6

706 77 6
                                        

💌

Adil değildi. Bahsi geçen adalet terazisi hiçbir zaman var olmamıştı. Benim adım Chaeyoung değildi. Roseanne seneler önce ölmüştü. Hayat hiç de adil değildi. Terazi işe yaramaz bir metafordu. Benim adım da Chaeyoung değildi zaten. Roseanne seneler önce ölmüştü.

Her şey bir rüyadan ibaretti ama uyanmak da mümkün değildi.

Nefes almak için sudan çıktığımda etrafımda kimse kalmamıştı. Panikle arkamı döndüm ve karaya baktım. Lalisa ellerini kaldırmış oraya gelmem için işaret ediyordu. Jennie bağırıyordu. Jisoo suya girmiş, bana doğru kulaç atıyordu.

Yeniden suya girdim ve bir süre daha çıkmadım dışarıya. Başım ağrıyordu. Su iyileştirir derlerdi. Yalanlar listeme bir tane daha eklenmişti. Suyun hiçbir şeyi iyileştirdiği falan yoktu. İnsanlar kendilerini iyi edebilmek için yalanlara kanmaya pek meraklıydı. Ayaklarım kumlara değmeyi bırakalı çok olmuştu, şimdi bir anda kramp girseydi bacağıma her şey kolaylıkla bitebilirdi. Belki uyanırdım. Belki ben de unuturdum. Zihnim bir karmaşaydı ve kullandığım ilaçlar iyi gelmiyordu.

Sudan çıktım ve ciğerlerimi havayla doldurdum. Kızları daha fazla endişelendirmemek için Jisoo'ya doğru kulaç atmaya başladım. Dalgalar şiddetleniyordu, suda olmaması gerekiyordu. Aptal kız. Küçüklüğümden beridir profesyonel olarak yüzdüğümü biliyor ancak yine de benim için endişeleniyor, bana yardım edebileceğini sanıyordu. 

"Ya delirdin mi sen Chae, bu dalgada gidilir mi o kadar derinlere?"

Bir elini sırtıma koydu ve beni peşinden sürükleyerek karaya çıkardı. Sudan çıkarken Jennie çoktan yanıma gelmiş ve bir havluyu bedenime sarmıştı. Lalisa ortalıkta görünmüyordu. Şezlonga oturdum ve vuran rüzgarla titreyen bedenimin dinginleşmesini bekledim. O sırada kızlar bana kızmakla meşguldü.

Bir süre sonra Lalisa elinde karton bardaklar ve yanında birkaç kişiyle geldi. Benim şezlongta oturduğumu gördüğünde diğerlerini arkasında bıraktı ve koşarak yanıma geldi. "Ağzımda dolu dolu küfürler var ama sonraya saklıyorum dua et. Al iç, bu senin için." Elime tutuşturduğu çaya ısınabilmek için tüm parmaklarımı doladım. Bir diğerini de peşimden suya giren Jisoo'ya vermişti.

"Hasta olacağım sanırım."

Lisa omzuma vurdu ama sonra kıyamamış olacak ki mayomdan açıkta kalan tene bir öpücük kondurdu. "Bu havada suya girersen olursun tabi salağım benim."

Jungkook da onunla gelmişti, Taehyung'la birlikte Jisoo'yla konuşuyorlardı. Onu görmezden gelebilmek için elimden geleni yaptım ve bez çantamdan telefonumu çıkarttım. En son konuşmamızın üzerinden neredeyse bir hafta geçmişti. Daha öncesinde tanışmadığımızı söylediğimde üzerine gitmemişti. Gitmesini istesem de böylesinin ikimiz için de daha iyi olduğunu biliyordum. Ben geçmişin hayaletleriyle boğuşurken o her şeyi unutmuş hayatına devam ediyordu, ona özenmeden edemiyordum.

yoongi:

ajanstan haber geldi

seoule gitmem gerek

İstemsizce yüzümü buruşturdum ve bedenimi tamamen şezlonga bırakıp uzandım. Diğerleri bir şeyler hakkında hararetli bir şekilde sohbet ediyordu ancak şu an ne konuştukları dikkatimi çekmiyordu. Telefon ekranımı daha net görebilmek için güneş gözlüğümü taktım.

chaeyoung:

ne alaka şimdi ya

tatil yapmana da mı izin yok

başlarına yıkacağım o ajansı görürsün

celebritysin diye tatil yapamaz mısın nerde işçi hakları

hem bensiz naparım

BENİ DE GÖTÜR

"Telefonun amına koydun be kızım bu ne hız."

Yugyeom'a omuz silktim ve ondan bir cevap beklemeye başladım. Mesajlar iki tik olmuş ancak renklenmemişti. Kesin bilerek bakmıyordu it. Ne zaman benimle uğraşmak istemese böyle safa yatıyordu.

"Yine kim kızdırdı seni?" Lalisa sevgilisi Yugyeom'un kolları arasına girdi ve onu destekledi. Oldukça kötü bir ikili olmuşlardı. Hiç hoşlanmamıştım. "Yoongi, Seoul'e dönüyormuş."

"Yoongi kim?"

"Chae'nin piyano hocası." Jennie benim yerime Taehyung'u cevapladığında gergindim. Bu konuda konuşmayı sevmiyordum. İsmi anıldığında sadece piyano hocam olduğunu söylüyorduk böylece kimsenin aklına ulusal haberlere kadar çıkan rapçi gelmiyordu. Onların sorularıyla boğuşmaktansa böylesi daha iyiydi.

Başımı kaldırdığımda Jungkook'la göz göze geldik. Saçlarını biraz kısaltmıştı, kirli sakalları bugün yerindeydi. Küpesi yoktu ancak boynuna birkaç zincir takmıştı. İçlerinden birinin ucunda benimkine benzer bir gül simgesi vardı ve çıplak göğsünde oldukça güzel gözüküyordu.

"Bak buradaki herkesten beklerdim ama senden hiç beklemezdim Chae. Teacher fantezisi ne kızım ya! Lisede kaldı o lisede. Şimdi olsa olsa profesör olur dekan olur ne bileyim olur işte bir şeyler. Biraz vizyon-" Lalisa sevgilisinin kolunu tırmaladı ve adeta ciyakladı.

"Sen çok biliyorsun sanırım fantezi mantezi. Hakimsin bu konulara."

"Yok canım haşa. Ne münasebet."

O ikisi tartışmasına devam ederken üzerimdeki havluyu elime aldım ve hala ıslak olan bacaklarımı kurulamaya başladım. Jennie yanımdaki şezlongta halk plajı sapıkları gibi oturmuş ıslık öttürüyordu. Ona dil çıkartıp arkamı döndüm ve Jisoo'ya baktım bir süre. Belki de yanındaki siyah saçlı çocuğa bakıyordum, kim bilebilirdi güneş gözlüğüm hala takılıyken. 

Onun da bakışları bana döndüğünde havluyla boynumu kurulayıp üzerime bir elbise geçirdim. Yine boynuma bakıyordu ama ben kolyeyi çıkarmıştım. Peki o benimkine oldukça benzer bir kolyeyi neden takmıştı? 

💌

hikaye nasıl gidiyor fikirlerinizi belirtin lütfenn🫶🏻

first loveHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin