SEVGİLİM!..

4 3 0
                                        

Tunç kısa bir süre sonra elindeki poşetlerle geri döndü. Anlattığım şeylerle bizimkiler de Tunç'a cephe almıştı.
Elindekileri göstererek "Bunları nereye koyayım Cevza Hanım?" diye sormasıyla ona karşılık veren Sinan oldu.

"Git odasına koy birader."
"Anlamadım Sinan Bey."
"Elindekiler yiyecek ve içecek. Onların da gidebileceği tek yer var. Orası da mutfak. Mutfağa götürüp masaya koy."
"Peki İlayda Hanım." Bana bir bakış atıp mutfağa doğru yöneldi.
"İloş'um sen neymişsin böyle ya. Biz de seni cici kız diye biliyorduk. Korktum yani senden."
"İkizimi üzeni üzerim Sinan. Bilmem anlatabildim mi?" Yandan bir bakışla Tibet'e baktı. Ben de o sırada mutfağa doğru ilerlemeye başlamıştım. Umarım aldıklarının içine tükürmüyordur.

Kapının girişinde kollarımı önümde kavuşturup omzuma yaslandım ve onu izlemeye başladım. Aldıklarını ısınmasınlar diye dolaba yerleştiriyordu. Az önceki gördüğü muameleden dolayı çok üzülmüştüm. Bir süre sonra beni farketti ve yaptığı işi bıraktı. Somurtuyordu.

"Bir şey mi istediniz Cevza Hanım?"
"Senin bu hamaratlığını, bu düşünceli tavırlarını seni ilk tanıdığım andan beri çok seviyorum." Söylediklerimi duymamış gibi aklındakileri söyledi.
"Sanırım arkadaşlarınız benden hoşlanmadı."
"Birazcık bir şeyler anlatmış olabilirim."
"Hangi gerekçeyle özelimizi anlattın Cevza?"

"Özel mi? Hah! Özeli mi kaldı bunun? Biz seninle ne hayaller kurmuştuk. Küçüklüğümden beri sana aşıktım oğlum ben. Söylediğine göre sen de öyleydin ama buna artık inanasım gelmiyor. Abimin arkadaşısın diye bir şey diyemiyordum. Duygularımı açamıyorum sana. Eminim sen de öyleydin ta ki geçen seneye kadar. Geçen sene gelip beni çok sevdiğini söylediğinde resmen bulutların üzerinde geziniyordum biliyor muydun sen?"

"Biliyorum güzelim, biliyorum. Sen beni benden iyi tanıyor olabilirsin ama emin ol ben de seni senden iyi tanıyorum. Şu anda az önceki tavırlardan dolayı özür dilemek için geldiğini adım gibi biliyorum. Çünkü sen her zaman böyleydin. Sen bana kızsan bile kimsenin bana kızmasına dayanamazdın. Bakıyorum da hala öylesin. Ben olanlar için gerçekten üzgünüm ama her zaman dediğim gibi her şey bir yanlış anlaşılmaydı. Lütfen artık affet beni. Geri istiyorum seni."

Söylediklerinden dolayı ağzım açık kalmıştı. Dilim dolanmış hiçbir şey söyleyemiyordum. Konuşurken de yavaş yavaş yaklaşmıştı. Şu anda aramızda bir adım bile mesafe kalmamıştı. Gözlerimin içine bakıyordu. Sonunda çözülen dilim sayesinde usulca fısıldadım.

"Affetmek mi? Tunç sen beni aldattın. Aldattın. Hem de en yakın arkadaşımla, kardeşim dediğim insanla. Benim bunu affetmemi nasıl beklersin. Ben seninle ileride evlenmenin hayallerini kurarken, doğacak çocuklarımıza isim düşünürken, sana olan sevgim her gün ama her gün artarken SEN BENİ ALDATTIN! Ben seni atlatana kadar neler çektim biliyor musun? Hani şu arkadaşın Berke var ya o teselli etti beni. Arkadaşının yaptığı salaklık yüzünden onun omzunda ağladım, onun göğsünde kendimi kaybedip uyuyakaldım. O beni düzeltti. Hazır seni atlatmışken aklımı tekrar bulandırma lütfen. Yalvarırım bunu yapma bana Tunç."

Farketmeden gözümden bir damla yaş akmıştı. Elini uzatıp yanağıma dokunmak istediğinde istemsizce bir adım geri attım ve bir şeye çarptım. Arkamı döndüğümde Tibet ile göz göze geldim. Elini belime koyduğu sırada yumuşak bakışları yüzümün her yerini inceliyordu. Gözleri gözyaşımın akıp durduğu yerde takılı kaldı. Elini uzatıp nazikçe yanağımdaki yaşı alırken gözlerimi kapattım ve hafifçe gülümsedim. Gözlerimi açtığımda o da bana gülümsüyordu. Kırılan bir şeyin sesiyle yerimde sıçrayıp sese doğru döndüm. Tunç işine devam etmek için döndüğünde elindeki bira şişesini düşürmüştü.

SENSİZ BEN... Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin