Öncelikle hepinize tekrar merhaba. Bölüm atmayalı uzun zaman oldu. Ficin finaline gelen yorumlardan dolayı bir özel bölüm atmanın iyi olacağını düşündüm. Bölümü yazalı çok oldu aslında ama atmaya fırsat bulamadım.
Kurgunun sonunu değiştirmeyecek ama beğeneceğinizi düşünüyorum.
🕸️🕸️🕸️
19 Nisan 2013
Serin bir yaz gününde, güneş tam tepedeydi. Etraftaki öğrencilerin sesleri tüm okulu sarıyordu. Öğle arasına gireli birkaç dakika olmuştu. Yemeğimi hızlıca yiyip hava almak için arka bahçeye çıkmıştım. Bahçe sakindi. Okulun ön bahçesi tıklım tıklım olurken burada kuş uçmuyordu.
"Taehyung! Nereye kayboldun?"
Jimin'in sesini duymamla arkamı döndüm. Aptal beni görmemişti. "Burdayım."
Jimin yanıma doğru gelirken, "Burada ne yapıyorsun tek başına oğlum?"
Gözlerimi ileride tek başına oturan kıza çevirdim. Ağacın altında, çimlerin üzerine oturmuş öylece duruyordu. Az önce onu ağlarken görmüştüm. Gözünden bir damla yaş yanaklarından usulca süzülmüştü. Sonra gözlerini silip etrafına bakındı ama beni görmedi. Sonra da arkasını döndü ve kafasını eğdi.
Küçük gözleriyle tıpkı bir kediyi anımsatıyordu. Minik bir yüzü, omzunun altından beline uzanan koyu kahverengi saçları vardı. Ellerini birbirine kenetlemiş, tırnaklarını etine geçiriyordu. Derdinin ne olduğunu merak etmiştim çünkü hiç kimse durduk yere ağlamazdı. Bu kadar güzel bir kızın neden ağladığını merak etmemek mümkün değildi. Ağlamaktan gözleri şişmişken bile nasıl böyle güzel olabilirdi ki bir insan?
Sakin olduğu için bahçeyi seçmiş olmalıydı. Ön bahçe çok kalabalıktı, aynı zamanda okulun içi de, kimse ağlamak için orayı seçmezdi yani.
Kıza doğru baktığımı fark eden Jimin kolumu dürttü. "Kız mı kesiyorsun lan?"
Gözlerimi kaçırdım. "Yok ya, ne kızı? İşim gücüm yok bir de kız mı keseceğim?"
Jimin, "Hmm," dedi çenesini kaşırken. "Ben de kızı tanıyorum diyecektim." Kaşlarım çatılırken, "Tanıyor musun?" diye sordum. Şerefsiz benimle uğraşıyordu. "Evet," dedi kafasını sallarken. "Rosé'nin arkadaşı."
"Jimin-sshi!" Rosé gülümseyerek yanımıza doğru geldi. "2 saattir seni arıyorum."
Jimin kolunu Rosé'nin omzuna atıp yanağını öptü. Rosé'nin kulağına eğilip bir şeyler fısıldadığında Rosé'nin bana çevrilen bakışlarından Jimin'in ne söylediğini anladım.
"Lan! Saçma sapan şeyler söyleme bak."
Jimin piç gibi sırıtırken Rosé de gülümsedi. "Niye başından söylemiyorsunuz ya? Ama bir şey söyleyeyim mi, o biraz ümitsiz vaka."
"Nasıl? Yeterince yakışıklı değil miyim?"
Yani bence gayet yakışıklıydım. Peşimde olan kız da çoktu ama kız da güzeldi şimdi, yalan yok.
"Hayır ondan değil. Jennie hayatında birini istemiyor, yani aslında istiyor da ailesi biraz şey..."
Jennie, demek adı buydu.
"Anladım," dedim. "ama denemekten zarar gelmez değil mi?"
Rosé kaşlarını çatarken arkamı dönüp isminin Jennie olduğunu öğrendiğim kıza doğru ilerledim. Arkası hâlâ dönüktü. Minik ellerini eteğinin üzerinde birleştirmiş, parmakları ile oynuyordu. Başını eğdiğinde önüne gelen saçlarından yüzü gözükmüyordu, ağladığının belli olmasını istemiyordur diye düşündüm.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KILLER | Taennie
FanfictionAzılı bir katil olan Kim Taehyung, çalıştığı suç şirketinin ona verdiği emirle Kim Jennie'nin babasını öldürmek için onun evine gider. Eve gittiğinde ise Jennie'nin babasının odasını ararken rastgele bir odaya girer. Odada ise manzara ilginçtir. Tav...
