“Oo Ferit beyler de teşrif etmiş,”
Masadaki herkes pür dikkat el ele girmiş olan Ferit ve Seyrana dikmişti gözlerini.
“Bu evde yemeklerin saat kaçta yendiğini bilmiyorsunuz galiba?” diyerek alay ile gülümsedi Halis.
Gülgün, bir gerginliğin çıkacağını anlamıştı.
“Özür dileriz dede, işimiz vardı.” diyerek yerine geçti Ferit.
Seyranın sandalyesini çekerek oturmasını bekledi.
“Ben size oturabilirsiniz dediğimi hatırlamıyorum.” dedi, Halis.
Yüzündeki alaylı gülümseme dağılmış etrafta kara şimşekler çakmaya başlamıştı.
Ardından ikiside ayağa kalkarak Halise döndüler.
“Buyur dede,” dedi, Ferit.
Seyran yine sımsıkı tuttu Feritin elini.
Dönüp Seyranın gözlerine derince baktı Ferit. Onu sakinleştiren tek yer yeşil hareleriydi çünkü.
“Bu sofraya benden sonra oturan ilk kişi sizdiniz hâlâ sizsiniz! Ömrüm boyunca kimse bana böyle bir saygısızlık yapmamıştı, siz hariç.”
Kurallarının dışına çıkılması Halisi zorluyordu. Daha bu sabah, ailesinin dağılma ihtimalinden pekte pay çıkarıp akıllanmışa benzemiyordu.
“İşimiz vardı diyorum dede.” diyerek bastırdı Ferit.
“Ne işiymiş bu?” diyerek arkasına yaslandı Halis.
“Doktor randevum vardı, ona gittik dede. Oldu mu?”
Tek kaşı havalandı Halis’in.
“Hangi doktormuş bu?”
Derin bir nefes verdi Ferit, küçük çocuklar gibi sorguya çekiliyordu şuan.
“Ahmet hocanın yanına.” dedi, zorlayarak.
“Öyle olsun, oturun bakalım. Bir daha olmasın, olursa-”
“Olursa ne?!”
İşte Ferit tutamamıştı kendisini, bardağı taşıran son hamlede gelmişti kendisinden.
“Bir daha asla oturamaz mıyız? Şimdi de onunla mı tehdit edeceksin? Bu sabah bunu önemsemediğimi anlamış olman gerekiyordu?!”
“Ferit, lütfen.” Duyduğu ses ile gözlerini kapatıp sakinleşmeye çalıştı Ferit.
En büyük zaafı kendisinden sakin olmasını istiyordu çünkü.
“Senin ne haddine benimle böyle konuşmak çocuk!” Halisin elini yine masaya vurması ile diğerleri de ayaklanmıştı.
“Bu sabah hadlerimizi ve yerlerimizi gayet iyi öğrendiğimizi düşünüyorum dede, ama unutma ki bizi bırakmayan sendin!”
“Keşke bıraksaydım da tepeme binmeseydiniz!”
Ferit tam ağzını açmışken Kaya'nın laubaliliği bozmuştu,
“Biz baya kilo veririz bu gidişle çünkü bu evde yemek yerine birbirlerini yemeyi tercih ediyorlar.”
“Kaya!” diyerek gözlerini belirtti Nükhet.
“Biz odamıza çıksak iyi olacak.” diyerek oğlu ile beraber masadan ayrıldı Nükhet.
Ferit haklı bir gurur ile gülümsedi Halis’e.
“Yerimize tercih ettiğin çocuğa iyi bak! Aç kulaklarını iyi dinle söylediklerini! Bu muydu yerime tercih ettiğin torun?!”
Ve etrafta tek bir ses yankılandı, ardından Ferit'in sağ eli ile yanağını tuttu.
“Ferit!” Gülgün kenarda şaşkınlıktan elleri ile ağzını kapatmış bir hâlde bekliyordu.
“Bu tokatı seni asla kâleye almayacak hatta sana gram saygı göstermeyecek olan çocuk için attın bana, gerçi pardon..Sen bu tokadı bana değil bize attın dede. Ferit ve dedesine attın. Bu saatten sonra sofrana oturmayacağız dede, ne sabah ne akşam. Hatta uyumak için bile girmeyeceğiz evine. Torunun ile,”
dedi hıçkırıkları arasından, sonrasında kendini toparladı.
“Torunun ile mutluluklar.”
Ardından uğruna canını vereceği karısına döndü,
“Benimle gelecek misin?” diyerek elini uzattı.
“Sen nereye ben oraya.” diyerek elini sımsıkı tuttu Seyran.
Feritin göz yaşlarını silerek yanağını okşadı.
Dedesine son kez baktıktan sonra bir daha asla arkasına dönüp bakmadan çıkıp gitti Ferit. Yanında, Korhanlardan sadece karısını alarak gitti..
_____________________
Oh be! Bölüm dediğin budur.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Soulmate.+18 || SeyFer
Teen FictionÇalı bile itmiyor kendisine sığınan kuşu, denk geldiğimiz şu kalplere bak. "•Souls don't meet by accident."
