ben geldiim iyi okumalar :33
Sabah uyandığımda yanımda görmem gereken, ama göremediğim Hande ile endişe içinde ayaklandım. Bir köşede kalan kıyafetlerimi hızla giyip odadan çıktım. Salonda en az benim kadar gergi olan Saliha'yı gördüm.
"Nerede Hande? İlkin ve Elif?"
"Bilmiyorum. Gittiler. Ulaşamıyorum."
"Bravo Saliha! Nereye gittiklerini bile sormadın mı?" Sessiz kaldığında odaya gidip çekmecedeki kalan son nakit parayı alıp evin kapısına ilerledim.
"Zehra nereye!"
"Evime."
"Bari sen yapma!" Umursamadan hızlı adımlarla çıktım evden. Taksi çevirip evimin adresini verdim. Sorunun babam olduğuna emin gibiydim. Evime geldiğimizde ödemeyi yapıp içeri girdim. Hızlı adımlarla yürürken bu duygusuzluk hissini daha öncede hissettiğimi fark ettim. Hande'yi bıçakladığım günü hatırladım.
"Hoş geldin kuzen." Mert'in kahve içerken yüzüme keyifle bakmasını umursamadan onun yanında oturan babama doğru adımladım. Annem ve yengemin sözlerini de algılayamıyordum. Mert'in elindeki fincanı çekip yere fırlattım. İşte şimdi huzurları bozulmuştu.
"Ona dokunma demiştim sana."
"Bu senin karışabileceğin türden bir şey değil."
"Annemi öldürmene karışırım ama!"
"Zehra yeter! Evindesin, olman gereken yerdesin. Bir daha da gitmeyeceksin. Hande ölmesin istiyorsan en azından."
"Bana bunu yapamazsın." Hande'nin söyledikleri canlandı zihnimde. Onunla baş edemezsin demişti. Onunla baş etmek istiyorsan ondan da kötü olman lazım demişti. Kızına şantaj yapacak kadar kötüydü.
"Kır dizini otur evinde. Hande devri kapandı." Ayağa kalkıp yanımdan geçtiğinde sinirden kıpkırmızı olmuş yüzümü kapattım ellerimle. Ağlamayacaktım. Daha fazla zayıf olamazdım onların karşısında.
"Dua et amcam sana bir iyilik yapıp onu her şeye rağmen öldürmedi. Bana kalsa ben babamı öldüren kadını çoktan öldürürdüm." Mert de geçip gitti yanımdan. Kendimle başbaşa kaldım. Oradan oraya sürükleniyordum. Ne yapacaktım şimdi?
.
.
.
Odamın altını üstüne getirmiştim. Sinirden oturup ağlamak üzereydim. Önce Hande beni alıkoymuştu şimdi babam. İkisinin kan davası arasında oradan oraya sürüklenip duruyordum. Karşımdaki aynada onun kestiği saçlarıma dokunurken elimde olmadan göz yaşlarımın aktığını hissettim. Bu evin, bu odanın bendeki etkisi buydu. Ezilip küçülüyordum sanki. Özgüvenim yerle bir oluyordu. Saçlarımı çekiştirip yolmak istedim. Hande'nin sesi ve sözleri canlandı zihnimde. Güzeller.
Ne halde olduğunu bilmiyordum. Umarım benden daha iyidir. Tek dileğim bu.
Onunla sadece bir kere konuşmak bile kendimi iyi hissettirir ama elimde ne numarası var, ne de telefonum var. Kapımın tıklanması ile ayağa kalkıp kapıyı açtım. Karşımda Elmas'ı görmem sinirlerimi daha da bozmuştu.
"Ne var!"
"İyi misin diye bakmak istedim."
"Sana ne?" Oflayıp içeri geçti ve kapıyı kapattı. Odayı kısaca süzüp aynaya yumruk attığım için kanayan elime baktı.
"Sana her şeyi anlatacağım. Söz, yalan yok. Zaten anlattığımda anlayacaksın. Belki benden nefret edeceksin ama benim de kendime göre haklı yanlarım vardı Zehra."
