💌
On dördüm. Bir savaştan çıkmış gibi darmadağınığım. Sanki ölümcül yaralar almışım. Ama devam etmem gerek. Çünkü diğer türlü ne yapacağım hakkında en ufak bir fikrim yok. Hala ölümden korkuyorum. Ablamın vücudunun beni kabul etmediğini söylüyorlar. Bir şeyler olmuş o ameliyat masasında. Gitmem demişti. Gitmiş. Sonra bir çocuk vardı yanımda, kendi annesinin ölümünü gözünü bile kırpmadan izlemiş. Canı yanıyordu onun da. Beraber yansın istedim, yanacaksa beraber yansın. Ama o da yalan söyledi bana. O da gitti.
On beşim. Eskilerden bahsetmek yasak artık. Biliyorum suçlamıyorlar beni ama kendimi suçlamamı da engellemiyorlar ki. Benim yüzümden. Benim yüzümden. Benim yüzümden. Keşke bir işe yarasaydım, ablama bir böbreğimi verirken o ameliyat masasında ben kalsaydım. Belki onunla olurdum şimdi. Yine sarılırdı bana, bir ailem olurdu benim.
On sekizim. Onu yeniden gördüğümde kalbim nasıl da çarpmıştı. Dört sene sonra yaşadığımı hissetmiştim sanki. Çok büyümüştü, benden uzak büyümüştü ama o kadar güzel büyümüştü ki. Onu ilk tanıdığımda devam etmek istemiyorum demişti. Ama devam etmişti. Beni hatırlamadığında o kadar yanmıştı ki canım, diri diri yakıyorlar sanmıştım. Çok ağlamıştım. Benim onun yanında olamadığım zamanlarda bir başkasının kollarında huzur bulduğunu öğrendiğimde çok ağlamıştım. Ama en çok da yaşadıklarını kaldıramayan zihninin o günleri unutmayı seçtiğini öğrendiğimde ağlamıştım. Bencildim. O, annesinin gözlerinin önünde ölüşünü hatırlamak istememişti. Ben, acılarımız bir olsun istemiştim. Anlatacaktım her şeyi yemin ederim ama kıyamamıştım ona. Aynı acıyı tekrar tekrar yaşatamamıştım.
Yirmi ikiyim şimdi. Keşke bitirebilseydim bazı şeyleri.
"Kahve yapıyorum kendime ister misin?"
"Süt koyma sakın." Salondan bana sesini duyurabilmek için adeta kükreyen Yoongi'ye güldüm ve kahvesine birazcık süt ekledim. Zift gibi kahve içmekten kanı siyaha dönecekti artık. Birimizin dur demesi gerekiyordu bu duruma.
Her şey çok normaldi.
Şelalede onu bırakıp diğerlerinin yanına yüzmüş ve benimle konuşmasına fırsat vermemiştim. Her şeyi ona anlatmaktan korkmuştum. Geçmişte yaşadıklarını hatırlayıp yine hayata küsmesinden korkmuştum. Ağzımı onun yanında kapalı tutamayacağımı bildiğimden ilk fırsatta Seoul'e geri dönmüştüm. Kendimi hazır hissettiğimde yanlarına geri gidecektim. Kızlar başta ne kadar kızsa da sonradan halime acımış ve gitmeme izin vermişti.
"Kızım ben demedim mi sana süt koyma diye?" Omuz silkip yanındaki koltuğa oturdum ve kahvemi orta sehpaya bıraktım. "Duymadım herhalde, tüh."
Önünde bir sürü dosya vardı. Yakın zamanda yeni bir albüm yayımlayacağından son zamanlarda çok sıkı çalışıyordu. Albüm için fotoğraf çekimleri bitmişti ve başlık şarkısı belliydi ancak hala bside olarak hangi şarkıları koyacağını seçememişti.
"Seni tanıyana kadar şu hayattaki en kararsız insan benim sanıyordum."
Saçlarımı karıştırdı ve ayağa kalkıp kolumu çekiştirdi. "Hadi kalk sana göstermek istediğim bir şey var."
"Dur kahvemi de alayım." Kolumu bırakıp gözlerini devirdi. "O kupayı stüdyoma sok ve ölümün elimden olsun."
"Tamam ya ne kızıyorsun."
Stüdyosuna girdiğimizde bilgisayarından bir dosya açtı ve arkasına yaslanıp gözlerini yumdu. Daha önce de dinlemiştim bu şarkıyı, yeni bir şey değildi. "İyice bunadın galiba. Daha geçen dinletmedin mi sen bunu bana?"
"Sus da dinle. Şirkete yeni giren bir çocukla iş birliği yaptık. İçime sindi baya ama senin de fikrini duymak istiyorum."
Tanıdık kalın ses stüdyoda yankılandığında söylenmeyi kestim ve kulak kabarttım. Nihayet onun partı bitip sıra ince sesli vokale geçtiğinde gerçekten şaşkındım. Kaşlarımı çatıp Yoongi'ye baktığımda onun da benim tepkimi anlamlandırmaya çalıştığı belliydi. "Olmuş bu yayımla hemen. Şu iş birliği yaptığın çocuk kim bu arada?"
Alnıma fiske atıp yüzünü buruşturdu. "Benim dışımda birisinin fanı ol ve öl."
"Ay imdat ama gerçekten. Senin yanındayken bir ayağım çukurdaymış gibi hissediyorum."
Onun bağırışlarına kahkahalarla karşılık verirken topuklarımı kıçıma vura vura stüdyodan kaçtım. Uzun zaman sonra kendimi gerçekten mutlu hissediyordum. Aldığım her nefesi de dudaklarımda yeşeren her gülüşü de ona borçluydum.
Ablamın ölümünün ardından ailemle arama hiç olmadığı kadar mesafe girmişti. Önce aynı evde yabancı olmuştuk birbirimize. Sonra ben taşınmıştım ve aynı şehirde mesafeler girmişti aramıza. Beni fazla arayıp sormazlardı. Bazı zamanlar bir ailem olduğundan şüpheye düştüğüm dahi oluyordu. Kendimi ne zaman yalnız hissetsem ona sığınıyordum. Kan bağımın olmadığı abim ve belki başka bir evrende ablamın eşiydi. Onun yanı kendimi güvende hissettiğim tek yerdi.
Belki geri dönmemeliydim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
first love
Fanficbelki canım beni dolu gözlerimle bırakıp gittiğinde yanmamıştı ancak seviyorum desen de seni bekleyemem dediğinde, senden gidemediğimde çok yanmıştı. [düzenlendi, 2025] 31.08.2022, rosékook.
