💌
Tenime işleyen soğuk muydu ellerimi titreten, karşımdaki adam mıydı benden gerçekleri bekleyen; bugün günlerden acı, bugün günlerden topraktı üstümüze atılan. Dudaklardan dökülenler yalnız ve yalnız gerçeklerdi. Acıtsa da kanatsa da yaralar bizim yaralarımızdı. Sarmak yerine açıkta bıraktıkça kanayacaktı. Buna bir dur demenin zamanı gelmiş de geçiyordu.
Jimin'in arabasına bindiğimizde oyalanmadan yola çıkacaktık ki önümüze tanıdık bir beden atlamıştı. Yüzünde anlamlandıramadığım bir ifade vardı. Gözlerindeki yaşlar arabanın farlarıyla parlıyordu. Neden üzgün gözüküyordu? Yanımdaki sarışın arabadan inmek üzere emniyet kemerini çıkardığında bir elimi omzuna attım. Eğer kendini bir arabanın önüne atacak kadar konuşmak istiyorsa tamam, konuşacaktık.
"Sanırım inmesi gereken kişi benim. Geceni mahvettiğim için özür dilerim."
Alt dudağını dişleyip başını hafifçe eğdi. Karar vermeye çalışıyor gibiydi. "Bir sorun olursa ara tamam mı? Gelir alırım seni." Hafifçe gülümseyip elimi üzerinden çektim. Fark etmeden beni koruyup kollayan ikinci bir abi daha kazanmıştım.
Araçtan indiğimde bedenime çarpan soğukla titredim. Elinden tuttuğum Jungkook'u kenara çekerken boşta kalan elimle Jimin'e gitmesi için işaret verdim. Bir süre ikimiz de sessiz kalırken sokak lambalarının loş bir şekilde aydınlattığı sokaklarda adımlıyorduk. Cesaretimi toplayıp bakışlarımı onda gezdirebildiğimde gözlerindeki yaşların akmaması için direndiğini gördüm. Ona baktığımı fark ettiğinde başını çevirdi ve benden kaçtı.
"Benimle konuşmak istediğin şey ne, Jungkook?"
İkimiz de durduk sorduğum soruyla. Ben ona bakarken o bakışlarını benim dışımda her yerde gezdiriyordu. Derin bir nefesi ciğerlerine doldurduktan sonra kuruyan dudaklarını ıslattı ve istediğim cevabı bana verdi. "Hatırlıyorum."
"Aynı okuldaydık seninle ama daha önce hiç konuşmamıştık. Bir dönem benimle birlikte yüzme yarışlarına katılmış ama sonra sağlık sebepleriyle bırakmak zorunda kalmıştın. Hasta olduğunu sanıyordum, tüm okul öyle sanıyordu." Oysa hasta olan ben değil ablamdı. Ve ben doğum sebebim olan görevimi yerine getirmek zorundaydım.
"Ablanın böbrekleri iflas etmişti, seninkiler beklenildiği üzere uyumluydu. Hastaneye yatmıştın. Bunların hiçbirini yanına gelene kadar bilmiyordum. Benim için bir yabancıdan farksızdın." Gözyaşları yanaklarına süzülürken benim gözlerim de dolmaya başlamıştı. Anılar yalnız onun değil benim de zihnime bir bir doluyordu. "O gün yine bir müsabaka vardı. Arabayı annem kullanıyordu. Kaza anını hala tam olarak hatırlamıyorum ama annemin ne kadar soğuk olduğunu çok iyi hatırlıyorum. Sıkıştığımız o arabadan belki de saatlerce çıkarılamamıştık. Yanımda annemin soğuk cesedi yatıyordu."
Anlattıklarının ağırlığıyla ikimiz de bir süre sustuk. Boş sokakta bir kaldırıma oturduk ve sessizliği dinledik. Zamana ihtiyacımız vardı. Kolay değildi ikimiz için de verdiğimiz kayıplar. Aradan geçen zamana rağmen yaralarımız hala kanıyordu. Bu gece belki de kapanması için ilk adımı atacaktık.
"Senin ve ablanın yattığı hastaneye getirildim. Sakinleştiricilerle ayakta durabiliyordum. O günler zihnimde hala puslu ama babamın bana zorla yemek yedirdiğini hatırlıyorum. Henüz seninle karşılaşmamıştım. Bacaklarımı hareket ettiremiyordum. Doktorlar çekilen filmlerin temiz olduğunu, psikolojik olarak onları hissedemediğimi söylüyordu." Benim de gözlerimden yaşlar süzülmeye başladığında destek almak istercesine elimi onunkinin üzerine yerleştirdim. Kendim için değil bizim için ağlıyordum. Biliyordum, biz böyle bir kaderi hak etmemiştik.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
first love
أدب الهواةbelki canım beni dolu gözlerimle bırakıp gittiğinde yanmamıştı ancak seviyorum desen de seni bekleyemem dediğinde, senden gidemediğimde çok yanmıştı. [düzenlendi, 2025] 31.08.2022, rosékook.
