2.0

389 61 38
                                        

Saat gece yarısını geçiyordu. Hastaneden eve gelmeleri de çok sürmemişti. Jisung’un ısrarları ve mızıklanmaları ile birlikte şu an evinde, koltuğunda uzanıyordu. Felix koltuğun boş kalan kısmına oturmuş Jisung'un saçlarını okşuyordu. Chan karşı koltukta otururken Minho ise evin içinde volta atıyordu.

"Ya bu nasıl olabilir? Sokağın ortasında nasıl böyle bir şeye cesaret edebilir aklım almıyor. Kim bu ya kim bu?"

Sinirle soluduğunda Chan onu sakinleştirmek adına konuştu. "Kan örneğini laboratuvara verdim işte. Yarın anlaşılır kim olduğu. Böylece işimiz daha da kolaylaşacak."

Chan'ın söylediklerini asla duymayan Minho salonda yürümeye devam etti. Onu durduran şey Jisung olmuştu. "Ya komiser, biraz daha dönmeye devam edersen seninle birlikte dönen başım yüzünden bir kere daha bayılıp kalacağım. Yeter bence."

"Pardon, özür dilerim." Minho adımlarını durdurmuş olsa da hala ne yapmaları gerektiğini düşünüyordu. Chan laboratuvara talep gireceği için mecburen aramıştı Minho'yu. Yoksa buraya getirtmek gibi bir niyeti yoktu. Minho olanları duyduğu gibi soluğu Jisung'un evinde almıştı.

Felix parmaklarını arkadaşının saçlarından çekip ayağa kalktı ve Minho'nun kolundan tuttu hafifçe. "Balkona çıkalım mı biraz? Hava almış olursun." aldığı baş sallama ve hemen yanında yürüyen beden ile balkona çıktılar. Yatak odasından açılan balkona geçip biraz olsun uzaklaşmak istemişti Felix.

"Biraz sakin olur musun lütfen Minho. Gerçekten sakin ol. Ayrıca sen izindesin. Evinde yatıyor olman lazım şu an."

"Ya ne izni?!" sesinin yüksek çıktığını fark ettiği an susup özür diledi ve devam etti, bu sefer daha kısık bir tonda. "Bir adım bile yaklaşamamış olmak sinirimi bozuyor Felix. Kimse yardımcı olmuyor istediğim izinleri bile alamıyorum. Güya komiserim ama sana koruma kararı çıkartmak için bile elimden hiçbir şey gelmiyor. Gerçekten sinir bozucu olmay-"

Bir anda sustu. Çünkü Felix yanaklarından tuttuğu adamı kendine çekip dudaklarını birleştirmişti bir anda. Aynı hızda da dudaklarından ayrıldı. Minho şaşkın bakışlarıyla ellerine odaklanmış çocuğa bakıyordu. Ortamda bir gerginlik vardı fakat sebebi net değildi.

Kısa süren sessizliğin ardından Minho'nun ağzından tek bir kelime çıktı "Felix..." sarışın olan azar işiteceğini düşünerek kendini savunma moduna geçti "Tamam biliyorum, biliyorum bu yaptığım yanlış çok özür dilerim ama susmak bilmiyordun. Bir anda oldu işte. Zaten bu ilk öpücüğümüz de değil ki! İkinciyi yapsam bir şey olmaz diye düşündüm bir de seni susturmanın tek yolu bu gi-"

Bu sefer öpülerek susturulan taraf Felix'ti. Öncekine oranlara daha uzun süren öpücüklerini Minho geri çekildiğinde bitirmek zorunda kaldılar. "Gerçekten... şu an da susmak bilmeyen sensin." Derince bir nefes aldı Felix az önce dolaylı da olsa hatırladığını itiraf etmiş bulunmuştu. Gece Jisung ile markete gitmeden önce hatırlamıştı her şeyi. Zaten dışarı çıkmalarının amacı da oydu: hava almak.

Başını, kendisine bakan Minho'ya doğru çevirdi Felix. "Yani... Hatırladığıma ve bunu itiraf ettiğine göre dün sabah bana tuhaf davranmanın sebebi o geceki öpücük müydü?"

"Sana tuhaf mı davrandım?"

"Tabiki! Yüzüme bakmamak için sürekli ayrı bir çaba gösteriyordun. Bir şey söyleyecek gibi olup sonra da neyse diyerek gidiyordun Minho."

Behind The Light | MinlixHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin