5

5.3K 310 21
                                        

"Az sessiz az."

Emin'in uyarmaları eşliğinde elimdeki bıçağı bırakıp bıkkınlıkla ona döndüm.

"Yav az sus lütfen ya. Burak'ın uykusu o kadar da hafif değil uyanmaz hemen."
"Ya çocuk şu an öğlen uykusunda. Şimdi uykusu hafif olur."
"Ne alakası var ya?"
"Çok alakası var. Ayrıca olmasa bile niye o bıçağı çat çat vuruyorsun sen? Düzgün kessen olmuyor mu?"
"Off!"
"Ayy, ne kadar zor bir ev arkadaşısın ya!"
"Ben?"
"Sen!"
"Asıl sensin zor olan. Benim oğlumu benden iyi mi bileceksin sen ya?"
"Bebek bebektir işte. Senin oğlunun farkı ne olabilir acaba?"
"Benim oğlum olması bile ayrıcalıklı olması için yeterli zaten."
"Egoist."

Kendi kendine mırıldanıp yumurtayı çırpmaya başlayınca cevap vermeyip işime devam ettim.

"Sabıır sabır!"

Bütün biberler bitince onun tarafına geçip yanındaki dolabı açtım. Tabaklara uzanırken hafif eğilip bana yer açmaya çalıştı. Ama eğilince kollarım arasında kaldığı için bütün vücudu bana temas etmeye başladı.

"Ay hadi daraldım."

Hemen tabağı alıp geri çekildim. Doğradığım biberleri tabağa alıp domatesleri soymaya başladım.

"Ay yumurtayı patatese mi koysak acaba? Yumurtalı patates yapalım."
"İstiyorsan yapalım."

Ben sessizce konuşunca sevinerek arkasını döndü ve patates aldı. Ona bakıp güldüm. Çocuk gibi seviniyordu.

"Aslan?"
"Efendim?"
"Sadece kadınlardan mı hoşlanıyorsun?"

Sorduğu soruyla şaşırarak ona döndüm. Şu an böyle bir soruyu hiç beklemiyordum.

"Niye sordun?"
"Merak."
"Evet."
"Yani erkeklerden hoşlanmıyorsun?"
"Evet."

Kafasını salladı aşağı yukarı.

"Burak erkeklerden hoşlanırsa?"
"Kendi bilir."
"He iyi bari."
"Neden sordun?"
"Seni tanımaya çalışıyorum."
"Sen?"
"Ben biseksüelim."
"Çocuk düşünüyor musun?"
"Aşık olacağım insana bağlı. Ama bir erkekle beraber olmaya karar verirsem eğer kesinlikle bir çocuk evlat edinmek isterim. Çocukları seviyorum."
"Çocukları sevdiğini fazlasıyla belli ediyorsun zaten."

Gülümsedi.

"Evet. Eğer sevdiğim insan kadın olursa da böyle dört beş tane çocuk yaparız herhalde."
"Yuh."

Kendimi tutamayıp tepkimi sesli bir şekilde belli edince o da kahkahasını tutamadı.

"Pardon."
"Önemli değil."
"Sen istemez misin? Bir sürü çocuk?"
"Yok en fazla iki olurdu ama o da olmadı zaten. Daha birinci doğmadan boşandık."
"E sen konuyu açtığına göre sorayım. Ne oldu aranızda?"

Küp küp doğradığı patatesleri tavaya atarken merakla bana döndü. Ben de bu sırada menemeni karıştırıp üzerini kapattım bir süre domateslerin yumuşaması için.

"Düz. Anlaşamadık işte. Burak doğmadan dört ay önce ayrılma kararı alıp boşandık. Doğar doğmaz da Burak'ın velayetini bana verdi."
"Hiç bakmadı mı oğluna?"
"Yok."
"Vicdansız."

Sessizce mırıldanıp kafasını diğer tarafa çevirdi. Ben de ocaktakileri çevirmeye devam ettim.

"Burak'a nasıl baktın peki? Anne sütü lazım ona? O sütleri o mu gönderiyor?"
"Yok. Başka birini bulduk. Yani doktor bir arkadaşım var o yardımcı oldu. Öyle yani."
"Kıyamam minik kuşum benim. Daha doğmadan..."

Devamını getirmedi ve sinirle zaten çırpılmış olan yumurtayı tekrar çırpmaya başladı.

"Geri dönerse kabul eder misin?"
"Sanmam."
"Burak'ı da düşünürsün tabii. Onun da hakkı annesinin yanında olmak."
"Annesi annelik yapsaydı yanında olurdu zaten. Bu saatten sonra da annelik yapası tutmaz herhalde."
"Öyle çok kesin karar verme. Burak büyüyüp sormaya başlayınca onu götürebileceğin bir annesi olsun."
"Öyle annesi olduğunu bileceğine hiç yok bilsin daha iyi."
"O işler öyle olmuyor Aslan."
"Neyse kapatalım konuyu."
"Peki."

Tavayı bir kez daha karıştırırken Emin yumurtaları dökmeye başladı. O hallediyor diye işleri ona bırakıp masayı hazırladım.

"Mis gibi kokuyor."

Her şey hazır olunca tam masaya oturuyorduk ki telsizden Burak'ın sesi geldi.

"Yemeklerin kokusunu aldı."

Emin ayağa kalkınca yemeğe başlamadan onu bekledim. Çok geçmeden de geldi zaten.

"Minik faren uyandı."

Uyku mahmuru haliyle yarı baygın gibi duran Burak'a gülerek bakıp kollarımı uzattım. Emin'in göğsüne elini yaslayıp ondan destek alarak kendini itti ve bana uzandı.

"Bebek kokulum, mis kokulum benim."

Önce saçlarından sonra boynundan bastırarak öpüp sıkıca sarıldım.

"Günaydın bebeğim benim."
"Sütünü yapayım mı hemen?"
"Yok. Daha kendine gelememiş şuna baksana ayakta uyuyor."
"Terlemiş sanki ya."

Uzanıp sırtına dokununca ben de kontrol ettim.

"Evet biraz terlemiş."
"Ben yeni bir tane badi getireyim."

Ayağa kalkıp giderken Burak da arkasından bakıyordu. Emin'e alışmıştı artık. Hala ağladığında beni istese de Emin ile de çok iyi anlaşıyordu.

"Üstündekini çıkar."
"Çok hızlı gitmiyor muyuz?"

Kendi kendime espri yapınca göz devirdi sadece. Gülerek Burak'ı göğsümden uzaklaştırıp üzerindeki badiyi ve zıbını çıkardım. Emin elindekileri alıp Burak'ın üstünü yavaşça sildi ve onları yere atıp zıbını kafasından geçirdi.

"Bu akşam banyo yapalım mı miniğim? Seninle bıcı bıcı yapalım."

Burak sanki anlamış gibi oturduğu bacağımın üzerinde zıplamaya başlayınca gülerek karnından tuttum.

"Sıkı tut çocuğu."
"Tutuyorum zaten giydir sen."

Zıbını altından geçirip üstüne de badiyi giydirdi ve en son saçlarını düzeltti. Daha sonra da geçip karşıma oturdu ve yemeklerden tabağına almaya başladı.

"Ayy patates o kadar güzel görünüyor ki aşık oldum resmen."

Tabağına bol bol patates alıp azıcık da menemen koydu.

"Menemeni ben yaptım diye mi yemiyorsun sen? Kendi yaptığın yemekten bir ton aldın benimkinden araya serpiştirdin."

Tabağına kısaca bakıp hemen bana döndü.

"Saçmalama Aslan hiç öyle düşünür müyüm ben?"

Hemen menemen uzanıp biraz daha aldı.

"Yiyorum."
"İyi."
"Küstün mü lan?"
"Ne küseceğim."
"Aa trip atıyorsun şu an."
"Alakası yok."
"Lan valla canım patates istediği için ondan çok aldım. Onu çok alınca öbürünü az aldım. Gerçekten."

İnandırmak ister gibi bakınca derin bir nefes alıp Burak'ı masaya doğru çevirip kucağıma oturttum tekrar.

"İyi tamam."
"Senin tabağına da koyayım mı?"

Cevap beklemeden her şeyden tabağıma koymaya başlayınca çatalı elime aldım.

"Sağ ol."

İkimiz de yemeği yemeye başladık sessizce. Tek sıkıntı uykusu anca açılan Burak hareketlendi ve masaya doğru atılıp duruyordu

"Dur oğlum dur!"

Burak'ı karnından tutup bir kez daha geri çektim ve kafamı eğip yüzüne baktım. O da kafasını kaldırmıştı beni görmek için. Aşağıdan bakan tipine gülüp alnından öptüm.

"Az dur da yemek yiyim lan."
"Ya lan demesene sen çocuğa!"
"Ya sanki anlıyor, ne olacak?"
"Çocuk böyle büyürse böyle alışır. Onun yanında düzgün konuş."
"Az önce sen de söyledin."
"Söylemedim."
"Yalan söyleme lan..."
"Bak hala!"
"Emin sus valla demeyeceğim tamam ya. Sen niye böyle takıntılısın acaba?"

Bana dik dik bakıp cevap vermeden yemeğini yemeye başlayınca ben de yeniden başladım. Burak'ın da eline oynaması için masadaki yapay çiçeği vermiştim. Yoksa bize rahat vermeyecekti asla.







Bakıcım BxBBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin