"Güzellik seni."
Uyuyan miniğimi beşiğine bırakıp uyanmasın diye son kez hafif hafif sallayarak geri çekildim. Meleğimin yanına telsizi bırakıp sessizce odadan çıktım. Salona geçtiğimde telefonumun çaldığını fark edip hemen gidip telefonu açtım. Aslan ailesini almaya gitmişti. Sabah erkenden salonda işlerini halledip öğlene de onlara yetişmişti bir daha gitmemek için.
"Efendim sevgilim?"
"Arabadayız geliyoruz, bir on dakika sonra evde oluruz."
"Tamam. Görüşürüz."
"Görüşürüz."
Aslan bu durumdan hiç mutlu değildi. Annesi ve babasını Burak ile aynı ortamda bulundurmak istemiyordu. Haklıydı da ama annesi de babası ile arası düzelsin diye böyle bir şey yapmıştı tahminimce.
Aslan bir şey yapma dediği için yemek yapamamıştım ama o gidince pastaneden atıştırmalık bir şeyler almıştım. Tamam özellikle de babasından haz etmediğimi daha tanışma bile olmadan söyleyebilirim ama yine de bu evde neredeyse bir hafta beraber yaşayacağız ve yüzlerine bakmayacak halim de yok. Elimden bir şey gelmiyordu maalesef.
Burak'ın uyuduğu aklıma gelince hemen Aslan'ı aradım.
"Efendim?"
"Aslan Burak uyuyor zili çalma tamam mı?"
"Ne zaman uyudu çok oldu mu?"
"Yok daha şimdi yatırdım zaten."
"Tamam ararım ben gelince."
"Tamamdır."
....
Evde hakim olan derin sessizlik sürüp giderken gergin bir şekilde bacaklarımı salladım. Arada annesinin sorduğu sorular dışında konuşulan hiçbir şey yoktu. Aslan zaten babasıyla tek bir kelime bile konuşmuyordu. Annesi aracı olmasa yüzüne bile baktığı söylenemezdi. Çok üzücü bir durumdu ama ne yalan söyleyeyim Aslan'ın anlattıklarından sonra aralarını yapmak aklımdan bile geçemezdi. Burak benim için gerçekten çok değerliydi ve onu kabullenmeyen birine de pek tahammülüm yoktu. Bu kişi Aslan'ın babası olsa dahi.
Çıt çıkmayan odada Burak'ın ağlama sesi telsizden gelince hemen ayaklandım. Aslan'ın da arkamdan kalktığını fark ettim. Hızlıca Burak'ın odasına girip kendi kendine mızmızlanan miniğimi kucağıma aldım.
"Bir kez daha günaydın güzelliğim."
"Oğlum."
Aslan gelip Burak'ı kucağına alınca ben de bez ve yeni kıyafet çıkardım hemen.
Hızlıca üzerini değiştirdik beraber ve Aslan tekrar kucağına aldı.
"Aslan?"
"Efendim?"
"Hep böyle mi olacak? Yani onlar da konuşmuyor sen de... Ben ne yapacağımı bilemiyorum."
"Bir şey yapmana gerek yok sevgilim. Rahatsız oluyorsan..."
"Hayır hayır rahatsız olmuyorum. Ama sen konuşmayınca onlar da susuyor."
"Emin lütfen."
"Ama Aslan bir hafta böyle mi geçecek?"
Derin bir nefes alıp oturduğu beşikten kalktı ve kapıya ilerledi.
"Bakacağız."
Odadan çıkınca ben zaten bir şey söyleyemeyeceğim için mecburen arkasından gittim.
"Burak'ın yemeğini yedirelim mi?"
"Olur."
Annesi ve babası uzun yoldan geldiği için dışarıdan yemek söyleyip erkenden yemiştik. Burak Bey bize yetişemedi bu yüzden.
"Sen odaya git ben mamasını alıp geleceğim."
Aslan cevap vermeden odaya gidince ben de mutfakta her şeyi hazırlayıp odaya döndüm. Annesi ne kadar babaanne gibi durmasa da Burak'ın yanında onu sevmeye çalışıyordu. En azından çabalıyordu. Babası ise sadece izlemeyi tercih etmiş gibi görünüyor.
Aslan'ın annesi Burak'ı kucağına alıp sevmeye devam ederken sandalyesini de getirip koltuğun yanına bıraktım.
Şimdi kucağından da alamam ki yemek yiyecek diye.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Bakıcım BxB
Novela JuvenilAgeplay kitabı DEĞİLDİR. Doğu isimli kitabımdan gördüğümüz Burak'ın babaları Emin ve Aslan'ın kitabıdır.
