❀
Saat sabah dokuzu biraz geçmişti. Minho, karakoldaki odasında tek başına oturmuş, önündeki monitörlere dikkatle bakıyordu. Hyunjin ve Chan'ın kurtardığı kayıtları izliyor, her detayı incelemeye çalışıyordu. Gözleri ekrandaki karanlık figüre odaklanmışken derin bir nefes aldı. Görüntüler, kapüşonlu adamın planlı bir şekilde hareket ettiğini açıkça gösteriyordu. Minho, bu kişinin ne istediğini anlamaya çalışıyordu ama kafasında tam bir sonuca ulaşamamıştı.
Birkaç gündür saçma sapan bir olay yüzünden bütün ekibi çok çalışmıştı ve bu sabah soruşturmayı cinayet birimine verdiklerinde biraz olsun rahatlamıştı hepsi. Minho ekibindekilerin sırayla kısa süreli izne çıkmalarına izin verirken kendisi her zamanki gibi koltuğundaydı.
Ağrıyan boynuna kendince masaj yapmaya çalışırken kapı yavaşça çalındı ve Minho'nun başını kaldırmasına neden oldu. "Gir." diye seslendi. Kapı açıldığında Felix'i elinde dikkatle tuttuğu bir kutuyla içeri girerken gördü. Sarışın, hafif bir gülümsemeyle yaklaştı.
"Rahatsız etmedim, değil mi?" diye sordu Felix, masanın kenarına yaklaşırken.
Minho başını iki yana salladı hızla. "Hayır, tabii ki. Gel otur lütfen." eliyle hemen masanın önündeki koltukları işaret etti.
Felix, kutusunu masanın üzerine bırakıp Minho'nun gösterdiği koltuğa oturdu. Bir an tereddütle kutuya baktı, sonra ise Minho'ya dönerek, "Sana bir şey getirdim." dedi. Sesindeki tereddüt ki gayet açıktı. Bu yüzden kutuyu iterek Minho'nun önüne yaklaştırdığında Minho'nun kaşları kalktı merakla. "Bu da ne?"
"Sana teşekkür etmek istedim. Hem beni koruduğun hem de tüm bu süreçte yanımda olduğun için." Felix, kutunun üzerinde duran küçük kurdeleyi işaret etti. "Umarım... beğenirsin."
Minho, kutuyu dikkatle açtı ve içindeki kar küresini gördü. Kürenin içinde, ihtişamlı bir şato yükseliyordu. Mavi çatılarla süslenmiş taş duvarları ve yukarı uzanan kuleleri, bir masal dünyasını andırıyordu tıpkı.
Şatonun çevresinde minik ağaçlar ve beyaz atların çektiği bir araba vardı. Kürenin tabanındaki taş dokulu detaylar, bu küçük dünyayı daha gerçekçi kılıyordu. Bu ayrıntılar Minho'nun küreye hayranlıkla bakmasına sebep olmuştu.
Ayrıca zemine çökmüş olan kar taneleri bir kış gününü andırıyordu Minho küreyi yavaşça salladığında etrafta uçuşmaya başlayan kar taneleri gülümsemesine sebep oldu Minho'nun. "Bu gerçekten çok güzel, Felix. Ama teşekkür etmene gerek yoktu. Ben sadece işimi yapıyorum."
Felix hafifçe gülümseyerek cevap verdi. "Bu kadar basit olduğunu düşünmüyorum. Yine de benim için çok şey ifade ediyor. Umarım sevmişsindir."
Minho, kar küresini eline alıp hafifçe salladı yeniden. "Bayıldım. Teşekkür ederim." boş kutuyu yere bırakıp küreyi de masanındaki boş yere tam gözünün önüne bıraktı. Biraz çevirip doğru açısını bulduğunda beğendiğini gösteren gözlerini ancak çekebilmişti. Bu durum Felix'in de hoşuna giderken mutlulukla yerinde kıpırdandı.
"Bir süredir görüşemedik. Changbin Hyung senin meşgul olduğunu söyledi. Biraz karışıkmış sanırım ortalık."
Başını salladı Minho onaylayacak. Yine de her şey bittiği için şu an rahattı gayet. "Evet ama bu sabah davayı başka bir birine gönderdim. Üstümüzden büyük bir yük kalktı yani."
"Ah.. Çok sevindim. Bütün gece karakolda kalmanıza sebep olan bir şeyden kurtulmuş olmanız çok hoş." çok da yüksek olmayan bir tonda söylediği cümleler ile gözlerini kaçırıp etrafta gezdirdi. Minho da yalnızca başını tekrar sallayıp başka bir cevap vermemişti zaten.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Behind The Light | Minlix
Hayran KurguFelix'in hayatı, ışıkların altında mükemmel görünse de, karanlık bir gölge peşini bırakmıyor. Bir gece tehlike kapısını çaldığında, Minho ile yolları kesişir. Korku ve sırlarla dolu bu hikayede, güvene ve belki de aşka giden yolu birlikte bulabilece...
