Polisler Rafet Bey'i içeri getirdiklerinde Kaan beni belimden tutup babasının önüne itti. Rafet Bey dokunsan patlayacak bir bombaya benziyordu.
"Ne yapıyorsun Kaan?"
"Nedendir bilinmez ama babamın sana zaafı var. Onu yumuşat yoksa eve gittiğimizde cenazelerimiz çıkar o evden."
"Siz ne halt ett... Cevza ne oldu kızım sana?" Beni gören yüzü ve bakışları hemen yumuşadı. Sanırım Kaan haklıydı.
"Şunlardan birisi Tibet'e vuracakken engellemek istedim. Geç kalınca yumruğu yiyen ben oldum."
"Çok acıyor mu? Hayır yani anlamıyorum ki sen niye Tibet'i koruyorsun? Sen niye kızın yumruk yemesine izin verdin?"
"Sanki bilerek yaptık. Adama bak ya."
"Tibeeet!" Uyarımın üzerine ters ters ona baktım. O da bana 'Ne var' der gibi baktı.
"Öyle demeyin Rafet Bey..."
"Abi. Rafet Abi."
"Tamam. Konumuz bu değil ama neyse. Rafet Abi öyle deme sen de şimdi. Bak şurada bir tane yelloz var görüyor musun? Onun suratındaki kanı ben akıttım. Saçımı çekti ben de tek yumrukla yere serdim. Korunmaya ihtiyacım yok benim. Elimiz armut toplamıyor sonuçta."
"Sen de bunu polisin önünde itiraf ettin az önce öyle mi?"
"İfadelerini aldık Rafet Bey, merak etmeyin. Yazmayan bir şey söylemedi."
Rafet Bey gözlerini kapatıp burun kemerine masaj yaptıktan sonra derin bir soluk aldı.
"Hadi gidiyoruz."
"Ne demek gidiyoruz?"
"Bayağı gidiyoruz işte. Okulda uyarı alacaksınız."
"Abi ya ciddi misin sen?"
"Evet Cevza. Ne kadar abi deseniz de ben hala sizin okul sahibinizim ve ismime böyle bir suçu sürmek istemiyorum. Ayrıca ceza bugünden başlayacak."
"Bugün mü?" Hepimizin bir anda şaşırmasıyla o ana kadar sessiz olan diğerleri gülmeye başladı.
"Ne gülüyonuz? Her şey sizin yüzünüzden zaten."
"Niye kızdın güzelim? Güldük alt tarafı."
"Bak hala güzelim diyor." Parmaklıklara yapışan Tibet'in gözlerinden alev çıkıyordu resmen.
"TİBET!" Rafet Bey... Abinin uyarısıyla Tibet önüne döndü. Hala sakinleşmediği için uzanıp elini tuttum. Kafasını eğip eline baktı ve beni kendine çekip koluyla bedenimi sardı. Rafet Abinin gözü üzerimizdeydi. Açılan kapıdan beraber çıktığımızda diğerlerinin yanından geçerken dönüp dil çıkardım. Çocuk hala pis pis sırıtıyordu. Kaan arkadan uzanıp kafamı önüme çevirince polisle göz göze geldim. Tatlı tatlı gülümsedim.
"Şu kızın halini görmediniz mi? Ne diye hala kanlar içinde duruyor acaba?"
"Rafet Bey kendisi istemedi. İyi olduğunu söyleyip durdu."
"Evet abi ben istemedim."
"İyi halt ettin. Şikayetçiyiz bu çocuklardan Memure Hanım haberiniz olsun. Siz tutanağı yazın lütfen ben şimdi çocukları götürüyorum."
Arkamızdan itekleyerek bizi dışarı çıkardı. Bir anda yüzüme çarpan temiz hava ciğerlerimi yaktı. Geriye doğru esnemeye çalıştığım sırada sırtımdaki acıyla yüzümü buruşturdum.
"Allah'tan abim hala İstanbul'da da o gelmedi bizi almaya." Gülümsediğim sırada ani frenle otoparka giren arabadan inen bir adamın şimşek gibi gürlemesiyle gülümsemem yüzümden silindi.
"CEVZAAA!!!"
Herkes yerinde donup kalmıştı. Korkudan Tibet'in arkasına saklandım.
"Nerde o?! Kaç oldu bu başıma açtığın vukuat? Bıktım senden de, senin bu kural tanımaz hallerinden de. Arkamı dönmeye kalmadan hep bir olay çıkarıyorsun. Çık çocuğun arkasından."
"Abicim açıklayabilirim."
"Götün sıkışınca abin oluyorum dimi?"
"Beyefendi biraz sakin olun."
"Sanane birader. Bas git işine. Çık sen de onun arkasından. Çekilsene oğlum."
"Çağlar Abi biraz sakin olursan çekilirim."
"Ben bu kızın gününde sakin olamıyorum. Çık dedim sana." diyip kolumdan tuttuğu gibi beni Tibet'in arkasından çekmesi bir oldu. Yüzümü gördüğünde vücudunda olan en ufacık sinir kırıntısının bile uçup gittiğine yemin edebilirdim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SENSİZ BEN...
RomanceMerhabalar arkadaşlar; Bu aslında benim ikinci kitabım. Normalde Egoist Sevgilim adında bir kitap yazıyordum fakat hesabımı kaybettiğim için ona devam edemiyorum. O yüzden yepyeni bir sayfa açmak istedim. Umarım beğenilir. 😊 Kitabın adı k...
