❀
Felix anında koşarak gidip camı açtı ve Minho'nun peşinden mutfağa ilerledi. Changbin aldıklarını poşetlerden çıkarıp yerleştiriyordu. "Bayadır eve alışveriş yapmadığını bildiğim için birkaç bir şey aldım. Ayrıca tebrik ediyorum seni Felix. Onu ikna etmeyi başardığın için."
Hala olayın şokunu atlatamamış olan Felix bir şey diyemedi. Sadece başını sallamakla yetinmişti. Minho da gelip hemen dibinde durduğunda hızla başını ona çevirmişti. Göz göze gelmiş olmaları tekrar kızarmasına neden oldu. Bu yüzden hemen önüne dönüp bir adım yana doğru kaydı.
İçindeki ses ona daha öpüşmeden böyle olduysan öpüşseniz ne olurdu diye soruyordu ama Felix bunu düşündüğü an aklında Minho ile öpüştükleri bir sahne canlanıyordu. Gözlerini kırpıştırıp başını iki yana salladı belli belirsiz.
"Yemekle uğraşmayın diye gelirken bir de size tavuk aldım. İçer misiniz bilmem ben içerim bira da aldım."
Felix, tavuk lafını duyduğu an gözleri parlayarak Changbin'e döndü ve tezgahın üstündeki tavuk poşetini aralayarak içine baktı. "Ya sen bir tanesin."
Onun bu hali gerideki ikiliyi güldürürken Changbin kapıyı işaret etti eliyle. "Harika o zaman yarın izin günü diye ben Seungmin'i de çağırdım. Birazdan gelir." Seungmin hala Felix'le tanışmadığı için özellikle sevgilisini getirmek istemişti Changbin. Çünkü sevgilisi Felix'in hayranıydı.
Minho başını sallarken tavuk poşetini alıp kenara koydu. "Tamam o zaman Seungmin gelince yeriz yemek. Şunları yerleştirelim." eğilip yerdeki diğer poşete uzandı ama Felix ondan önce davranarak aldı eline. "Sen oturuyorsun biz hallediyoruz." Bakışlarını önündeki adamdan Changbin'e çevirdi. "Değil mi Changbin Hyung?"
"Evet, kesinlikle çok haklısın Felix." poşetten çıkardığı krakeri yerken Hızlı cevap vermişti. Birkaç hazır gıdayı daha poşetten çıkarıp dolaba yerleştirdi. Felix de geri Minho'ya döndüğünde Minho derin bir nefes verip mecburen kendini masanın etrafındaki sandalyelerden birine atmıştı. "Gece burada kalacaksın, değil mi?"
Felix aldığı soru ile süt kutularını dolaba kaldırıp düşündü kısa bir an. Böyle bir niyeti yoktu aslında. Sadece Minho'ya pansuman yapıp gidecekti normalde. "Kalmalı mıyım?"
Hızlıca başını salladı Minho. "Kesinlikle kalmalısın. Hava kararıyor zaten." Bu cümlesiyle üçü birden camdan dışarı baktı. Saat altıya geliyordu ve henüz daha günler kısalmamıştı bile. Dışarısı günlük güneşlikti. "Evet" dedi Felix başını sallayarak. "Bu karanlık havada eve gitmek pek de mantıklı olmaz. Kalayım en iyisi."
İkisinin mantıksız konuşmasına yüzündeki tuhaf ifadesiyle izledi onları Changbin. İçten içe arkadaşı ve Felix'i yakıştırıyordu ama Minho'nun Felix'i yalnızca korumaya çalıştığını da düşünüyordu. Bu konuyu, bu geceden sonra Seungmin ile konuşmaya karar vererek beyninin bir köşesine itekledi.
Yaklaşık bir saat içinde Seungmin de geldiğinde hepsi birlikte salonda oturuyordu. Seungmin hayran hayran bakan gözleri ile Felix'i izlerken Felix mahcup denilebilecek bir şekilde oturuyordu.
"Vay Canına... Ekrandakilerden daha güzel gözüküyor." dedi Seungmin mırıldanarak ama oda sessiz olduğu için herkes duymuştu onu.
Bir cevap verme zorunluluğu hisseden Felix hafif bir tebessüm eşliğinde "Teşekkür ederim." demişti ve bu Seungmin'in, Changbin'i kolundan tutarak sarsıp "Bana teşekkür etti." demesine yol açmıştı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Behind The Light | Minlix
FanfictionFelix'in hayatı, ışıkların altında mükemmel görünse de, karanlık bir gölge peşini bırakmıyor. Bir gece tehlike kapısını çaldığında, Minho ile yolları kesişir. Korku ve sırlarla dolu bu hikayede, güvene ve belki de aşka giden yolu birlikte bulabilece...
