Siz : Seni en başından uyarıyorum
Siz : Ben bu tatile gitmek için tam bir aydır hazırlanıyorum
Siz : O yüzden sen bu tatile gelmeyi o fındık kadar olan aklından bile geçirmiyorsun
Ulaş'ılmayan : Hangi tatilden bahsediyorsun?
Siz : Annelerimiz ortakl...
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
selamm, bölümü atıp yeniden kaçıyorum iyi bakın kendinize
🐚
"Kolunun altına vereceğim o tavlayı. Göreceksin."
Güneşin tam tepemizde olduğu bir öğlen saatinde, Ulaş ile beraber çok ani bir şekilde girdiğimiz restleşme sonucunda sahil şezlonglarında tavla oynamaya karar vermiştik. Tabii ki ucunda kazananın, yine kaybedene istediğini yaptırması şartı vardı.
"Ben de sırf o jet skiye binebilmek için kaybetmeni zevkle izleyeceğim." Evet, onun şartı buydu. Benimkiyse henüz belli değildi. Oyun oynayken çirkeflik modu açılan Ulaş karşısında çok da bir şansım olduğu düşünmediğim için henüz bir şart belirlememiştim kendi zaferime.
Yine de "Anca rüyanda görebilirsin belki," dedim, zarları atarken. Kazanacağıma olan inancım zayıf olsa da kuyruğu dik tutmaya devam ediyordum. Rakibe zayıf yanını göstermemek zafere doğru atılan en büyük adımdı sonuçta.
"Ben rüyamda daha güzel şeyler görmeyi tercih ediyorum."
Gözlerim duyduklarım karşısında kocaman açıldı. Taşları oynatmak için kaldırdığım elim havada asılı kalırken gözlerimi Ulaş'a çevirdim. Yüzünde hınzır bir gülümseme ile bana bakıyordu. Kafasından nelerin geçtiğini bilmek için zihin okuma yeteneğine ihtiyacım yoktu. Yüzüne bir kez bakmamla kolaylıkla anlayabilmiştim.
Onun aklında olan görüntüler bir şekilde benim de zihnimde belirmeye başlamıştı. İşte bundan nefret ediyordum çünkü ben tam anlamıyla açık bir kitap gibiydim. Kuru bir boğaz temizlemesi ile kendime gelmeye çalışırken gözlerimi birkaç defa kırpıştırdım. Hiçbir şey olmamış gibi taşlarımın yerini değiştirdim.
"Sen..?" diyerek konuyu üstelemeye devam ettiğinde neyden bahsettiğini anlamamış gibi bir tavır takındım. "Hı?"
"Sen rüyanda neler görüyorsun?" Zarları atma sırası ona geçmişti.
"Rüya görmüyorum."
"He, gerçeği bana yetiyor diyorsun," dedi bu kez de. Gözlerim yeniden kocaman açılırken kafamı hızla ona çevirdim. Benim bakışlarımı ve çevrede insanların olmasını umursamadan konuşmaya devam etti. "Olabilir tabii. Bana yetmiyor ama..."
"Susar mısın artık?" diye sessizce ricada bulundum. Birazdan alev alıp ortadan yok olacaktım yoksa. Yanaklarımdaki yangını şimdiden hissedebiliyordum. "Oyna hadi."