Şeytanların itaat ettiği karşısında titrediği Lucifer olaran bilinen Lalisa'nın tek zaafı, cennetin yöneticisi Lilth olarak bilinen Jennie'ydi.
#JenLisa
Parayı onun ödeyeceğini anladığımda çıkışta bekledim. Yanıma geldi "Bir dahakine sen ödersin artık Lucifer." gülümsemesi beni de gülümsetirken konuştum. "Tamam seni bir dahaki sefere favori mekanıma götüreceğim."
"Seni böyle görmek beni mutlu etti Lalisa." duraksadım. "Nasıl görünüyorum Lilth?"
"Bilmem sanki gözlerin ışıldıyor gibi. Mutlu görünüyorsun." dedi. Haklıydı mutlu hissediyordum. Benim konuşmama müsade etmeden devam etti.
"Seninle hep yakın olsaydık keşke ama bilirsin kedi köpek gibiydik." diyip güldü ben de gülmeye başladım lakin kendime bile itiraf etmekten kaçındığı zayıflıklarımdan korktuğum için konuştum.
"Hâlâ çok yakın değiliz Lilth. Ben ateşim sen su, eğer bu ikisi çok yakın olursa yok olup giderler." dediğimde bana hak verdi. Karşı çıkmasını istemiştim ama olmamıştı. Hayatta her istediğin olacak mı sandın Lucifer. Ah ne yazık.
Kendi kendimi aşağıladığımı farkettiğimde kendime geldim. "Gitmek mi istersin yoksa bir şeyler daha yapmak ister misin?" sakince konuştum.
"Bence şu anlık bu yeterli ama bir daha çift katlı cheese burger yemeye getirirsen." gülümsedim ve fırtınaya gitmek için fısıldadım.
Anında fırtına oluştuğunda gitmek için sabırsızlandığımı anladım. Fırtına konuştu.
"Cehnnemin efendisi Lucifer ve Cennetin efendisi Lilth, sizleri nereye götürmem gerekiyor efendi Lucifer?"
"Beni ve efendin Lilth'i Bohk yoluna götür." Bohk yolu cennet ve cehennem arasındaki ince yoldu. Bohk yolunu kullanan kişiler Tanrının çocuklarıydı. Bohk yoluna anında gittiğimizde. Lilth'e döndüm.
"Jennie, Dünyaya gittiğin için pişman değilsindir umarım ve uzun zaman sonra seninle düzgün konuşmak beni mutlu etti. Aramızda bir problem olmaması için çaba göstereceğime emin olabilirsin." Bana döndü ve ateş kırmızısı olan gözlerime baktı.
"Seninle hep yakın olmak istemiştim. Bilirsin Tanrının çocukları arasında en büyük saltanata sahip kişiler biziz. Her ne kadar rekabet olsa da seni hep severdim Lucifer. Yapılan savaşların getirdiği yıkımı onarmak yıllarımızı alır sanarken sen bizim için bir kapı açtın. İki gün önce birisi 'Lucifer ile dünyaya ineceksin' dese güler geçerdim ama sen bunu mümkün kıldın. Sanırım bazı şeyleri düzeltmeye başlıyoruz." dedikleri kalbime dokunurken sarılmak istedim ama adım atamadım.
Korkuyorsun Lucifer, bağlanmaktan korkuyorsun.
"Görüşürüz Lilth." son kez toprak kahverengisi olan gözlerine bakıp uçtum, evime doğru.
...
Cehennemin girişinde şeytanlarım saygı duruşuna geçtiğinde içeride beni Diablo ve Poesidon karşıladı. "Apollon nerede onunla konuşmam gereken bir şey var." stabil sesimle konuştuğumda Jungkook'un yüzünün gerildiğini anladım. Neler çeviriyordu bunlar!
"Taehyung'u en son cehennemin 3. katında görmüştüm Lalisa. İstersen haber verebilirim." dedi Yoongi.
Kafamla onayladım. "Sen git onu bul benim yanıma gelsin. Jungkook sen de yeni gelen şu araba yarışında ölen fânileri bana getir." dedim.
...
Taehyung yanıma geldiğinde ona döndüm. "Sen bu aralar hiç görünmüyorsun nerelerdesin?" sorduğum soruyla düşünmeye başladı.
"Hep buralardayım Lalisa. Sadece sen uzaklardasın, Lilth ile ne yaptınız Dünyada?" konuyu değiştirmeye çalışması gözümden kaçmamıştı.
"Jennie ve dünyayı boşver. Boynundaki izler ne zaman oldu ve kiminle oldu?" sorduğum soruyla anında gözleri açılırken bana bakamadı. "Sana bir soru sordum Apollon."
"Şey, şimdi şöyle oldu. E nasıl olmuştu o ya. Valla haberim yok Lalisa uyurken yatağa çarptım galiba." Saçmalamasının sebebi karşımda yalan söylemelerinden hoşlanmıyor olmamdı.
"Bula bula bu yalanı mı buldun Taehyung." sinirlenmeye başlıyordum. Aynı izleri Jungkook'un boynunda da görmüştüm. Ben Dünyaya inmeden önce onları kapatmaya çalışırken görmüştüm. Düşünceşerimin doğru olmasından korkuyordum.
"Lalisa bak olan benim suçum değildi. Bu izlerin sebebi-"
"Yeni gelen fânileri getirdim Lalisa." Jungkook nefes nefese geldiğinde Taehyung'a döndüm. "Bu iş burada bitmedi."
Fânilere döndüğümde yarışçı çocuklardan bana asılan hâlâ beni farketmemişti. "Naber Jin?"
Anında yerinde sıçrayıp bana baktığında korkudan ne yapacağını şaşırmıştı. "Nasıl yani sen de mi öldün tanrım! Aklımı kaybedeceğim galiba." bayılma taklidi yapmaya başladığında sinirlenmiştim. Ne sanıyordu burada hastane falan olacağını mı!
"Hayır ben ölümlü değilim cehennemin kraliçesi Lucifer'ım ve inan bana beni tanıdığına hiç mutlu olmayacaksın. Götürün bunları 7. kata bizzat ben işkence edeceğim." gözleri anında büyürken konuşmaya başladı.
"A-ama ben bir şey yapmadım ben gerçekten iyi bir insanım. İnan bana Lisa gerçekten kötü bir niyetim hiç olmadı." Şeytanlardan birisi yaklaşıp Jin'in dizine vurup yere çökmesini sağladı.
"Sen kimsin de Efendi Lucifer'a ismiyle hitap edersin. Dua et de kraliçemiz seni cehennemin en derin kuytularında Efendi Diablo'nun eline vermesin." Şeytan öfkeyle konuştuğunda onu durdurmadım. Dedikleri doğruydu. Bana yakınlarım dışında kimse ismimle hitap edemezdi.
"Bir daha bana ismimle hitap edersen... Sana hayal bile edemeyeceğin şeyler yaparım. Tekrar ölmek için yalvarırsın. Ben senin efendinim bana saygılı olmak zorundasın. Duydun mu beni!" Yükselen sesim cehennemin tüm derinliklerine ulaşmıştı.
"Peki efendim size karşı bir daha saygıda kusur etmeyeceğime emin olabilirsiniz." Yalakalık yaptığını biliyordum her gelen fâni gibi beni kandırabileceğini sanıyordu.
"Götürün bunu geleceğim birazdan." Taehyung'a döndüm ve sessizce "Bu izlerin hesabını daha sonra vereceksin. Benden habersiz kuş uçamazken arkamdan iş mi çeviriyorsun. Kim bu kişi öğreneceğim." diyerek uzaklaştım.
.
Oylarınızı ve yorumlarınızı bekliyorum. Aslında benim için yorumlar daha kıymetli çünkü kendimi yalnız hissetmiyorum bu şekilde.Eğer yorum atarsanız çok mutlu olurum bebislerim
<31 iyi okumalar
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.