↯
sınıfa girer girmez gözlerim soobin'i aramıştı. sırama geçip çantamı koydum. etrafa hâlâ bakarken en arka sırada oturmuş olduğunu gördüm. telefonu ile ilgileniyordu. yanına gidecek yüzüm yoktu ama özür dilemek istiyordum. kararsızlıkla hâlâ ona bakarken hissetmiş gibi gözleri beni buldu.
gergince ellerimle oynarken artık daha fazla kaçmamaya karar verdim. yanına doğru ilerleyip boğazımı temizledim. "soobin ben dün için özür dilerim, amacım git demek değildi. o an-" sözümü eliyle kesip arkasına yaslandı.
"benim için bi' önem taşımıyor bu söylediklerin jennie. ne de olsa sen yalnızlığa alışkın olup tüm arkadaşça yaklaşımları kendi eliyle iten birisin. bu saatten sonra da öyle yapmaya devam etsen iyi olur." deyip tekrardan telefonuna yöneldi.
ne diyebilirdim ki? haklıydı. onu da itmiştim kendi ellerimle. dediği gibi yalnızlığa alışkın biriydim. son kez ona bakıp tekrardan sırama ilerledim.
canımı sıkmıştı bu olay ama çok fazla anlam yüklersem düşüncelerim beni boğardı.
öğretmenin gelmesiyle nefesimi dışarı verip kitaplarımı çıkardım.
derse odaklanmaktan başka çarem yoktu.
➽
saatler birbirini kovalarken öğle arası zili çaldığında odağım bozulmuştu. dirseğimi dayadığım sıradan çekip kalemimi ağzımdan çektim.
tüm stresimi kalemimden çıkarttığım için arkası mahvolmuştu.
öğretmen son kez sınavları hatırlatıp sınıftan ayrıldı. şu sıralar dersi bile zor dinlerken sınavları nasıl halledeceğim sıkıntısı oluşmuştu tüm zihnimde.
sabahtan beri bir şey yemediğim için midem isyan ederken saçlarımı ellerimden geçirip geriye attım. bir şeyler yesem iyi olacaktı.
sıradaki eşyalarımı toparlayıp ayağa kalktım. telefonuma mesaj gelirken lisa'dan olduğu tahmin edilebilirdi.
ondan başka kimseyle mesajlaşmıyordum.
telefonu elime alıp mesaja baktığımda bahçedeki her zamanki oturduğum yerde beklediklerini söylemişti.
taehyung'da ordadır.
zihnim ben düşünmek istemedikçe inadına bana hatırlatırken sabahki konuşmamızdan sonra birbirimizi takmayarak okula gittiğimiz aklımda belirdi.
her şeye alınganlık yapma diyerek kendimi avuttum.
sınıftan çıkıp yürümeye başladım. merdivenlerden inerken aniden karşımda beliren jongin ile az kalsın çığlık atacaktım. birkaç saniye sakinleşmeyi bekleyip yanından geçecektim ki bileğimden tutup durdurdu. "jennie, konuşalım."
bir şey demeden ilerle jennie, umursama.
iç sesimi dinleyerek yanından hızla kaçtım. koşar adımlarla okul kapısına vardığımda biraz soluklandım.
aptal kim jongin.
beni sadece ders için kullanan eski sevgilim.
kendimi silkeleyip o eski anılara geri dönmeden ilerlemeye başladım. etrafa göz atıp lisa ve diğerlerini gördüğümde yanlarına ilerledim.
onlar gibi bende çimenlere oturup bağdaş kurarak hepsine selam verdim, o hariç.
bunu fark eden ilk lisa olmuştu. tek kaşını kaldırıp 'ne oluyor?' der gibi bana baktığında omuz silktim.
