Siz : Seni en başından uyarıyorum
Siz : Ben bu tatile gitmek için tam bir aydır hazırlanıyorum
Siz : O yüzden sen bu tatile gelmeyi o fındık kadar olan aklından bile geçirmiyorsun
Ulaş'ılmayan : Hangi tatilden bahsediyorsun?
Siz : Annelerimiz ortakl...
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
ᯤ | Beach Weather, Sex, Drugs, Etc.
!| bu bölümün son kısmı detaylı cinsel sahne barındırmakta, hoşlanmıyor iseniz o kısmından itibaren diğer bölüme geçebilirsiniz.
🐚
"Yamuk tutuyorsun sanki."
Ulaş, kamerasını bana doğru tuttuğu telefonumla, önümde dikilirken ben de verdiğim talimatlarla ona en doğruyu açıyı bulmasında yardımcı olmaya çalışıyordum.
Bu konuda tam bir beceriksizdi çünkü...
Tatilin başından beri kendimi selfie ve çevreyi de çeşitli anlarda defalarca kez çeksem de sosyal medyamda paylaşabilmek için henüz düzgün bir fotoğrafım olmamıştı. O yüzden gitmeden önce bunu da halletmek istemiştim. Ricalarıma dayanamayan Ulaş, her ne kadar geçmişten, nasıl bir işkenceyi kabul ettiğini bilecek kadar tecrübeli olsa da bu isteğimi koşulsuzca kabul etmişti.
Öğlen yemeğini erkenden yiyip herkes yemek saatinde restorana geldiğinde ise sahile gelmiş, benim için güzel bir açı yakalamıştık. Yapmamız gereken tek şey, güneş batmadan önce birkaç güzel kare çekebilmekti ama bunu bir türlü beceremiyorduk. Saatlerdir buradaydık ama elimizde tek bir güzel kare bile yoktu. Birbirimizi yemeden fotoğraf işini halletmek şu anlık tek isteğimdi.
"Yavrucum, parmağımı bile kıpırdatmadım. Her şey bıraktığın gibi. Nasıl yamuk durabilir?"
Doğru söylüyor olabilirdi ama son çektiği elli üç fotoğrafın tamamını galerimden bu nedenle silmiştim. Ve güneş kaybolmadan önce elli üç kere daha fotoğraf çekilebileceğim bir zaman yoktu bu nedenle temkinli olmam gerekiyordu. "Ben bir daha bakayım olmadı."
"Hayır, hareket etme." Beni olduğum yerde durdururken iki eliyle telefonu tuttu. "Biraz gülümse sadece." Beceriksizce gülümsediğimde durumdan memnun olmadığını belirtmek için kafasını telefonun arkasından çıkartıp gözlerini devirdi. "Yapmacık değil, gerçek bir gülümseme istiyorum."
"Deniyorum," dedim dişlerimin arasından. Kamera karşısında dakikalar geçirince bir süre sonra samimi bir şekilde gülümsemek oldukça zor oluyordu. Yanak kaslarım ağrımaya başlamıştı bile. Üzerimdeki telefonun yamuk durduğuna dair varolan kuşku da cabasıydı. Poz vermekten çok buna odaklıydım.
"Yapma ya. Buradan bakınca gülümsemekten çok akşam beni öldürüp yeme planlarını yapan bir yamyam gibi görünüyorsun."
"Salak," derken kocaman bir kahkaha attım. Söylediğine oldukça hazırlıksız yakalanmıştım. Olduğum yerde hareket etmeden kahkaha atmaksa sanıldığından da zordu.
"Çok güzel. İşte böyle, bir salak daha alayım." Kameranın tuşuna birçok kez arka arkaya bastıktan sonra bulunduğu açıyı değiştirdi. Bu noktadan sonra güzel fotoğraflar çıkacağına dair inancım yoktu ama poz vermeye devam ettim. Her fotoğraf paylaşılmak için çekilmiyordu sonuçta. Bazıları, bize bu tatili hatırlatacak anılardan ibaret olacaktı.