Geçenlerde yazdığımda o kadar karışmış ki herşey hastane sonuçlarımı söylemeyi unutmuşum.
metabolizmamın bu şekilde işlediğini söyledi, yani çok da dert etmemeliymişim.
8/5 tansiyon ara ara bayılmalar ve 0 günlük hayatı dert etmememi söyledi.
ama ilerleyen günlerde tektar kontrole gittiğimde beklediğim ama gününün ne zaman olacağını bilmediğim bir diyalog yaşandı
"Annende MS hastalığı varmış doğru mu?"
"evet doğru"
"neden kontrol ettirmedin?"
neden mi kontrol ettirmedim?..
yıllarca bana bunun gerek olmadığını ve hastalık hastası olduğumu söyleyen ailem
gözlerimin önünden geçip gitti
"bilmiyorum"
"Peki taeyong, başına son 6 ayda bir darbe aldın mı? sonrasında belirli bir etki gördün mü?"
...
ne diyebilirdim ki o an. Yaklaşık 4 ay önce kendime zarar verdiğim bir sırada bir anda kandan korkup başımı çarparak baygın kalmıştım banyoda. erkek arkadaşım asla fark etmedi kendim ayılıp kanları temizledim ve yatağa sürünerek gittim. böyle de güzel seviliyorum..
o olaydan sonra sağ bacağım arada kendini yoklatıyordu kendini serbest bırakarak. yere düşüyordum ama bir iki haftadır olmayınca zaman bu duruma merhem sürdü sanmıştım.
istenen iki testim var
MS kontrol ve epilepsi kontrol
sonucunda birsürü nöroloğa gittim ama hepsi belirli bir işaret olmadan bakamayacağını söyledi.
İlla başıma birşey gelmesi lazımmış, bayılmak ve bilinç kaybı gibi.
kendini gizleyen bir hastalıkmış meğer MS
aynı zamanda da absans nöbetlerim olduğu doğrulandı bunun ne demek olduğunu bilmiyorum. sadece fazla uyaranlardan kaçınmam yeterli gibi görünüyor.
ama en önemlisine henüz gelmedim.
4 yıl boyunca seanslara gitmek içim dayak yediğim psikiyatri tedavisinden tamamen vazgeçtim.
İlaçlar günlük hayatımı mahvediyordu ve en önemlisi xanax, ozaprin, redepra gibi ağır ilaçlara ihtiyacım var mı hiç emin değilim.
"Zaten kilo verdiriyordu"
bahanesine sığınarak bıraktım tedavimi.
doktorumla vedalaşmadım, küçük olsun büyük olsun vedaları sevmem.
ben sessiz gidişlerin adamıydım hep.
kendimi öldürmek istemediğim sürece bir daha o odaların yanından geçmeyeceğim. Beyaz duvarlarını ağlayarak izlemeyeceğim, sıramın okunmasını beklemeyeceğim.
Ani ve köklü kararlar benim hayatımı oluşturdu hep, çoğu zaman bedelini de ağır ödedim.
ben o savaş alanını terk ediyorum. şehrimin duvarları yıkılabilir, gökyüzü üstüme çökebilir hiçbir sorun yok.
Ama artık günlerce uyumak ve fiziksel bir engelim varmış gibi hissetmek istemiyorum.
şu an çok mu iyiyim?
hayır.
kahkaha atarken, otobüste, banyoda yanlız kaldığım 1 dakikada gözyaşı döküyorum, ruhumun çantası ağır geliyor omuzlarıma, yetişemiyorum bu çalkalantılı hava durumuna. Bağırıyorum ağlarken dayanamadığımı haykırıyorum herkese.
kalabalık hayatımda tek kişi bile duymuyor. Ne artık görüşmediğim tek arkadaşım ne de ailemi karşıma aldığım sevgilim..
olsun diyorum
olsun.
Sonuçta bunlar hiç yaşamadığımız şeyler mi?
bir döngü değil mi zaten benim yaşantımı sarmaşık gibi saran bu illet?
takarım kulaklığımı akar giderim gözyaşlarımla. Ama dönmem o koridora kolay kolay.
ben hastayım evet, ama saldırgan bir hasta asla olmadım.
ben hastayım, deli değil.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Borderline - Taeyong
FanfictionBugün babam doktorumla konuşurken doktor ağzından bir şey kaçırdı : "Biz Taeyong'u 3 başlıkta inceliyoruz ; Majör depresif bozukluk, sosyal travma ve Borderline.."
