22

4.8K 310 51
                                    

"Toprak tamam ağlama lan!" Karahan geçen yarım saatte yaptığı gibi bir kere daha Toprak'ın gözünden akan yaşı sildi. "Neden ağlıyorsun onu da anlamadım zaten."

Toprak, Karahan'ın elini yüzünden çekti ve oturdukları koltukta kayarak ona sırtını döndü. Atının hamile olduğunu öğrendiği andan beri agresifti ve bir anda ağlamaya başlamıştı. Karahan nedenini sorduğundaysa sadece omuz silkip ağlamaya devam ediyordu.

"Neden ağladığını söylersen bir kere popoma dokunmana izin veririm." 

Toprak aniden ağlamayı kesti ve Karahan'a döndü. Gözleri ağlamaktan şişmişti ve yüzü ıslaktı. 

Parmağıyla 2 yapıp "2 kere dokundurursan söylerim." dedi. Sesi ağlamaktan boğuklaşmıştı. Şirin ama aynı zamanda sapık görünmeyi çok iyi başarıyordu. Bir ara Karahan, ağladığı için ona sarılırken ayaküstü becerildiğini hissetmişti. 

"Tamam 2 kere olsun." dedi anlayışlı bir şekilde. Uzanıp eliyle Toprak'ın ıslak yanağını sildi. "Hadi söyle."

Toprak derin bir nefes alıp tam bir şey söyleyecekken bir anda durdu ve "3 kere olur mu peki?" dedi. Karahan'ın eli duraksadı ve geri çekilip Toprak'ı itti. 

"Gel sik istersen."

Toprak'ın yeniden gözü dolduğunda onu kendine çekti ve sarıldı. Toprak burnunu çekip "Tamam tamam 2 olsun." dedikten sonra başını Karahan'a kaldırdı ve dolu gözleriyle gözlerine odaklanıp konuştu.

"Atım bile işi pişirmiş bir ben pişiremedim." Yeniden ağlamaya başladı. "Hamile kalmayı bırak daha önce kimseyle öpüşemedim bile!"

Karahan Toprak'ın söylediği şeyle ona garip garip bakmaya başladı. Daha 1 saat önce birbirlerini az kalsın yemiyorlar mıydı?

"E biz de öpüştük ya?"

"O sayılmaz." dedi Toprak omuz silkerek.

Karahan gözlerini büyüterek geri çekildi ve şaşkınlıkla gayet ciddi duran Toprak'a baktı.

"Lan az kalsın dilimi yiyordun nasıl sayılmaz?"

"Ben nefessizlikten bayılana kadar öpüşmek istiyorum. İki üç emip bırakmak öpüşmek değil!" 

Toprak'ın heyecanlı heyecanlı konuşmasını izleyen Karahan cümlesi bittiğinde omuzlarından tutarak kendine çekti ve dudaklarına kapandı. Toprak aniden karşılık vermeye başladığında gülümsedi. Az önce kimseyle öpüşmediğini söyleyene kadar Toprak'ın bu işlerde uzmanlaştığını düşünmüştü çünkü çok iyi öpüşüyordu. Ama sandığının aksine tecrübeli değildi. İçindeki sapık ruh onu doğuştan yiyişici yapmış olmalıydı.

Bu hoşuna gitti. 

Onun altı dudağındaki hakimiyetinden sıkılan Toprak dudaklarının arasındaki üst dudağı ısırdı ve yerleri değiştirdi. Şimdi Karahan'ın alt dudağı onun eziyetini bekliyordu. Islanmış dudağı iyice ıslatıp dişlerinin arasında ezdi. Bir yandan da onun dilini hissediyordu. Sıcak ve pürüzlüydü. Tiksinmesi gerekiyordu ama aksine hoşuna gidiyordu.

Hızlanan hareketlerinden Toprak'ın nefesinin iyice kesildiğini anladı. Toprak bir süre daha dayandıktan sonra nefes nefese geri çekildi ve kendini oturdukları koltuğa bıraktı. 

Derin derin nefesler alıp bir süre sakinleşmeye çalıştıktan sonra gülmeye başladı ve yattığı yerden gülümseyerek onu izleyen Karahan'a baktı.

"Oha az kalsın bayılmayı geç, ölüyordum!"

"Hoşuna gitti mi?" dedi Karahan yatan Toprak'ın üzerine eğilerek.

"Başta evet ama sonra senin ilk defa yüz yüze geldiğim bir yabancı olduğunu hatırlayınca bir tık ürpermedim değil."

Karahan anlayışla başını salladı ve gülümsedi. "Merak etme seni yemem."

Toprak alayla güldü ve sızlayan alt dudağını gösterdi. "Yalancısın." Dudağı çok az kanamış ve fazlaca kızarmıştı.

Karahan yeniden gülümsediğinde Toprak aniden doğruldu ve ciddi bir yüz ifadesiyle Karahan'ı baştan sona süzdü.

"Sen fazla anlayışlı ve kibarsın bugün. Hayırdır?" Şüpheci bakışlarıyla Karahan'ı resmen taciz ediyordu. "Öldürmeden önce iyi davranan bir katilmişsin gibi hissettim." 

Karahan, seslice güldü ama sonra Toprak'ın ciddi olduğunu fark ettiğinde kendini açıklamak için ağzını açmıştı ki Toprak elini yüzüne doğru kaldırıp onu susturdu.

"Şşt! Beni kandıramazsın acemi katil." Ayağa kalktı ve üzerindeki hayali tozları silkeledi. "Normalde bugün burada kalacaktık ama beni katil olmadığına ikna edene kadar seninle aynı yerde kalmamaya karar verdim. İçime kurt düşürdün bir kere."

"Sadece gülümsemiştim." Karahan'ın masum suratıyla konuştuğunda Toprak göz ucuyla ona baktı ve hemen bakışlarını çekti. Başını iki yana sallayıp kendi kendine konuştu. "Bu masum bakışlara kanmak yok!  Hitler de böyle masum bakıyordu."

"Hitler masum bakmıyordu ki?"

"Şşt!" dedi Toprak yeniden elini kaldırıp onu susturarak. "Fikrimi değiştirmeye çalışma! Şimdi seni bir otele bırakacağım ve sen de orada uslu uslu oturup beni telefonda ikna etmeye çalışacaksın tamam mı?" Karahan başını aşağı yukarı salladı. Toprak arkasını dönüp çıkacakken bir şey unutmuş gibi duraksadı ve omzunun üzerinden Karahan'a baktı. "Ayrıca 3 kere poponu elleyeceğimi de unutmadım."

"2'de anlaşmıştık!"

Toprak cevap vermeyip sadece İlber Ortaylı'nın ne kadar cahilsin bakışını atıp başını iki yana salladıktan sonra eliyle beni takip et işareti yaparak odadan çıktı.


Gün içinde ve akşamları vaktim olmadığı için bölümleri serviste yazıyorum normalde ama 1 haftadır yanımda oturan kişi açık açık telefonda yaptığıma bakıyor. Hatta bugün şarkı seçerken Çince mi dinliyorsun dedi bana. O kadar saklamıyor yani baktığını. Bu yüzden kaç gündür bölüm yazamıyorum. E çocuğun yanımdan kalkacağı da yok dedim bari evde yazmaya çalışayım. Saat 12'yi çoktan geçti ve ben okulum olmasına rağmen bölüm yazıyorum. E oylarınızı bekliyorum artık. <3 

Sütyen | BxB | TextingHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin