1.5

330 56 19
                                        

Eve geldiklerinde Minho arabayı durdurdu hemen kapının önünde. Aralarında bir sessizlik olmuştu. Minho, Felix’in arabadan inmesini beklerken Felix'in hiç inmeye niyeti yoktu. Komiseri bırakıp gitmek istemiyordu çünkü. Ayrıca evde onu bekleyen bir Jisung vardı ve ne kadar anlatmak istemese de o bir sorun olduğunu anlayacaktı.

Yolda bir kere Chan aramış ve olay yerindeki sıvıyı alıp analize gönderdiklerini söylemişti. Eğer Chan olayın bu kadar içindeyse Jisung da ya öğrenmişti ya da öğrenmesi an meselesiydi.

"Felix hadi geç eve. Bütün gün burada bekleyemeyiz değil mi?"

Omuz silkti küçük olan. Elleri kucağındaydı. Kapıda olan gözlerini Minho'ya çevirdi. Bir anlığına gözleri Minho'nun bandajlı olan koluna değdi. "Gitmek istemiyorum."

"Ne demek istemiyorum?

"Seni yalnız bırakmak istemiyorum işte. Dikkat etmezsin sen koluna. Hatta ben süreyim arabayı yer değiştirelim." Bu sefer yer değiştirmek için kemerine uzanan Felixi elini uzatıp durdurdu Minho. İğne olmuş olsa da hala ağrısı vardı ve midesinin bualndığını hissediyordu.

Derin bir nefes alıp yutkundu. Felix'i ikna etmek adına ne söyleyebileceğini düşündü çok kısa bir anlığına. "Felix, ben gerçekten iyiyim tamam mı? Senin şu an eve gitmen ve güvende kalman lazım. Benim de karakola gitmem lazım. Anlıyorsun beni değil mi? Sen yanımda olduğunda bana herhangi bir faydan dokunmayacak ki."

"Ama kötü hissediyorum. Benim yüzümden burada acı çekerken evime gidecek olmak beni rahatsız ediyor."

Olumlu bir cümle beklerken yeniden inkar cümlesi duyduğunda içinde oluşan siniri tutmaya çalıştı. Bu sinir tabii ki Felix'e karşı değildi. Sadece bu akşam kendini çok yorulmuş hissediyordu ve Felix'in bu inat halleri onu daha da yoruyordu. "Lütfen eve gider misin? Kalbini kırmak istemiyorum tamam mı? Chan'ı arayacağım yoksa ve Jisung'a gelip seni almasını söylettireceğim."

Bu ufak çaplı tehdite karşı kucağındaki ellerini kemerine çıkardı Felix. Minho onun kemeri çözüp inmesini beklerken o kemere sıkıca tutunup hızla başını iki yana sallamakla yetinmişti.

Bir derin nefes daha bıraktı arabanın içine Minho. "Tanrı aşkına..." kendi kendine söylenip arabadan inerken Felix hala oturuyordu yerinde. Minho arabanın etrafında dolaşmış ve Felix'in kapısını açmıştı. "İn hadi, ben de seninle geliyorum."

Gözlerini kıprıştırdı sarı saçlı. Kapısını açan adama uzun uzun bakarken Minho dayanamayıp öne eğilmiş ve kemerini çözmüştü. "Hadi." dedi yeniden aceleci bir tavırla. Daha fazla inat etmekten vazgeçen Felix ise arabadan inmişti.

İkisi birlikte apartmana girip dairenin önüne geldiklerinde Minho zili çaldı. Çok değil yalnızca birkaç saniye içinde açılmıştı kapı. "Ah sonunda! Lix meraktan ölüyordum." arkadaşını kolunda tutup kendine çektiğinde sıkıca sarıldı ona. "E ben seni arayıp söyledim ya Minho'ylayım diye."

"Chan'la konuştum." dedi kısaca. Gözleri Minho'ya çıktığında kapıyı biraz daha aralayıp ikiliyi içeri davet etti. "Ben girmeyeyim. Felix'i bırakmak için geldim sadece." diyen Minho ile ayakkabılarını çıkarmış içerideki Felix anında arkasını döndü. "Hayır, lütfen. Bana geleceğim dedin. İçeri gel biraz dinlen Minho."

Behind The Light | MinlixHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin