James
Kucağım da Ell ile birlikte gemide rastgele bir odaya girdim. Arkamdan bize bakan sabırsız ve meraklı gözleri kapının arkasında bıraktım. Odanın ortasında ki yatağa yavaşça yatırdım onu. Her yeri yara bere, kan revan içindeydi. Baygın olduğunu yavaş atan kalbinden anlamıştım. Üzerinde ki battaniyeyi kenara bırakıp havlu getirdim. Acıtmayacak şekilde yavaşça yaralarının etrafındaki kurumuş kanı bezi suya batırarak temizledim. Kuyruğu yavaş yavaş yok olup yerine bacakları geldiğinde yaraları gider sanmıştım ama tahminim tutmadı. Bacaklarını da temizlemeye başladığımda titrediğini fark ettim. Yatağın kenarında dürülü olan temiz battaniyeyi üzerine örttüm. Bacaklarını da temizlemeyi bitirdiğim anda kapı çaldı.
"James bizi. İlk yardım kutusunu getirdik." Andy'nin sesiyle yerimden kalkıp kapıyı açtım. Konuşmaya dilim varmıyordu. Sadece eylemleri gerçekleştiriyordum. İçeri geçip koltuğa Andy oturdu. Arkasından da Youseff girdi. Elinde tuhaf bitkiler ve kutuyu tutuyordu. Kutuya uzandığım anda hızla Ell'in yanına adımladı. Elimi indirip kapıyı kapattım. Youseff battaniyeyi açarken konuşmaya başladı.
"Önce kanları temizleyeli- A temizlemişsin. Güzel. Andy gidip biraz sıcak su getirir misin? Sen de benim odamdan uzun ve kalın kıyafetlerden getir." Bize emirler verip elindeki tuhaf bitkilerle birlikte yaralarına pansuman yapıyordu. Hızlı bir şekilde odasını bulup elime geçen kalın kıyafetleri alıp aynı hızda geri döndüm.
"Konu Elliot olunca ışık hızını bile geçiyorsun." Yaralarını sargı beziyle kapatırken konuşuyordu. Elimdeki kıyafetleri koltuğa koyup yardım için yanına oturdum. Yardım edeceğimi anlamış gibi elime bir kaç tane sargı bezi tutuşturdu.
"Sen yaralarını sarmaya devam et ben de Andy'ye bakacağım. Gelemedi." Hızla kapıya doğru giderken kapının önünde durup bana döndü.
"Çok sıkı sarmadan yap. Vücudu çok narin." Kafamı salladıktan sonra çıkıp ardından kapıyı kapattı. Elliot'un vücuduna baktım. Her yeri sargı bezi olmuştu. Daha erken gidebilirdim diye kendimi yemekten başka yapabileceğim bir şey yoktu. Yavaş yavaş kollarını sardım. Battaniyeyi biraz kaydırıp bel kısmında ki yaraları da sardım. Bacaklarına geçmeden önce getirdiğim kıyafetlerden iç çamaşırını alıp battaniyenin altından giydirdim ve battaniyeyi üst kısmına örttüm. Bacaklarını da yavaşça sarıp battaniyeyi tüm vücuduna örttüm. Baş ucuna oturup yüzündeki çiziklere yara bandı yapıştırdım. Bitirdiğimde odaya Andy ve Youseff geldi. Youseff elindeki kovayla yanıma oturdu ve üstünü açtı.
"Sıcak su ile yaralarına baskı uygulayacağım ki parazitler yarayı daha hızlı kapatsın." Bitkilerin yarayı kapatacağını söylüyordu anladığım kadarıyla. Tüm yaralarına yaptıktan sonra üstünü giydirdik. Bir süre sessizce bekledikten sonra kapı çaldı. Andy'ye bakış attığımda yerinden kalkıp kapıya gitti.
"Bir şey mi diyecektin Tom?"
"Limana yaklaştık. Babam güverteye çıkmanızı istedi." Yerimden kalkarak çantamda ki kalın montu Elliot'a giydirerek kucağıma aldım. Yavaşça kapıdan çıktım ve güverteye ilerlemeye başladım. Güverteye çıktığımızda direk olarak kralın yanına oturup sıkı sıkı tuttum Ell'i. Limana giriş yaptıktan sonra herkesin inmesini bekledim. Herkes indikten sonra yavaş adımlarla bende indim. Kimseye hiç bir açıklama yapmadan kralın arkasından ilerledim. Şatoya girdiğimizde Bay Alexander bana döndü.
"Elliot'u odasına götür ve yanıma gel. Korsanların bulunduğu depoya gideceğiz." Kafamı sallayarak sakin adımlarla Ell'i odasına taşıdım. Odasın da Youseff ve bir doktor vardı. Yavaşça yatağına yatırıp saçlarını okşadım. Eğilip alnını öptüm.
"Ell sana emanet." Youseff'den onay alır almaz hızla kralın yanına ilerledim. Kralın odasının önündeydim. Tam kapıyı çalacaktım ki arkamdan ses geldi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ABDUCTED
Bilim Kurgu"Son iki gün tatlım..." Diyen cırtlak bir kadın sesi geldi ve telefon kapandı. Neye 2 gün vardı...? Lgbt konulu bir kitaptır. Rahatsız olan ve sevmeyenler uzak dursun.
