832 70 56
                                        


taehyung'un kolunu tekrardan tutup gitmemiz için yanıma çektim. "boş ver, gel." taehyung ise bir ona bir bana bakıp kafa sallamıştı.

o sırada jongin yanımıza gelip burnuma parmağını bastırdı. yüzümü buruşturup geri çekildim.

"beni hâlâ unutamazken başka birini bulmana şaşırdım doğrusu." deyip taehyung'a dönüp elini omzuna koydu. taehyung'un gözleri koyulaşırken yavaşça omzuna koyduğu eline baktı.

"dikkat et dostum, bir gün bakarsın senin altında diğer gün bende." dedikten sonra bana göz kırpmış ve sırıtmıştı.

yüzündeki gülümseme taehyung'un attığı yumruk ile kaybolurken ani girişimden dolayı çığlık atıp elimi ağzıma götürdüm.

"ne biçim konuşuyorsun lan sen?!"

taehyung jongin'i altına almış yumruklarken hızla yanına koştum ve kolunu çekiştirmeye başladım. "taehyung, dur!" bağırmamla jongin'e bakıp sinirle soluklanırken ayağa kalktı. "bir daha seni jennie'nin yanında, yakınında görmeyeceğim." aniden bana dönüp hızla elimi tuttu ve hızla yürüyüp okulun kapısından çıktık.

bahçedeki yerimize doğru ilerlerken o önde ben arkada birleşen ellerimize bakıyordum.

yerimize geldiğimizde elimi tutan elini fark etmiş ve hemen çekmişti. elim boşluğa düşerken derin bir nefes verip yere oturdum. sırtımı ağaca yaslarken taehyung'da yanıma oturmuş, yere uzanmıştı. kafasının altına ellerini koyarak gözlerini kapamıştı. anlaşılan o ki konuşmamak için sessiz kalmayı tercih ediyordu.

işime gelirdi, saçma olaylarıma onu dâhil etmek hiç istemediğim bir şeydi.

fırsattan yararlanıp kafamı yüzüne çevirdim. gerçekten tanrı tüm güzellikleri onun yüzünde barındırmıştı.

dikkatimi çeken burnunun üstündeki bene odaklandım. o kadar dip dibe geldiğimiz olmuştu ama önceden hiç fark etmemiştim.

benimde sol göz kapağımda ve burnumda vardı ama ben sevmediğim için kapatıyordum onları. o ise tüm güzelliğini saklamaktan çekinmiyordu.

bir hafta öncesine kadar bana "mümkünse muhattap olmayalım." diyen adamla şu an yan yanaydık ve o bundan rahatsızlık duymuyordu.

belki de dengesizdi, diğerlerinin ne yapacağını tahmin edebilirdim ama kim taehyung sınırların ötesinde bir adamdı.

hissettiğim duygu aşk değildi, çekimdi.

"röntgenimi çektiğine göre daha fazla öyle bakma, ufaklık." ne ara gözlerini açıp bana bakıyordu bu?

elim ayağıma dolaşmıştı, hızla kafamı bahçeye yönelttim. "dalmışım, taehyung abi." gülmemek için zor tuttum kendimi.

abi dememe sinir oluyordu, öyle hissediyordum yani.

yanımda hızla doğrulup çenemden tuttu ve kendisine bakmamı sağladı. "taehyung abi ağzına yakışıyor, küçük kardeşim." deyip çenemdeki elini bıraktı ve gülerek yaslandığım ağaca sırtını verdi.

ben onu sinir etmeye çalışırken ne yapıp edip o beni sinirlendiriyordu. sinirle soluyup tüm bedenimi ona çevirdim. çatılı kaşlarımla sinirli olduğumu belli etmeye çalışıyordum.

"küçük olmadığımı nasıl kanıtlayabilirim? küçük kız çocuğu değilim ben." dedim bir çırpıda.

bu dediğime histerik bir şekilde gülüp düşünür gibi yaptı. "hm, beni öpersen belki küçük kız olmadığını anlarım?" dalga geçip geçmediğini anlayamıyordum bile dalgayla söylüyordu ama ciddi gibiydi.

cigarettes & strawberries Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin