07

883 106 138
                                        

benim gün içinde bölüm attığım çok nadirdir taslaktan atıyorum bunu da zaten gşöricöeğcşclrpf gündüz moda da girilmez ama istendi diye atiyorum bu tam gece bölümüydü aslinda ama neyse gece bir daha okuyun olur mu😭😭 vğröcğemcğe

iyi okumalarr




Evin içinde manasız bir sessizlik vardı. İlkin, Elif ve Saliha'nın hemen bu eve geri dönmeleri gerekiyordu. Ya da belki de ben evden çıkıp biraz hava alabilirdim. Güzel bir fikirdi. Hem kafamı dinlerdim hem de olanlardan biraz uzaklaşmış olurdum. Dolaptan üstüme ince bir hırka aldım ve odadan çıktım. Hande salonda telefonuyla ilgileniyordu. Kiminle ne konuşuyorsa yüzünden öfke akıyordu. Gerçi onun yüzünden hep öfke akıyordu.
Kapıya doğru yürüdüğümde seslendi.

"Nereye?"

"Cehennemin dibine, gelecek misin?" Arkamı dönüp ellerimi belime koydum yüzüne dik dik bakarken. Başını çevirip nefesini verdi. "Ya sabır. Düzgün bir soru sordum."

"Nasılmış istediğin sorunun cevabını alamamak?"

"Benim henüz alamadığım bir cevap olmadı."

"Bence yavaştan kendini buna hazırla. Herkesin alamadığı cevaplar olur. Sen sadece hayata adım atmamışsın." Kapı kolunu açtım ve yine sesini duydum.

"Bunu sen mi söylüyorsun?" Ne demekti bu? Benim hayatımda hiç mi zorluk yoktu yani? Elbette vardı. Bende kötü günler geçirmiştim hatta şu an berbat günler geçiriyordum. Hayat hakkında bilgilerim benimde vardı. Küçümsememeliydi.

"Evet ben söylüyorum."

"Herkes her yerde seni arıyorken dışarıda olmamanı tavsiye ediyorum. Ama sen bilirsin. Karışmayacağım sonra katil ve sapık oluyorum."

"Öylesin zaten." Dışarı çıkıp kapıyı kapattım. Başıma ne gelirse gelsin umrumda değildi artık. Sadece herkesten ve her şeyden uzak bir nefes almak istiyordum. Engebeli arazide yürüyüşüm caddeye inmemle son bulmuştu. Tenha yolda yürürken başımı gökyüzüne çevirdim. Hava kararmaya başlamıştı ve yağmur gelmek üzereydi. Başımı geri indirip yürümeye devam ettim. Yağmur beklediğimden daha çok yağıyordu. Ellerimi cebime yerleştirip gözlerimi kapattım. Ruhumdakileri de temizleseydi keşke bu yağmur.

Hande hakkında düşünüyordum, Elmas hakkında. Hakan, ailem... İlkin, Elif ve Saliha bile hakkında düşünüyordum. Ama hiç kendimi düşünemiyordum. Ben ne yapacaktım bu saatten sonra? Daha fazla Hande'nin arkasına sığınıp kalamazdım. Bu aralarındaki savaşı da körüklüyordu. Bir daha asla o eve dönemezdim. Yalnız başıma devam etmeliydim. Terk etmeliydim herkesi, her şeyi. Bu şehri... Bilinmezlikler içinde yaşamaktansa, bu davanın içinde yok olup arada kaynamaktansa defolup gitmem gerekiyordu belki de. Yokuşu çıkarken düşünüyordum tüm bunları. Üstüm sırılsıklam olmuştu. Titremeye başlamıştım. Çok güzel ıslanmıştım.

Eve geri döndüğümde Hande'yi olduğu yerde geri buldum. Telefonunu bırakmış öylece duvarı izlerken. Beni görür görmez başını iki yana sallamıştı.

"Sen gerçekten akılsızın tekisin."

"Sen öyle diyorsan değilimdir." Titreyen çenemden ötürü kelimeleri bile zar zor dökmüştüm dilimden. Dudaklarını birbirine bastırıp gülümsemesini engellemeye çalıştı ama gamzesi hemen ele verdi onu. Ona daha fazla bakmadan odaya girdim ve üstümü değiştirdim hızlıca. Islak saçlarımı havluyla gelişigüzel kurulayıp daha önceki başarısız olan gitme deneyişimin ardından odanın bir köşesine atılan çantayı aldım. Odadan çıktığımda Hande kaşlarını çatarak bakmıştı bana.

"Ben gidiyorum. Daha fazla bu işe karışmak istemiyorum. Sen haklıydın, uzak durmalıyım."

"Ne saçmalıyorsun sen yine? Nereye gidiyorsun?"

zıt kutuplar,, hanzeh ✓Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin