Her güzel şeyin bir sonu vardır. Peki ya güzel olmayan şeyler? Sonunun gelmesi için beklediğimiz, o kabustan bir an önce uyanmayı istediğimiz şeyler?
Onlar da bitiyor..
Annem ve babam boşanmaya karar verdiğinden beri gerçekten hayatım büyük ölçüde değişti. 5 gün boyunca sesini duymadan yapamadığım annemden hiçbir haber alamadım.
O zamanlarda anladım ki insanın tek destekçisi annesidir..
O gün annem olsaydı yanımda, beni bu kadar üzemez, üzerime gelemezlerdi, yanlış anlamayın. Annem beni savunacağı için değil, annemin o ortamda var olması bile herkesi sustururdu.
Annesi bir şey demiyor kim karışabilir?
Bir hafta geçti ve annemin anneanneme kaldığını öğrendim. Okula gidiyorum diye evden çıktım ve annemin kaldığı eve doğru sanki hiç bitmeyecekmiş gibi bir yolculuğa çıktım. O 20 dakikalık yol bana sonsuzluk gibi geldi. Duraklar geçmek bilmiyor, telefonum babamın aramaları sayesinde susmuyordu. Hiç bir aramaya cevap vermedim.
"anne, burada, yanında kalmak istiyorum"
"ama nasıl? Baban.."
" sadece, beni bırakma"
Aramızda dönen konuşma buydu. Ve o geceden itibaren (25 Ekim 2022) annemle yaşamaya başladım. Bu hayat çok ama çok tatlı geliyordu çünkü ne babamın baskısı, ne de kaldıramayacağım sorumluluklar vardı..
Babamı arayıp söylediğimde sakince
Tamam güzel oğlum. Hayatını kararacak olan sensin.
Dedi bana. Evet paramız olmadığını çok iyi biliyor lakin ben para içinde büyümeme rağmen asla mutlu olmadım.
Kısacası para denilen o sikik kağıt parçaları umurumda değil.
Ruh sağlığıma gelirsek, ilaçlarımı alamadığım (evde unuttuğum) için gerçekten çalkalantılı günler yaşıyordum.
Fazla gülüyor, ya da fazla ağlıyordum ama kendime zarar verme eğilimin yoktu, taa ki ilaçlarımı abimden almaya gidip babamı göreseye kadar.
Onların planına göre ben ilaçları almaya parka gidecektim abimle buluşmak için ve babam da arkadan gelip benimle konuşacaktı..
Öyle oldu, tam da planladıkları gibi arkadan babam geldi ve benimle uzun uzun konuştu.
"bak oğlum.. Burası hala senin evin, iatediğin zaman gel, kal, bizi abini yanlız bırakma. Biz hala senin aileniz"
Biz ne zaman bir aile olmuştuk? Kendimi bildim bileli asla ailem varmış gibi hissetmedim. Ergenlik döneminde sadece babamdan saygı. Bekledim ama sonuç ne oldu?
Koca bir hiç..
Ama ben insanlara özellikle babama hayır diyebilen biri değilim. Belki de çoğu şeyi bu yüzden kaybediyorum.
Neredeyse herşeyimi bu yüzden kaybettim. Ve hala akıllanmış sayılmam.
O gece babamın evine kalmaya gittim. Beraber güle oynaya yemek yedik. Daha önce hiç yapmadığımız gibi hemde.
Normalde yemekleri bizimle yemez babam. Gider ve salonda yer, bahanesi de bizimle aynı sofraya oturmak istememesi..
Ama o akşam birlikte yedik. Hemde hiçbir sıkıntı olmadan.
Gücüme gitti..
Bunu neden annem varken yapmadın baba?..
İlaçlarımı içtim ve yarım saat sonra öyle kötü hissettim ki, hani yaralar aldım kapanırken daha çok sızlar, kaşınır ya..
Benim yaralarım kaşınıyordu o an.
Odama 2 hafta önce (gitmeden önce) sakladığım jilet iki buldum ve elimde sıkı sıkı tuttum.
Babam kolumu kestiğimiz gördüğü zaman dövmüştü beni bu yüzden korkuyorum ama arkamda polisin desteğini hissedebiliyordum. Çoktan rehberime kaydettiğim Youngho adlı polis bana güven veriyordu.
Eminim ki o da bunu yapmamı istemezdi.
4 yılın ardından ilk defa koluma yapacaktım, bilmiyorum neden kolumu seçtiğimi, en kolayımda o vardı.
Kolumu sıvadım ve hiç düşünmeden kesikler atmaya başladım. Yanıyor ama bu acı beni dinginleştiriyordu.
üst üste gelen çizikler gittikçe jileti bastırmamla kesiklere dönüşüyordu. O gece lavabonun giderinden kan akıyordu kolumu yıkamak için banyoya gittiğimde..
Normalde kandan korkardım. Bu sefer sadece gülümsedim. Yarın olacak ve bu evden siktir olup gidecektim..
Öyle olmadı..
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Borderline - Taeyong
FanfictionBugün babam doktorumla konuşurken doktor ağzından bir şey kaçırdı : "Biz Taeyong'u 3 başlıkta inceliyoruz ; Majör depresif bozukluk, sosyal travma ve Borderline.."
