Payidar sahte bir kahkaha atarak yatağın ayak ucunda durarak bir Metin amcaya bir bana baktı. "Ne kadar komik bir espiri haha ve ha ne kadar komik, değil mi Metin?" Bende ki bakışlarını Metin amcaya yoğunlaştırdı. Baştan aşağı süzdü ve geri gözlerinin içine baktı. Bu hareketine karşılık Metin amcanın tepkisi sadece yutkunmak oldu.
Biliyordum o da Azmi Payidar'dan korkmaya başlamıştı.
"Eğer yapacağın başka bir şey yoksa git evine Metin." Azmi Payidar, Metin amcayı gayet net bir şekilde evden kovmuştu. 'Her şeyin suçlusu sensin, Lefu.' sol tarafımdan gelen sesle bir anda kafamı sesin geldiği yere çevirdim. Kısa kızıl saçlı bir kız, yere bağdaş kurmuş oturuyordu. Bu bendim. 14-15 yaşlarımda ki halimdi, beni suçlu tutuyordu her şeyden. Kafamı iki yana salladım, "Ne saçmalıyorsun sen?" Azmi Payidar'la Metin amcanın bakışlarının bana döndüğünü hissettim. "Kiminle konuşuyorsun Lefu?" Bakışlarımı çocukluğumdan yavaşça çekerek Metin amcaya baktım. "Kimseyle konuşmuyorum." Eskimiş gülümsemesiyle kafasını yavaşça onaylar şekilde salladı. "Kendine dikkat et." Bu da son kurduğu cümle oldu ve arkasını dönerek odadan çıktı.
Azmi Payidar cebinde ki ellerini çıkartarak ayak bileklerimdeki zincire uzandı. "Metinle ne işler karıştırıyorsunuz?" Sol ayak bileğimde ki zincirin kilidini açarak sağ bileğimde ki zincire geçti. "Ne karıştırıyor olabiliriz? Sence de bir şeyler karıştırsak anlamaz mısın?" Sağ bileğimde ki zincirin kilidini açtı ve ardından kollarımda ki zincirleri de. "Anlarım, bu yüzden korkmalısın ve bir şeyler karıştırmamalısın." Göz devirerek bileklerimi ovaladım bu sırada Azmi Payidar da göz kırparak odadan çıktı.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
VEDA
Fiksi Remajaİstenmeyen, Azrail'in bile unuttuğu bir kadın. Bu kadına aşık bir adam. "Oyun oynuyoruz Lefu. Sen oyun oynamayı çok seversin."