Gözlerimi hızla açabildiğim kadar açarken elimi boynuma yerleştirip nefes alış verişlerimi düzene sokmaya çalıştım. Yatakta uyurken bir anda kalkmıştım. Nefes nefeseydim.
Ben kimdim, neredeydim, neler yaşanmıştı ve neler yaşanıyordu?
Kafamın içindeki yüksek seslerden dolayı rahatsız olurken başımı ellerim arasına alıp gözümün önüne gelen görüntülerden kurtulmaya çalışıyordum.
Ben ne yapmıştım?
Ben katil olmuştum, babamı öldürmüştüm.
Gözlerim kararmaya başlarken yataktan hızla kalkıp az önce yanında uzandığım bedene baktım. Mutfağa benden bağımsız giden ayaklarımı takip ediyordum sadece. Çekmeceyi gürültülü bir şekilde açıp bıçağı aldıktan sonra odaya geri dönmüştüm. Adımlarım ağırdı. Tam başında duruyordum şimdi. Tek bir hamlem gerekiyordu.
Annenin katili o.
Babanı onun yüzünden öldürdün.
Öldür onu.
Düğün gününde seni kaçıran oydu. Hayatını mahvetti artık bir ailen bile yok.
Anneni öldürdü o.
Zehra, annenin katilini öldürsene. Korkak mısın yoksa?
Sesler birbirine karışıyordu artık ayırt edemeyecek haldeydim. Gözümden öfke ve üzüntüyle karışık akıyordu yaşlar. Bıçağı bir anda havaya kaldırırken gözlerini yavaşça aralamıştı. Bu beni durdurmadı, hareketimi hızlandırmıştım ama uyku sersemi olmasına rağmen bileğimi sertçe yakalamıştı.
"Ne yapıyorsun?" Şaşkınlık içinde sorarken kalkmaya çalışıyordu. Bıçak ikimizin hamleleri arasında yukarı aşağı gidip gelirken oturur hale gelmişti. Son gücüyle bıçağı elimden çekip aldığında geri geri gitmeye başladım. Ne olduğunu anlamaya çalışıyor gibiydi.
Bende bana ne olduğunu bilmiyordum artık.
İçime sanki bambaşka biri girmiş gibiydi. Benliğimi kaybediyordum.
Hande bıçağı çekmecenin içine bırakıp ayağa kalktı. Öylece duruyordum. Tam şu an beni öldürebilirdi haklıydı da. Ne yapıyordum ben delirmiş miydim? Kollarını bana sarıp kendine çektiğinde başımı boyun girintisine yerleştirip titrek bir nefes aldım. Eğer az önce başarılı olsaydım kendimi asla affetmezdim, asla.
"Özür dilerim..."
"Ben özür dilerim, seni onlardan korumalıydım." Başımı iki yana sallarken Hande ıslak yanaklarımı silip ellerimi tuttu ve öpücükler bıraktı.
"Hande az kalsın... Seni öldürüyordum! Sana zarar verecektim." Hıçkırarak konuştuğumda elini saçlarıma bastırıp alnımı öptü. "İkimizde iyiyiz. Sakin ol." Ani duygu patlamam onu da korkutmuştu.
Galiba gerçekten de psikolojik desteğe ihtiyacım vardı.
.
.
.
"Tatil niye bu kadar kısa sürdü ki?" Saliha bize bakıp düşen enerjisiyle sorduğunda Hande kapıyı kapatıp valizlerimizi odaya götürdü. Ben de koltuğa oturmuştum.
"Abi konuşsanıza." dedi İlkin telaşlanarak.
İç çektim. "Hande'yi bıçaklıyordum."
"Pekala, buna alışığız zaten. Beni arayıp Hande'yi bıçaklıyordum demediğin için kırılmadım değil ama." dedi Elif. Sayemizde herkes delirmişti.
