💌
Bir kedi tırnaklarını zihnimin duvarlarına geçirmiş ve derince bir kesik açmıştı. Kanıyordum. Yardım çığlıkları atıyordum. Fakat ben çığlık atmaya devam ettikçe yarık genişliyor, her bir damlada beni ölümüme daha da yaklaştırıyordu. Susturamıyordum içimdeki hiddeti. Neden öptü beni? Cevabı bilsem de dile getirmek istemiyordum.
İntikam mı almak istedi sevdiği kadından? İçindeki yangını dindirebildi mi?
Böyle olmamalıydı. Eğer beni bir gün öpecekse bunun sebebi o kadın olmamalıydı. Beni kullanmamalıydı. Ben bir yara bandı değildim ki. Bunu bana o söylemişti. Ben bir yara bandı değildim. Seneler önce tanıdığım adamdan nasıl böylesine uzaklaşabilmişti? Belki de unuttukları onda öylesine derin bir yara açmıştı ki benliğinden vazgeçmişti. Sevdiğin böylesine keskin çizgilerle değiştiğinde sevdiğin kalabilir miydi?
Mutfak dışında tüm ışıklar kapalıydı. Evin içini pencerelere çarpan rüzgarın sesi dolduruyordu. Sanki hala dışarıdaydım. Hala rüzgar tenime işliyordu. Sanki o beni yeniden öpüyordu. İlk öpen bendim belki ama o da devam ettirmemeliydi. Sonuna kadar gitmek istememeliydi. Bir elimle alnımı ovuştururken kapı pervazında dikilmiş dudaklarına kupasını götüren Jisoo'yu gördüm. Yüzü neredeyse ifadesizdi. Yanıma oturduğunda kupayı tezgaha bıraktı ve bir eliyle yanağımı okşadı.
"Gördün mü?"
"Gördüm."
Bedenimi kendine çekti ve kollarını boynuma sardı. Gözyaşlarım çoktan tenimi ıslatmıştı. "Neden? Neden kullandı beni? Neden bu kadar değişti?" Dudaklarını saçlarım arasında hissettim.
"Kafası karışmıştır belki. Hem sen söylememiş miydin son zamanlarda tavırları değişti diye. Hatırlamaya başlamış olamaz mı? Seni bu yüzden öpmüş olamaz mı?" Cevabın büyük bir hayır olduğunun o da pek tabii farkındaydı.
Bedenimi geri çektim ve ellerimi gözlerime bastırıp ıslaklığı almaya çalıştım. Ancak ne kadar silersem sileyim yenisi geliyordu. Küçük bir çocuk gibi hissediyordum. "Hatırlasa öpmezdi beni. Hatırlasa bir başkası için öpmez, kullanmazdı beni. Ben şimdi ne yapacağım Jisoo?" Sesim titriyordu.
"Sen ne yapmak istiyorsun güzelim?"
Bir elimi elleri arasına aldığında derin bir iç çektim. "Ben bilmiyorum, hiçbir şey bilmiyorum. Mezun olmama az kaldı. Staja gitmem gerek. Para kazanmam gerek. Daha fazla ailemin parasını kullanamam, midem bulanıyor. Ama Jisoo ben bunları yapacak kadar hayatı sevmiyorum ki. Uyumak istiyorum ben, hep uyumak istiyorum. Ama uyuyamıyorum da." Aldığım hava ciğerlerime ulaşamıyor gibiydi, konuşurken sık sık nefes almak için duraksamam gerekiyordu.
"Bak Chaeyoung, bilmiyorum farkında mısın ama o senin için bir parazitten farksız hale geldi. Seni içten içe yiyip bitiriyor. Bu bir gençlik aşkı değil farkındayım. Ama senin dünyan ondan ibaret değil, senin de bunun farkına varman gerek. Seneler önce ilk o tuttu elinden, biliyorum. Ona minnet borcun var gibi hissediyorsun bunu da biliyorum. Sen de onun elinden tutmak istiyorsun. Ancak Jungkook'un onun elini tutmana ihtiyacı yok. Senin aksine o yaşananları unuttu ve hayatına bakıyor." Düşen başımı parmaklarıyla çenemi kavrayarak kaldırdı. "Hayat devam ediyor ve yapacak bir sürü şey var. Sanata karşı hem ilgin hem yeteneğin var, üstüne düş; yüksek puanlı bir üniversitenin mimarlık bölümünden mezun olmak üzeresin, bir şirkette işe gir. Dışarıya çık Chaeyoung. Yeni insanlar tanı, kendini kapatma böyle. Henüz çok gençsin ve seni senin sevdiğin gibi seven birisini bulacağından eminim."
Kollarımı boynuna doladım ve Jisoo'nun hafif kokusunu içime çektim. "Teşekkür ederim canımın içi. Eğer yanımda olmasaydın yolumu nasıl bulurdum bilmiyorum." Burnumu parmakları arasına sıkıştırdı ve yüzünü buruşturdu.
"Kendine haksızlık ediyorsun. Şimdiye kadar çok iyi geldin Chae, eğer ben olmasaydım bile sen ayağa kalkmanın bir yolunu bulurdun. Ben sadece sana yardım ediyorum."
Geri çekildiğinde bedenim titredi. Biraz üşüyordum ve sanırım ateşim çıkmaya başlamıştı. "Diğerlerine ben anlatırım olanları. Rahatsız etmesinler seni boşu boşuna. Hadi yatalım, dinlen biraz."
Yatağa girdiğimde uyuyabilmek için düşüncelere ihtiyacım olmadı bu sefer. Gözlerimi yumdum ve bir daha açmadım. Tatlı bir huzur vardı bedenimde. Vazgeçmeye belki de ilk defa bu kadar yakındım. Bir gece de olsa basit bir ilk aşkmış gibi davranamaz mıydım? Her şeyi bir kenara bırakıp da onun beni öptüğüne sevinemez miydim? Sonra unuturdum onu, ilk aşkımı geride bırakır hayatıma bakardım.
Her ne kadar geceyi zihnimi yormadan geçirsem de sabah kalktığımda her şey yerli yerindeydi. Aklım ve kalbim vereceği kararda anlaşmış gibiydi. Ondan gidecektim. Hem bedenen hem de ruhen bunca zamandır hapis hayatı süren beni serbest bırakacaktım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
first love
Fanfictionbelki canım beni dolu gözlerimle bırakıp gittiğinde yanmamıştı ancak seviyorum desen de seni bekleyemem dediğinde, senden gidemediğimde çok yanmıştı. [düzenlendi, 2025] 31.08.2022, rosékook.
