ᯤ | Ari Abdul, Babydoll
!| bu bölümün büyük bir kısmı detaylı cinsel sahne barındırmakta, bu tarz şeyler okumaktan rahatsız oluyor iseniz bu bölümü atlayabilir ve kitaba 34'ten devam edebilirsiniz.
not; bu bölüm tanışmıyormuş gibi yaparsak çok sevinirim, ulaşın içinden ne çıktı ben bile bilmiyorum. bana da sürpriz oldu.
🐚
Kapının kapanmasının ardından adımlarımız odanın içine doğru devam etti.
Nereden nasıl geldiğini bilmediğim bir istek içimde filizlenmişti ve ben de üzerinde çok düşünmeden ona kendimi bırakmıştım. Pişman değildim. Düşünmek için günlerce vaktim olsa da yine aynısını yapardım fakat Ulaş'ın hiçbir harekette bulunmaması yaptığım şeyden şüphe duymam için yeterli olmuştu.
Öpüşmemiz odanın içine girdiğimiz ilk dakikadaki monotonluğuyla devam ediyordu. Yanaklarına yerleştirdiğim ellerim sayesinde temasımız devam etse de dahası yoktu. Sadece öpücüğü sürdürüyorduk. Daha doğrusu ben öyle yapıyordum, Ulaş'sa ellerini belimin iki yanına sarmış halde beni tutuyordu. Herhangi bir hamlede bulunmamıştı.
Yaşadığı şaşkınlıktan dolayı böyle davrandığını düşünmek istiyordum.
Fakat onu kendine getirmek adına, dişlerimle üst dudağını hafifçe ısırdığımda bile tepki vermeden beni öpmeye devam etmişti. Bir şeylerin yolunda gitmediğine böylelikle emin olmuştum çünkü Ulaş, kışkırtıldığında sakin kalabilecek biri değildi. Hele ki böyle bir durumda... Sonunda nefessiz kalıp da ondan ayrılmam gerektiğinde nihayet ondan bir tepki alabildim.
"Eylem..." dedi nefes nefese kalmış halde. Sertçe yutkundum. Başka bir şey söylemesini beklesem de herhangi bir cümle duyamadım. Bir umut tekrar dudaklarına uzanacağım sırada, başını hafifçe geri çekip bu hareketimi engelledi. "Dur."
"Ne oldu?" diye şaşkınlıkla sordum. Odanın içindeki loş ışıkta görebildiğim kadarıyla çekinceli duruyordu. Tedirginlikle yüzüne bakarken kafamda kurmaya başladığım olasılıklar da az sonra duyacaklarımın iyi olmadığını içimde bir yerler haykırıyordu. "Neden durayım?"
Konuşmayacağını düşünmeye başladığım uzun bir sürenin ardından "Ağırdan almamızı isteyen sendin," dedi bana hatırlatarak.
Bu konuda benim yerime de düşünüp isteklerimde dikkat ediyor olması güzeldi, fakat istediğim artık bu değildi. Kafamı hafifçe iki yana salladım. Dudaklarımı aralayıp dediğine itiraz edeceğim sırada benden önce davranıp konuşmaya devam etti. "Senin açından, biz eskisi gibi olalı üç gün oldu ve..." Derin bir nefes verdi. Bir koluyla belimi sararken diğer eliyle yüzüme düşen saç tutamlarımı geriye ittirdi. "Bir şeyleri aceleye getirip yeniden berbat etmek istemiyorum. Sonradan bu yüzden pişman olmanı da istemiyorum."
"Pişman olmayacağım zaten," dedim bir çırpıda. Bana emin misin der gibi gözlerini kısarak baktığında kendimi tekrarlama ihtiyacı hissettim. "Eminim, çünkü..." Onu ikna edebilecek bir sebep aradım. "Çünkü benim için de üç günlük değil," dedim birden bire. Daha kısık sesle devam ettim. "Hep ilk günkü gibiydi."
Sessizlik oldu. İtirafım ikimizin arasında asılı kalırken tek yapabildiğim gözlerinin içine bakmaktı. "Gerçekten mi?" diye masum bir sesle sordu. Söylediklerime inanmak istediğini görebiliyordum.
"Gerçekten," diye fısıldadım. Kafamı eğip gözlerimi kaçırmaya çalışsam da çenemin altından tutarak bana engel oldu. Yeniden göz göze geldik. Sonunda belimi sıkıca kavrayıp beni kendine çekti ve dudaklarıma kapandı. Ani hareketiyle bocalasam da çabucak toparladım. Dudaklarına karşılık verebilmek için çabalarken ellerimle, boşta bulduğum ilk şey olan kollarını kavradım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KUMDAN KALE | texting
JugendliteraturSiz : Seni en başından uyarıyorum Siz : Ben bu tatile gitmek için tam bir aydır hazırlanıyorum Siz : O yüzden sen bu tatile gelmeyi o fındık kadar olan aklından bile geçirmiyorsun Ulaş'ılmayan : Hangi tatilden bahsediyorsun? Siz : Annelerimiz ortakl...
